Erkek kahvesi

Dostlar.

Güzel bir hikaye gönderdi arkadaşım.

Sizlerle paylaşmamak olmazdı.


Buyurun hikayeye;

Şehirde yaşayan Ahmet Ağa yaylaya çıkmış.

Şehirdeyken birlikte yaşadığı arkadaşları özlemişler,

“Şu Ahmet Ağa’yı bir ziyaret edelim” demişler.

Atlarına bindikleri gibi yaylaya koyulmuşlar.

Sora sora

Ahmet Ağa’nın bulunduğu çadırı bulmuşlar.

Çadırın dışında atlarından inen arkadaşları,

Çadıra doğru eslenmişler.

“Ahmet Ağa, Ahmet ağa...” diye.

Çadırın içinden bir kadın çıkmış,

“Buyurun efendiler” demiş.

Misafirler,

“Ahmet Ağa’nın çadırı burası mı kardeşim?” demişler.

Kadıncağız,

“Evet buyurun” demiş.

Misafirler.

“Biz kendisini ziyarete gelmiştik” demişler.

Kadın tekrar;

“Ahmet Ağa burada değil” demiş,

Misafirler,

“Eyvah... bunca yolu boşuna geldik desene..” demişler.

Kadın bu defa:

“Ne için aramıştınız?” demiş.

Misafirler:

“O bizim arkadaşımız, kendisini özledik ziyaretine gelmiştik. O halde kendisine selamlarımızı söylersiniz. Biz geri dönelim” demişler.

Kadıncağız bu defa:

“Onca uzak yoldan geldiniz. Gitmek olur mu. Burada değil dedimse de çok uzakta değil. Gelir birazdan. Buyurun çadıra gelin” demiş.

Misafirler , atlardan inip çadıra girmişler.

Kadın misafirlere kahve ikram etmek istemiş,

Ama mutfakta kahve var, fakat şeker yok.

Kalmamış.

Asaletli kadın,

Kendi kendine düşünmüş,

“Yahu ben şekerin eksikliğini hissettirmeden, kocamın arkadaşlarına mahcup olmadan bu kahve içinden nasıl çıkarım” diye düşünmüş.

Kadın misafirlerin yanına dönerek,

“Kardeşler ben size birer yorgunluk kahvesi ikram etmek isterim.

Ama kahveniz,

Şekerli mi olsun?

Az şekerli mi olsun,

Yoksa ERKEK kahvesi mi olsun?” demiş.

Misafirler,

Bu sözün karşısında,

Elbette ki,

Şekerli kahve isteye bilir mi?

Tümü, “ERKEK Kahvesi olsun bacım” demişler.

Kadın mutfağa giderek acı kahveyi pişirip getirmiş,

İkramda bulunmuş.

Kahveler içilmiş, Kadın fincanları toplarken,

Ahmet Ağa’da çıka gelmiş.

Bakmış ki arkadaşları.

Çok sevinmiş,

ama 8-10 kahve fincanını da görünce,

Şok olmuş.

Çünkü evde şekerin olmadığını o da biliyor.

Hoş, beş sonrası mutfağa karısının yanına giden Ahmet Ağa,

“Hanım evde şeker yoktu. Sen bunca kahveyi nasıl yaptın? Allah aşkına bi de hele” demiş.

Kadın’ da yaptığını söylemiş.

Adam,

“Allah senden de evinden de, ecdadından da, seni doğurandan da razı olsun” demiş.

Hikaye bu ya.

Şimdi bu kadın,

Misafirlere deseydi ki,

“Beyler hoş geldiniz, ama sizin bu arkadaşınız sorumsuz, evde ne şeker var ne başka bir şey. Ne yapacağım şeker yerine ne koyacağım kahveye” deseydi.

Misafirler gittikten sonra evde huzursuzluk baş gösterecekti.

Ne kadar güzel yapmış,

Eksiği gidermiş,

Huzuru devam ettirmiş.

Allah ailelerin birlik ve beraberliğini devam ettirsin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Editör'ün Kaleminden - Mesaj Gönder

# kadar

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler NetGaste editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NetGaste değil haberi geçen ajanstır.