Kira meselesi

Yıllar önceydi,

Çark Caddesi Lüleci Sokaktaki evimizden taşındıktan sonra

Kiraya verdik.

Önceliğimiz,

Kiracı zihniyetiyle değil, iyi bir kiracı ve iyi bir aile olmasıyla evimize kiracı arıyorduk.

Çünkü yıllardır birlikte yaşadığımız komşularımız vardı.

Vebale girmek doğru olmazdı.

Sonunda bir aile geldi.

Drama yaptı,

Biz de evi verdik.

Daha iki ay geçmeden, kalorifer peteklerinin sadece birini açtıklarından kombiyi patlattılar.

Değiştirdik.

Kirayı almadan gittik yeni kombi aldık!

Gelirleri vardı.

Emekli (karı-koca) idiler.

Ama kirayı aksatmaya başladılar.

Evde prizi yakmışlar.

Kiradan kesmek istediler.

Hiçbir gün kirayı tam aldığımı hatırlamıyorum.

Her defasında,

O günün koşullarında kira 20 lira, 40 lira kesintiye uğruyordu.

Ses çıkarmadık.

Ardından bir gün çıkmak istediler.

Eyvallah’ dedik.

Depozito almamıştık.

Buna rağmen son ay kirayı vermeden çıktılar.

Ne helallik aldılar ne başka bir şey.

Sonra, küçük kız çocuğu olan bir bayana evi kiraladık.

Kira ödeniyor,

Sorun yoktu.

Bir gün lavoba tıkanmış,

Beni arıyor,

Yaptırdık.

(Ki, bu kadar basit bir sorun için beni araması anlamsızdı) 

Ardından,

Komşularım,

Çeşitli nedenlerden dolayı bana şikayet edince,

Kendisinden evi boşaltmasını istedim.

Sağ olsun zorlamadan boşalttı.

Ardından evli bir çifte evi kiraladık.

Bu çift de bir iki ay kaldıktan sonra kirayı aksatmaya,

Telefonlarımıza çıkmamaya başladı.

Ardından ‘Eve haberim olmadan çivi dahi çakmayın’ dememe rağmen,

Duvarı kırarak

Klima takmaya kalktılar. 

Eve gittim,

Yapamazsınız, müsaade etmiyorum’ dedim.

Uygunsuz şeyler vs. gibi nedenlerle

Onların da komşularla sorun yaşadıklarını öğrendim.

Tartıştık,

Onlara da evi müsait zamanda boşaltmaları ricasında bulundum.

Daha birkaç gün geçmeden,

Tartışan karı-koca(belki de değillerdi!)

Balkonda birbirlerinin eşyalarını yaktılar.

Her gün kavga-gürültü…

İtfaiye geldi.

Allah’tan yangın büyümeden söndürülmüştü.

Tabi az da olsa hasar oluştu.

Çok geçmedi.

Birkaç ay kira vermeden onlar da evi terk ettiler.

Sonra yine iki delikanlı,

Sakarya Üniversitesi’de okuduklarını ve yetim olduklarını dile getirdiler.

O günün koşullarında 

Kendilerine yardımcı olduk.

Kirayı yarı yarıya indirdik.

İki ay da kira almadık.

Evde oturmaya başladılar.

Ama kira ilk aydan gecikmeye başladı.

Telefon ediyoruz

Çıkan yok.

Komşular uyarıyor,

Dinleyen yok.

Harala gürele,

Biz yetimiz, bize acı ağabey ‘diyen öğrenciler bir yıl boyunca evde oturdular.

Aldığım kira iki veya üç olmuştur.

Zor bela evden çıkardık.

Eve büyük hasar vermişlerdi.

Mutfak mermerini kırmışlardı,

Dolap kapaklarının çoğu kullanılamaz haldeydi,

Su tesisatı arızalanmıştı.

Elimde sözleşmeleri ve senetleri vardı.

Avukat arkadaşa verdim,

Çünkü çok kızmıştım.

Kira almadığımız gibi zarar büyüktü.

Ancak avukat arkadaşım da benim gibi duygusal takılarak,

Bırak, Allah’ından bulsunlar. Madem yetimmişler… Değmez” dedi.

Sonra ne mi yaptım?

Yemin ettim ve

Asla ve kata kiraya vermeyeceğim ‘ dedim.

Evi onardım

Ve satılık levhasını astım.

Çok sürmedi sattım.

Hala aynı kanaatteyim.

Bilmiyorum, ya benim şansım yoktu

Ya da iyi kiracıya denk gelemedik.

Elbette,

İyi kiracılar,

Helal süt emmiş insanlar var.

Ben de zamanında kiralarda kaldım.

Allah şahit her ev sahibimle helalleşerek ayrıldım.

Ama, nedense bana benim gibi bir kiracı düşmedi.

Şimdi ülkede üniversitelerin açılmasıyla başlayan kira sendromuna değinmek istiyorum.

Evet kimi kiracılar gerçekten insafsız.

Hatta bazılarında ahlak sorunu bile var. 

İnsan demeden edemiyor:

Hiç mi evladınız, yeği,eniniz, yakınınız kiracı olmadı?” diye..

Zaten güç bela üniversitelerde okumaya çalışan öğrenciler,

Ev kiralarının,

Apartların fahiş fiyatla kiralanması karşısında 

Çaresiz!

Allah’tan devlet gecikmeli de olsa soruna el koydu.

Valilikler,

Belediyeler, misafirhanelerinin kapılarını geçici de olsa öğrenciler için ücretsiz araladı.

Ama bu geçici bir çözüm tabi.

Diğer taraftan,

İstanbul’da toplamda 61 üniversite var.

18 üniversite ise bir ilçede.

Çoğu da vakıf üniversitesi.

Devletimiz bu vakıf üniversitelerine, 

Üniversite açıyorsun ama yurt yaptın mı? Aynı ilçede nüfusa göre iki üniversite olmaz. Başka yere aç. Sonra yurt sorunu, trafik sorunu olur” demiyor.

Denetim yapmıyor. 

Ardından ise olan oluyor.

Bizim Sakarya’da da durum çok farklı değil.

İlçelere fakülteler yayılmış durumda.

Ancak,

SAÜ ve SUBÜ kampüsleri Serdivan’da.

Yüzlerce,

Binlerce yurt,

Apartlar,

Evler var.

Fakat yetmiyor,

Yetemiyor.

Gençlik Spor Bakanı Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu:

Dünyanın en modern yurtlarının sahibiyiz. Her alanda yüksek kaliteye sahibiz” diyor.

Haklı.

Arifiye’ye gittim gördüm.

2 Bin kişilik yurt var ve

Muhteşem.

İçinde bir yüzme havuzu yok.

Spor kompleksi,

Kütüphaneler,

Boks ringi bile var.

Müzik odaları,

Dinlenme odaları,

İnsanın içinde kalası geliyor.

Keza, SAÜ bünyesindeki KYK yurdu da ona benzer.

Öğrenci, böyle güzel yerlerde evini aramaz.

Sorun,

Yetmeyişi ve

Yetersiz oluşu.

İstatistiklere göre,

3 Milyon 800 öğrenci var.

Bunun 700 Bini KYK yurtlarında kalabiliyor.

Aradaki açık çok büyük. 

 

Güzel söz:

Bu dünyaya kiracı gibi yerleş,

Ev sahibi gibi yerleşirsen gitmesi zor olur.

Abdülaziz Bekkine

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necdet Başoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NetGaste editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NetGaste değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce erken seçim olur mu?