Maun suresinden günümüze

Saygıdeğer okuyucularım,

Kur’anın son bölümlerinde yer alan ve halk arasında namaz sureleri diye bilinen surelerden biri de Mâûn Suresidir. 7 ayetten oluşmaktadır.

Mâûn, en küçük bir yardımdan toplumsal sorumluluk olan zekat ibadetine kadar tüm yardımlaşma müesseselerini kapsayan bir anlam genişliğini ifade eder.

Surede, biri Allah’ın dinini, nimetlerini ve hesap gününü inkâr eden nankör; diğeri amellerini gösteriş için yapan riyakâr olmak üzere iki tip insan tasvir edilmektedir.

Bu Sure bireysel ibadetin sosyal yükümlülüklerle kopmaz bir bağa sahip olduğunu dile getiriyor. Yani ibadet bireysel değildir, ibadetler şahsi değildir. İbadetin toplumsal bir boyutu vardır. Allah’ın hakkı ile kul hakkının ayrılmazlığını vurguluyor Sure. İlk 3 ayet birey toplum ilişkisini, son 3 ayet birey Allah ilişkisini, ortadaki ayet ise bu ikisini birbirine bağlıyor. 

Surenin baş kısmında toplumun iki zayıf grubu olan yetim ve yoksullardan bahseder. Yetimi ve yoksulu gülmeyen, itilen, kakılan bir yerde huzur olabilir mi?

Gördün mü dini yalan sayanı? İşte odur yetimi itip kakan, Ve yoksula yedirmeyi özendirmeyen!

Ayetteki din kelimesi, bilinen anlamı yanında “Allah’ın hükmü” veya “ahiret günü, uhrevî yargı, karşılık, ceza ve mükâfat ” manasında da anlaşılabilir. Ancak bunların birini inkâr eden diğerlerini de inkâr etmiş olacağı için sonuç değişmemektedir.

Dini inkâr edeni nasıl bileceğiz?

Kur’anın haklarının korunması hususunda en çok üzerinde durduğu kesimlerden biri yetimlerdir. İnsana saygının, hakka saygının en büyük göstergelerinden biri yetime saygıdır. Çünkü yetim savunmasız, güçsüz, hakları elinden kolayca alınabilecek zayıf bir kişidir. Mazlum ve mağdurdur. Himaye etmesi gerekirken onun elindekine göz diker ve iç eder. Ancak Rabbimiz dehşetli bir uyarıyla “yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, aslında karınlarına sadece ateş doldurmuş oluyorlar. Onlar pek yakında dehşetli bir ateşe gireceklerdir."(Nisa Suresi, 10) buyurmaktadır.

“Çünkü o, yüce Allah’a iman etmezdi. Yoksulu da doyurmaya teşvik etmezdi.” (Hakka Suresi, 33-34) Bu surede yoksulu doyurmamak Allaha iman etmemekten hemen sonra geliyor.

Hayır, hayır; aksine, siz yetime ikram etmiyorsunuz. Yoksula yedirmek için de birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. (Fecr Suresi, 17-18)

Buradaki çoğul ifade bu görevin kişisel olmaktan çıkıp toplumsal bir boyut kazandığını, sorumluluğun tüm topluma ait olduğunu ortaya koyar.

Demek ki iman, aynı hayatı paylaştığımız insanlara karşı sorumluluk yüklüyor. Cennete gitmek için bu sorumluluk köprüsünden geçeceğiz.

Bu ayetler, bir taraftan bu tür davranışlar sergileyenleri kınarken diğer taraftan da gerçek dindarları yetim ve yoksullar gibi himayeye muhtaç olanlara yardım etmeye özendirmekte; ihtiyaç sahiplerine yardım konusunda başkalarını teşvik etmenin, hatta bunun için hayır kurumları oluşturarak sosyal yardımı daha verimli, düzenli ve sürekli hale getirmenin gereğini vurgulamaktadır.

Yukarıda insanlara karşı insanlık görevini yerine getirmeyenler kınanmıştı; şimdi ise Allah’a karşı gerçek anlamda kulluk görevlerini yerine getirmeyenler eleştirilmektedir.

Vay haline o namaz kılanların (ibadet edenlerin) ki, Onlar namazlarının (ibadetlerinin) özünden uzaktırlar. Onlar halka gösteriş yaparlar. Hayra da engel olurlar.

Her ne kadar burada Mekkeli müşriklere hitaben uyarı yapılmışsa da aynı durumun bizler için de bir ikaz olması pekâlâ mümkündür. İslam âlimleri burada Müslümanlara da hitap olduğu görüşündedirler. Namazlarına önem vermeyen, aldırmayan, doğru-dürüst kılma­yan, âdet olsun diye kılan, namazı ciddiye almayanlar, başka şeylerle meşgul olmayı namaz kılmaya tercih edenler veya eğlence türünden kılanlar ifade edilir.

Bir kimsenin namazı ciddiye almamasının, namaz kılıyor görünse bile onun özünden uzak kalmasının önemli bir sebebi, 6. ayette riya kavramıyla ifade edilen “halka gösteriş yapma” eğilimidir. Riya, özellikle dinî davranışlarla ilgili bir terim olup “bir kimsenin, kendisinde bulunmayan dinî ve ahlâkî bir meziyeti, bir erdemi varmış gibi göstermesi, iyilik yapıyormuş gibi görünmesine rağmen yaptıklarıyla –iyiliğin din ve ahlâktaki karşılığından öte– maddî veya manevî bir çıkar amaçlaması” anlamına gelir. İşte ayette bu tutum eleştirilmektedir.

Surede dikkati çeken önemli bir nokta şudur: İbadetlerde şekil şartları da vazgeçilmez olmakla birlikte, en az şekil kadar özen gösterilmesi gereken husus, imanla birlikte niyet, ihlâs, huşû, takva gibi kavramlarla ifade edilen öz ve içeriktir.

Burada namaz kılmalarına rağmen kınananların olumsuz tutumlarına üç örnek sıralanmıştır:

a) Namazlarının özünden uzak olmaları,

b) İbadetlerinde halka gösteriş yapmaları,

c) Hayra engel olmaları.

Bu, zekât gibi bir görev olabileceği gibi, komşunun suyunu, çok küçük bir ihtiyacını engellemek anlamına da gelir.

Surede dikkati çeken diğer önemli bir nokta da Allah’a gönülden ibadet etmekle yardımlaşma ve dayanışmanın dindarlıkta birbirinden ayrılmazlığının vurgulanmış olmasıdır.

Zekât, tam resmi bir kamu hakkıdır, resmi kamu mal ve imkânıdır. Zekât, hem toplanması hem de sarf edilmesi bakımından kamu hakkıdır. Zekât, bir şemsiye kavramıdır. Bütün kamu hak, mal ve imkânları zekât kavramı içinde saklıdır.

Bu surede ifade edilen yetimi itip kakma, ona şefkat göstermeme ve onu yedirmeye teşvik etmeme, namazdan gaflet, amellerle gösteriş yapma ve ihtiyaçları engelleme gibi davranışların hepsi, ceza ve hesabı yalanlayanın niteliğidir.

Sonuç olarak bu sure bizlere diyor ki, Müşrik ve inkârcılar gibi olmak istemiyorsan bu surede sayılanların tersini yapacaksın.

Sakarya İl Müftüsü

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Başiş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NetGaste editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NetGaste değil haberi geçen ajanstır.

03

sait faik - Önce Diyanet siyasetten arınmalı, siyasetin emrinden çıkarılmalı.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 14 Ocak 17:11


Anket Sizce erken seçim olur mu?