İmtihanlardan biri evlat

Allah ise, büyük ecir O’nun katında olandır (Teğâbun Suresi, 15). buyurulur. Yukarıda mealini verdiğim iki ayetin telaffuzu hemen hemen aynıdır. Bu iki ayette de imtihan olarak tercüme edilen kelime “fitne” kelimesidir. Fitne Türkçede “azdırma, baştan çıkarma, karışıklık, fesat, arabozuculuk, karıştırıcılık anlamlarına gelir.Ancak Arapçada sınamak, denemek, imtihana tabi tutmak anlamındadır. En güzel tariflerden biri ise, kalp imtihanı şeklinde olabilir.

Mal ve evlat yalnızca imtihan sebebi olarak görülmez. Aynı zamanda dünyanın değerli süsleri olarak kabul edilir. Kehf suresi 46. Ayette “Servet ve oğullar, dünya hayatının süsüdür; ölümsüz olan iyi işler ise Rabbinin nezdinde hem sevapça daha hayırlı, hem de ümit bağlamaya daha lâyıktır.” Buyurulur. Dünya hayatının süsü olarak görülen mal ve evlat bu ayette bizlere Allah’ın bir ikramı olduğu bildirilir.

Bugünkü yazımızda bu iki imtihan sebebinden biri olan evladın imtihan oluşunu işleyelim.

1) ÇOCUĞUN OLUP OLMAMASIYLA İMTİHAN

Aile hayatının amaçlarından biri de neslin devamı ve faydalı evlat yetiştirmektir. Ancak Kur’an evlat talebiyle ilgili ayetlerde 2 hususa dikkat çekmektedir a) çocuk nimetini verenin Allah olduğunun bilinmesi, b) verilecek çocuğun salih ve hayırlı bir evlat olmasının niyaz edilmesidir.

Şura Suresi 49 ve 50. Ayetlerde “Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. Dilediğini yaratır. Dilediğine dişiler armağan eder, dilediğine de erkek armağan eder. Veya erkekler ve dişiler olarak çift verir. Dilediğini de kısır bırakır. Gerçekten O, Alîm’dir her şeyi bilendir., Kadîr’dir her şeye gücü yetendir.” Buyurulur.

Günümüzde tüp bebek benzeri tedaviler uygulanarak sonuç alınmakta ve insanlar çocuk sahibi olabilmektedir. Spermin babadan, yumurtanın da anneden olduğu ve hamileliğin de annede gerçekleştiği tedavi yöntemleri dinen caiz olmaktadır. Fakat spermi verenin belli olmadığı (sperm bankası vb) yumurtanın anneden olmadığı ve taşıyıcı annelik gibi uygulamalar dinen caiz değildir.

Tüm meşru yöntemleri denemesine rağmen çocuk sahibi olamayanlar ise sürekli dua etmeli ve sabretmelidirler.

2) SAĞLIKLI VEYA ENGELLİ OLMASIYLA İMTİHAN

Kişinin bazı kabiliyetleri kullanamaması veya kaybetmesi ve bu sebeple yardıma muhtaç durumda olması halidir. Bu engellilik hali zihinsel veya fiziksel olabileceği gibi hem zihinsel hem de fiziksel olabilmektedir.

Aileler bu durumun Allah’ın takdiri olduğuna inanması ve bu dünyadaki imtihanları olduğunun bilincinde olması gerekir.

Duruma isyan edildiği takdirde yaratıcıya isyan etmiş olacaklarını unutmamalıdırlar.

3) ERKEK VEYA KIZ OLMASIYLA İMTİHAN

Biz insanlar neyin hayır neyin şer olduğunu bilemeyiz. Yavrumuzun erkek veya kız olmasının gelecekte bize ne gibi iyilikler ve sıkıntılar getireceğini şimdiden anlayamayız.

Cahiliye döneminde bir ailenin ilk çocuğu kız olursa bunu uğursuzluk sayar ve onu diri diri toprağa gömerlerdi. İlk çocuk erkek olduktan sonra diğer çocukların kız olmasının herhangi bir mahzuru yoktu. Bu durum Nahl suresi 58 ve 59. Ayetlerde

“Onlardan birine kız müjdelendiği zaman öfkelenmiş olarak yüzü kapkara kesilir. Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı kavminden gizlenir. Onu, aşağılık duygusu içinde yanında mı tutsun, yoksa toprağa mı gömsün! Bakın ki, verdikleri hüküm ne kadar kötüdür!”

Tekvir Suresi 8-9 da da “Diri diri toprağa gömülen kıza sorulduğunda: “Hangi suçtan dolayı öldürüldü?” buyurulur.

Peygamberimiz 2 ve 3 kız çocuğunu yetiştirene müjde veriyor. Bakın erkek çocuğu için aynı müjde yok. Demek ki kız çocuğunu yetiştirmek zor ama ödülü cennet.

Günümüzde erkek çocuğu doğurmadığı gerekçesiyle eşine zulmeden müslümanlar önce Allaha imanını sorgulamalıdır.

4) YETİŞTİRİLİP YETİŞTİRİLMEMESİYLE İMTİHAN

Bu dünyaya gelen her çocuğun yetiştirilmesi konusunda ailenin sorumluluğu vardır. Hiç kimse saldım çayıra mevlam kayıra anlayışıyla evlat yetiştirdim diyemez. Rabbimiz bize bu sorumluluğu Tahrim suresi 6. Ayette hatırlatmaktadır. “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailelerinizi yakıtı insanlar ve taşlar olan o ateşten koruyun.”

Peygamber efendimiz bir hadis-i şeriflerinde “bir babanın evladına bırakacağı en güzel mirasın iyi bir eğitim” olduğunu söylediğini biliyoruz.

Şimdi kendimizi bu dört madde hususunda değerlendirelim, biz hangi aşamadayız. Hangi maddede tökezliyoruz. Evlat imtihanının tüm aşamalarını geçip gönül rahatlığıyla sorumluluklarımızı yerine getirdiğimizi söyleyebiliyor muyuz?

Ne dersiniz?

Sakarya İl Müftüsü

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Başiş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NetGaste editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NetGaste değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce erken seçim olur mu?