10 soruda aşı

Bir saati geçkin olan bu videoyu

Şaşkınlıkla

İbretle!

Pür dikkat izliyorum.

Amerika’da Türkiye’nin gururu,

Mikrobiyolog,

Eski bir NASA çalışanı,

NOBEL Tıp ödülü adayı

Türk Bilim İnsanı

Prof. Dr. Neval Çitçioğlu Banes

 

Bakın neler söylüyor:

Aşı olanlar, 

Covid’e karşıydı covid’den öldü?’diye bekliyor.

En çok da bunu basın bekliyor.

Aşı karşıtları da

Aşı olup da ölenler için,

Bak, aşı oldu ona rağmen öldü’ diye beklemeye başladılar.

Bu psikoloji ile mutlu toplumlar mı yaratıyorsunuz?

Nasıl oluyor da,

Falanca ülkenin aşısı,

Filanca ülkede kabul edilmiyor.

Ben gideceğim ülkeye göre mi aşı olacağım?

 

Milyarlarca insana aşı yapıldı.

Yapıldıktan sonra bu insanlara

Virüs taşıyabilirsiniz dendi mi?dendi,

Hasta olabilirsiniz dendi mi?” dendi.

Ama hafif atlatırsınız” dendi.

Maske takın” dendi mi?

Evet dendi, 

Başkalarından yeniden virüs kapabilirsiniz” dendi.

O nedenle,

Sizin aşı olmanızın, benim olmamamın size ne zararı var?

Zaten bulaşsa bile siz hafif geçireceksiniz.

Kimi de, “Yahu arkadaş bıkmadınız mı bu hayattan. Aşı olun da kurtulalım” diyor.

Bu defa aşı olma oranlarının yüzde 90’a ulaşması isteniyor.

bu arada, DSÖ;”Bu virüs aşı ile bitmeyecektir” açıklamasında bulundu.

 

İnsan ömrü ne kadar biliyor musunuz?

29 Bin ile 30 Bin saat.

Hep yıl olarak bakıyoruz. 

Pandemiden beri hayatımızdan 600 saat çalındı.

Kelebek gibi yaşamımız çalındı. 

Unuttuk ölümle boğuştuğumuzu.

Hepimizin insan olarak gelecek nesile karşı

Sorumluluğumuz var.

Bu sorumluluk birbirimizle çekişmemizle bizi bir yere götürmeyecek.

Kimler susmalı biliyor musunuz?

Artık bilim insanı susmalı.

Halkın sesi yükselmeli.

 

Aşı olanlarla,

Olmak istemeyenlerle,' olup ne oluyoruz?' Diyenlerle hep beraber, 

Yüzümüzü otoritelere dönerek soru sormamız gerekirse,

Ne sorardık?

Ben bunları kaleme aldım ve sizlerle paylaşmak istedim.

10 soru çıkardım.

İşte onlar:

1-Dünyada o kadar kaos, daha önceden çıkan pandemiler ve bunlara rağmen açlıklara, dünyada insanlığı tehdit eden tehlikelere rağmen hiçbir konuda söz birliği yapmazken, ilk defa bu konuda söz birliği yaptınız. 

Siz muhalefet liderleri nasıl oldu da aynı seste, aynı konuda konuşabiliyorsunuz?

2-Koronavirüs olayına Dünya Sağlık Örgütü DSÖ olarak çıkıp dediniz ki, 

3 ayda da olabilir, ama tercihen 6 ayda bir aşı olmak gerekecek” dediniz. 

(Gribal enfeksiyonlar için yılda bir kez Ekim ayında aşı önerilir)

Aşılama 6 ayda bir yapılmaz, çünkü yapılan sık aşılamalar, bağışıklık sisteminin son derece zayıfladığı, savaşçı hücrelerin azaldığını gösterdikleri için grip aşıları da 6 aylık korumaya sahip oldukları halde yılda bir aşı önerilir. 

Şimdi ne oldu da yeni bir aşı sistemiyle bizleri hele de bu süreçte tokatlamayı planlıyorsunuz?

Ben herkesi kol kola girmeye davet ediyorum. Çünkü birçok aile bireyim aşılı.

3-İnsanlık yıllardır birbiriyle savaş halinde. Siyah var, beyaz var. İnsanlık tarihinde ilk kez sabah uyanıp, akşama kadar birilerinin ölmesini bekledik.

Aşı olanlar, olmayanlardan 'birileri ölse de' Tweet atılsa diye bekledi.

Aşı sorgulayan, aşıya karşı olanlardan birileri ölse de, 'aşıya rağmen öldüler' diye Tweet atsak diye bekledi. 

Sayın otorite sahipleri hangi hakla, insanlara bu hasta psikolojisini yükleme girişimine devam etmektesiniz?

Siz hangi hakla birbirimizin ölmesini isteyecek psikolojiye bizi itiyorsunuz?

Bizi covid’den kurtarabilirsiniz. Bu hasta psikoloji ile mutlu toplumlar mı yaratıyorsunuz?

4-Dünyanın çeşitli ülkelerinde değişik aşılar üretildi.

Hepsinin de ana kaynağı bu virüse karşı antikor üretmek üzere.

Nasıl oluyor da falanca ülkenin aşısı, filanca ülkede kabul edilmiyor?

Bütün liderler bir araya geldiğinizde niçin bunu görüşmüyor, masaya yatırmıyorsunuz?

Ben gideceğim ülkeye göre mi aşı olacağım?

5-Dünyanın bir çok yerinde pankartlar görmeye başladık. Bilboardlar var.

12 Yaşlarında genç bir çocuk üzerinde bir yazı; “Ben ailemin yanında kalmak zorunda değilim. Bana en iyi şartları verecek yerde büyümek benim seçimim”!

Kanada’da, İngiltere’de sağlık bakanlarının ağzında, “Ben çocuklarıma aşı yaptırmak istemiyorum “ diyen ailelere yanıt;

Bunlar sizin değil devletin çocukları!”

Sayın politikacılar, yöneticiler, otorite sahipleri;

Aile kavramını mı değiştiriyoruz? Çocukları eğitimden mi alacaksınız? Çocuklar mı karar verecek, ‘Ben şu anne baba ile değil, bu anne baba ile yaşamak istiyorum’ diye”

Bizim insan olarak değer verdiğimiz aile kavramını değiştirme kavramını bize söylermisiniz?

6- Dünyada iklim değişiklikleri vardır.

İnsanlar arasında kültürel değişiklik vardır.

Yaşam değişikliği var, nüfus değişikliği var, kültürel değişiklikler var.

Nasıl oluyor da tüm bu farklılıklara göre bir düğmeye basılmış gibi insanlar ölmeye başlıyorlar?

Aynı anda grafik aşağıya iniyor.

Aşılama oranları farklı olduğu halde nasıl oluyor da kimi insanların ölümlerinde pik yaşanıyor. 

Yani sonuçlarla filan mı oynuyorsunuz?

7- İnsan ömrü ne kadar biliyor musunuz? 

Hayatımızdan onca zaman pandemiden beri çalındı.

Niçin Devlet büyüklerini Monoklonal antikorlar ile

Tedavi ediyorsunuz da, halka yok.

Buna bizim ülkemiz de dahil.

Bu arada yapılan araştırmalarda bu hastalıktan ölenlerin onda dokuzunda D vitamini eksikliği var. 

Neden bu hastaların vitaminlerine bakılmıyor?

ABD Başkanı Biden Monoklonal antikorların yurt dışına satışını yasakladı.

Neden peki?

Niye diye bunu sormamız lazım?

8- Koronavirüs çıktığı günden beri sürekli söylediğim bir şey var, “Nasıl kurtulabilirsiniz? Nasıl korunmanız lazım?” dersleri verdiğim için danışman olarak orda herkese anlattığım bir şey vardı.

Bu virüs en çok dışkıda vardır.

En çok tuvalet yolu ile bulaşır. 

Neden halka tavaletler aracılığıyla bu virüsün bulaşıldığı hakkında bilgi verilmedi?

Bir çocuk sınıfta, okulda pozitif çıkıyor, sınıfı tamamen karantinaya alıyorsunuz.

Bu çocuk tuvalete gitmedi mi okulda?

Gitti.

Arkadaki siz değerli danışmanlarınız size söylemedi mi sayın otoriteler?

Söylemedilerse, neden söylemediklerini sorar mısınız?

Düşünün:

Tuvalete gireyim maskemi takarak‘ diyen kaç kişiyiz?

Tuvalete girip rujumu süreyim’  diyen kaç kişiyiz?

Bu kadar önemli bir konu nasıl atlandı?

Koronavirüs uzmanıysanız, ilk bilmeniz gereken şey;

En uzun şeyin dışkıda kalmasıdır!

Bundan nasıl bahsedilmedi?

Neden bu önemsenmedi?

Koronanın yaygın olduğu yerlerde, tuvaletlerde dahi maske takılmasını kesinlikle öneriyorum!

Her şeyi kuralına göre yaparsanız eğer, insanlarda ne solunum sıkıntısı ne solunum sorunu yaşarsınız,

Ne akciğer sorunu yaşarsınız,

Ne de enfeksiyonun yayılmasına sebep olursunuz.

9-Halklara uygulanan tedbirler, neden ülke ziyaretçilerine, turistlere uygulanmıyor?

Bu ABD’de de diğer turistik ülkelerde de bizim ülkemizde de geçerli. Ne maske kısıtlaması var ne PCR zorunluluğu var.

Enteresan bir dengesizlik var maalesef.

Araştırma yok, denileni yapma var.

Denileni yapıp, orada kalıyorsanız, görevini yerine getiren askerden hiçbir farkınız yok.

10-İnsanlık yanlış uygulamalarınızdan dolayı son derece kutsal mesleği olan hekimlere karşı bir güvensizlik ve tepki oluşturdu. 

Buna ne hakkınız var?

Niçin hekimleri adeta öne ittiniz?

Böylesi bir mesleğin gururu ile oynamaya ne hakkınız var?

Çok değerli Nobel Tıp ödülü almış binlerce yayını olan nice buluşlara imza atmış, çok saygı değer bilim insanlarını itibarsızlaştırdınız.

Bunu tamir etmek için ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Buna ne hakkınız var?

Bu insanların buluşları ile hayatta kalan binlerce insan var. 

Bu insanları itibarsızlaştırmaya ne hakkınız var?

Benim bilim insanı olarak sormam gereken en önemli şey de şu; mRNA testi çok büyük hastalıkların tedavisinde kullanılabilecek. Potansiyeli bu kadar büyük bir tekniği halk gözü önünde korkulu öcü haline getirmeye ne hakkınız var?

Bunu sadece aşılarda kullanmaya ne hakkınız var? Benim için en önemli soru bu.

Bilimi bu kadar tokatlamaya ne hakkınız var?

Daha binlerce soru vardır akla gelebilecek.

Bunlara cevap verebileceklerini sanmıyorum.

 

Yeni dünya düzeni denen şeyde nasıl bir tablo var? Sorusuna verilecek cevap da çok farklı.

Eğer siyasetçi iseniz cevabınız farklı olabiliyor.

Ekonomiste sorarsanız farklı bir yanıt verir.

Bilim insanına sorarsanız, 

Teknolojinin gelişmesinden söz eder o da farklı bir yanıt verir.

 

Ben bilim insanı kişiliğimden sıyrılarak yanıtlamak istiyorum bu soruyu.

Bir vatandaş Neva olarak yanıtlıyorum.

ABD’de benim de sahip olduğum 500 kişilik bir ekibim var.

Türkiye’deki grubum küçük,

20-30 kişi falan.

Fillandiya ve İsveç bağlantım var.

Bir dostluk çevrem var.

Diğer ülkelerin fikirlerini de özümseyip,

Halktan bir insan olarak, 

Bu sıkıntılı düzeni yaşayan biri olarak söyleyeceğim şu:

Yeni dünya düzeni spekülasyonlarla konuşmamıza gerek yok.

Bu düzenin adı ne olursa olsun,

Eğer, toplumlar ayrışma yerine kol kola girme pozisyonuna girer, değerlerini sorgularsa, birbirini kollarsa, bu gelen düzeydeki sancılı geçişlerden daha az etkileneceği inancındayım.

Türk toplumunu bu sınavda, sınıfta kalmış gibi hissediyorum.

Çok çabuk ayrışabiliyoruz.

Biraz Akdeniz kanı da var.

Fevrilik, ondan da kaynaklanıyor olabilir.

Aşırı derecede birbirini itme var.

Ben aşısızım. Ama burada aşılılar ile bir araya geldiğimde kimse bana aşımla ilgili soru sormuyor.

Ülkemiz nasıl bu hale geldi anlamıyorum. 

Dostlar birbirini itmeye başladılar.

Ne ilginçtir ki, bir okul, utanarak söylüyorum,

Bir çocuk el işareti ile ‘aşısız istemiyoruz’ reklamını yaparak da toplumda daha çocukların da ayrışabileceği bir düzene girmeye başladık.

Bir ülkenin ayakta kalabilmesi için çocukların ayrışımı bitirmesi lazım.

ABD’nin en büyük sorunu bu.

Hala siyah-beyaz kavgası var.

Bizim çocuklarımız arasında hiç olmayan bir şeyler olmaya başladılar. 

Ayrışmanın geldiği yerde çökme olur.

Biz toplum olarak kendimize gelmek ve ayağa kalkmamız gerekir. 

Biz çocukluğumuzdan beri büyüklerimize,

Otoriteye saygıyla büyüdük.

Şu anda ağrılı bir dönem içindeyiz.

Ağrılı uyanış içindeyiz.

Güvendiğimiz belli kuruluş ve kurulların hata yapacağını bilmek,

Bundan sonra eğer sorgulamayı hayatımızın her anına getirip, ama sorgularken de kol kola giren toplum olursak ve becerebilirsek o pişirilen şey bizim ülkemizde kotarılamaz.

Her ülke kendisinden sorumlu,

Bir İskandinav ülkesi nasıl kendisini korumaya almışsa, biz ülke olarak da bunu yapabilecek kapasitedeyiz. 

Aşı olanların ‘Bana bir şey olacak mı kaygısı’,

Aşı olmayanların ‘Bu ne zaman bitecek?’ kaygıları sadece birbirimizi destekleyerek ve doğru insanlara sorular sorarak bitirebiliriz. 

Bu pişirilenin bizim ülkemizde kotarılmaması için önemli olan diğer bir nokta, bu saatten sonra ağzını bilim insanı olarak açacak her kişinin herhangi bir ilaç firmasında çıkarı olmayan, laboratuarında o firmalardan destek almayan insanların artık konuşurken, hiçbir yerden fonlanmayan bilim insanlarının ağzını açması lazım.

Diğeri ise halktan gelen tepkilerin tek bir ses olması durumunda karşıda otorite olarak oturan insanın yanıt verebilmesi, veremiyorsa görevden çekilmesi lazım.

Bu bir iş ahlakıdır. Ben başarılı olamadığım yerde affımı isterim. 

Tehlike hepimiz için var.

Aşı olan da olmayan da birbirimize virüs verebiliriz. Pandemide her şey ortada sıfıra sıfır elde var sıfır.

Sadece aşı olanların daha hafif geçireceği söyleniyor.

Ama bilimsel verileri bir araya getirdiğiniz zaman normalde bulaşılırlığı olursa olsun bu virüsün o kadar da öldürücü olmadığı ortaya çıkıyor. 

Neye konsantre olursanız, onu daha çok görüyorsunuz.

Bu hastalığı son derece öldürücü diye lanse etmekten vazgeçmeli.

Tedavisi olan bir hastalık.

Bu kadar korkmanın anlamı yok.

El ele verir de bir birlikte ‘Neden tedaviye odaklanmıyoruz’ diyebilirsek, işte burada çözüm bulmaya başlayacağız.

mRNA aşılarından bu kadar çok korkuyorsanız şu anda piyasaya sürülmek üzere olan başka aşılar da var. Bu aşıların takipçisi olabilirsiniz.

Ben eski yapılan aşılar taraftarıyım.

Bill Gates , ‘Gelecekte Hindistan’da bir aşı fabrikası kuracağız” açıklamasında bulunmuş.

Belki de eski aşıların tamamı ortadan kaldırılacak.

Sonuç olarak,

Bu sürecin daha uzun süreceği görülmekte sözüyle sohbet sonlanıyor.

 

Dostlar uzun sürdü biliyorum.

Ama bu röportajı sizler için yazıya döktüm.

Saatlerimi aldı.

Umarım keyifle okursunuz,

Umarım birkaç kişi de olsa sizlerin beğenisini alır. 

Kalın sağlıcakla.

 

Güzel söz:

Bilim ve sanat takdir edilmediği yerden 

Göç eder.

İbn-i Sina 

 

 

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necdet Başoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NetGaste editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NetGaste değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce erken seçim olur mu?