Aşı ve yan etkisi

Dr. Ümit Aktaş’ı izliyorum.

Aktaş diyor ki,

Her gün onlarca insan ölüyor.

İyi de bu ölümlerin tümü Covid 19 ölümleri mi?

Yoksa bu ölümler, Covid-19’un yarattığı hasar ve ilaçların yan etkilerinden dolayı mı oluyor?

Aktaş, 

Tüm dünya bunu sorguluyor.

Covid-19’a bağlı ölümlerin yarısından fazlasının aşırı tedavi ve ilaç yan etkilerinden olduğu düşünülüyor. 

Fakat bunu neden ispatlayamıyoruz?

Bu ölen insanların hiç birinin ölüm nedeni net olarak belirlenemediğinden dolayı

Otopsi yapılamadı. 

Maalesef hepsi apar-topar defnedildi. 

Burada sorgulamamız gereken asıl şu:

Bize tuttukları sıtma ilacı ile ilgili covid-19’un başında dediler ki,

Bu ilaç covid 19’da çok etkili”

Kim dedi?

Avrupa’da bir profesör, ve:

Ben 15 hasta üzerinde denedim iyi geldi” dedi.

Gayet tartışmalı ve

Şaibeli bir yayınla

Dünyada milyonlarca insana 

Bu sıtma ilacını verdiler.

Olmadı,

Yanında bir de antibiyotik verdiler. 

O antibiyotik ile sıtma ilacının yan etkisi aynı,

İkisi de ritm bozukluğu yapıyor

Ve ani kalp ölümlerine sebep oluyorlar.

Nitekim,

Birçok hasta, ilk 6 ay kalp yan etkilerinden öldü..!

Artık o kadar kalp yan etkisi görülmüyor.

Bakın

Neden?

Çünkü, Ekim ayı, Kasım (2020) ayı başından itibaren bu ilaçların verilmesi,

Protokolden çıkarıldı.

 

Peki ben şimdi soruyorum:

Daha en başında bunu yazmıştım.

Ben gibi bir çok hekim de uyarıda bulundu.

Şimdi bu ilaçları biz hastalara neden verdik?

Biz en başından bu yana neden ozon terapi uygulamıyoruz?

Neden zencefil vermiyoruz?

Neden zerdeçal vermiyoruz?

Neden zeytin yaprağı vermiyoruz?

Birileri çıkıyor ve

Yaygara yapıyor.

Zeytin yaprağını

Bin yıldan fazla, İbni Sina kullanmıştır.

Zeytin yaprağının antiviral,

Anti bakteriyal olduğuna dair, 

Onlarca, yüzlerce çalışma yapılmıştır.

Allah aşkına,

Biz neden sıtma ilacından korkmuyoruz?

Antibiyotikten korkmuyoruz?

Ama zeytin yaprağından,

Zerdeçaldan,

Zencefilden korkuyoruz!

İtalya ve İspanya ozon terapi uyguladıkları hastalarda ölüm oran olmadığına dair defaten yayın yaptılar. 

Şu an tüm Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelerde 

Ozon terapi cihazı var. 

Yani bunun uygulanması için 

Devlet Hastanelerinde,

Araştırma Hastanelerinde ekstra bir yatırım yapmanıza gerek yok. 

Eğitimli personelimiz var.

Cihazlarımız da var.

Hastalar yoğun bakıma yatıyor.

Bunların maliyeti,

Yoğun bakım maliyeti gibi de değil.

Son derece ucuz ve basit bir tedavi.

Neden bu hastalara ozon terapi uygulayamıyoruz,

Neden?

Bizim hastalarımız  da covid-19 oldu.

Takipte olan binlerce hastalarımız var.

Ve ben, kime bakıyorum?

Ben kanser hastasına bakıyorum.

Ben diyabet hastasına bakıyorum.

Ben romatizma hastasına bakıyorum.

Ben metal zehirlenmesine bakıyorum.

Yani ben kronik hastalara bakıyorum ve bunların çoğunluğu 65 yaş üzerinde. 

Ne yaptım?

Anneme de aynını yaptım.

Annem de covid oldu. 

 

Zencefil verdim.

Çinko verdim.

C vitamini verdim. 

D vitamini verdim.

Bunlarla birlikte iyot verdim.

Belli dozlarda bunları kullandım.

Çok şükür Allah’a bugüne kadar hiçbir hastamızı kaybetmedik.

Yüzlerce hastamız covid oldu.

Allah’a şükrediyorum ki hiç birini kaybetmedik.

İnşallah bundan sonra da kaybetmeyiz.

Bir doktorun en büyük mutluluğu,

Hastasını tedavi edebilmek.

İyi hoş da biz neden hastalarımıza bunları verme çabasında değiliz?

Örneğin D vitamini.

D vitamininin covid ölümlerini azalttığı ispatlandı.

İngiltere bunu dikkate alarak:

Ben risk grubundaki herkese D vitamini vereceğim” dedi.

Biz neden vermiyoruz?

Bir ampulü 2 lira.

Ayda bir, insanlara D vitamini dağıtsaydık ne olurdu?

Bakanlık bir karar alarak,

Ayda bir D vitamini dağıtacağım” deseydi;

Bugün biz çok daha az ölüm,

Çok daha az covid görüyor olacaktık.

Bu çok mu zararlı?

Tabiî ki hayır.

Literatürde D vitamini zehirlenmesi diye bir şey yoktur.

Kesinlikle böyle bir şey yok.

Biz şu an aile hekimliklerinde D vitamini tahlili bile yaptıramıyoruz.

SGK yasaklamış.

Sağlık Bakanlığı D vitamini tahlili yapamıyor.

Ne ilginç değil mi?

Peki, bu nasıl bir şeydir?

Neden yapılmıyor?

Biz neden D vitamini veremiyoruz hastalarımıza?

 

Dünyada birçok değil,

Aslında her hastalığın tedavisi vardır.

Her hastalık iyileşebilir,

Ama her hasta iyileşmez.

Çünkü biz insanız.

Hepimizin ömrünün sonu bir gün gelecek.

Ve ömrümüzün sonunun da bir sebebi olacak.

Dolayısı ile her hasta iyileşemez,

Ama her hastalık iyileşir.

Hastalığın tedavisi ilaç falan değildir.

Hastalığın tedavisi,

Hastanın bağışıklık sistemidir. 

Bizim bağışıklık sistemimiz her türlü hastalığı tedavi etmeye muktedirdir.

Bizim bağışıklık sistemimiz her şeyden önce bizi hastalıktan korumaya muktedirdir.

Ve bu doğuştan bir kabiliyettir.

Öyle virüslere karşı olan bağışıklık gibi sonradan kazanılmış bir bağışıklık değil.

Her insanoğlu, kansere karşı koruyucu bağışıklık sistemiyle doğar.

Doğduğu günden itibaren insan vücudunda kanser hücreleri gelişir,

Ama bağışıklık sistemi onu gördüğü yerde yakalar ve yok eder. 

Yani kanser gibi zor bir hastalık bile insan vücudu tarafından iyileştirilebilir.

Peki biz ne yapıyoruz?

Kanserde kemoterapi veriyoruz.

Peki hasta kemoterapiye bağlı olarak tedavi oluyor mu?

Hayır.

Sadece tümör yok oluyor.

Tümörün yok olması kanserin yok olması mıdır?

Değildir.

Çünkü kanser hücre bazında insan vücudunu tutan bir hastalıktır.

O yüzden metastaz yapar zaten.

Benim akciğerimde kanser vardı,

Beynime metastaz yaptı”

Nasıl yaptı?

Hücreler sayesinde yaptı.

Bizim akciğerimiz ne yapıyor?

Bizim yaptığımız tedavi ne yapıyor?

Sadece hücreleri öldürüyor.

Bu tedavinin yan etkileri ne olacak?

Bir şey daha diyeyim mi size?

1995 yılından sonra Onkoloji kürsüleri açılmaya başladı.

Ve asistan alımları da böylece başladı.

 

2001’den bu yana

Uzman doktor mezun etmeye başladılar. 

Dikkat edin bakın!

2001 yılında kanser ölüm oranları yüzde 12 iken,

2012 yılında yüzde 21’e çıkmış.

Tüm ölümler arasında kanserden ölüm oranlarından bahsediyoruz.

Türkiye’de onkolok sayısı artarken,

Kanserden ölüm oranları da artmış.

Bunun nasıl bir mantıklı açıklaması olabilir Allah aşkına!

Çünkü insanların kemoterapiye erişimi kolaylaşmış,

Onkolok sayısı artınca

Kanser teşhisi artmış.

Kemoterapi yapılan hastalarda,

Bugün kemoterapiye bağlı ölüm diye kaydedilmez!

Kemoterapi yan etkileri diye kaydedilmez!

Türkiye’de bu hastaların ölümleri kansere bağlı olarak kaydedilir.

Kemoterapi’ye bağlı bir tek kişinin ölüm oranı yoktur.

Varsa gelsin söylesin!

Dünyada kişi başına antibiyotik kullanan en yüksek ülkeyiz.

Herkes bunu biliyor artık.

Türkiye’de antibiyotiğe bağlı ölüm yok.

Çünkü, 

O da kaydedilmiyor.

Dünya’da her ülkede 

Kemoterapiye bağlı ölümler var.

Antibiyotiğe bağlı ölümler var.

Ama Türkiye’de yok.

Biz kahraman Türk ırkı, 

Kemoterapiden ölmüyoruz.

Onlara karşı dayanıklıyız.

Hayır hayır hiç de öyle değil!

Biz kaydetmiyoruz.

Doktorlarımız  ilaç yan etkilerini tanımıyor,

Tanısa bile kaydedemiyor.

Neden?

Çünkü uğraşmak istemiyor.

Son derece zor bir kayıt sistemimiz var.

Aynı şey,

Aşıda da geçerli.

Aşı yan etkilerini kaydediyor muyuz?

Kaydetmiyoruz.

Aşılarla ilgili takip sistemi oluşturuldu.

Hangi hasta o takip sistemine alındı da takip edildi.

Hiç kimse!

Aşılarla ilgili çok iddialı açıklamalar yapıldı.

Soruyorum şimdi,

Aşı takip sisteminde kaç tane takip edilen hasta var?

Hiç yok!

Aşı sistemine kayıtlı bir kişi varsa eğer,

Lütfen hemen bizimle temasa geçsin!

Peki, 

Biz aşıların yan etkisi olup olmadığını nasıl öğreneceğiz?

Öğrenemeyeceğiz.

Takip etmiyoruz çünkü.

Geçmiş olsun.

Bugüne kadar milyonlarca kişiye aşı yapıldı

Ve hala yapılıyor.

Ama biz kaç kişide aşının yan etkisi oldu,

Bu aşı yapılanlarda aşı koruyucu oranı ne?

Bilmiyoruz.

Takip de etmiyoruz.

Kaçında antikor bakıyoruz?

Hiç birine bakmıyoruz.

Hasta merak ederse bakıyor.

 

Metal  zehirlenmeleri!

Eskiden meslek hastalığı olarak bilinirdi.

Artık kırsalda bile görüyoruz bu hastalığı.

Genelde tarım ilaçlarından dolayı görülüyor.

Kullandığımız

Mutfak malzemeleri, tarım ilaçları, trafik kirliliği, çevre kirliliği, hatta kullanılan saç boyaları,

Makyaj malzemeleri gibi nedenlerle ağır metal zehirlenmeleri çok yaygın.

Ağır metal zehirlenmeli çok önemli

Ve mutlaka tedavisi yapılmalıdır.

Gelelim bağışıklık sistemine..

 

Nasıl güçlendireceğiz?

Basit  birkaç örnek:

1-Yaşam sevincini kaybetmeyin.

2-Kendiniz kadar, insanlara, hayvanlara ve tüm canlılara yardımcı olmaya çalışın.

3-Bir ayağınız toprakta olsun. Ekin, biçin.

4-Beslenmenizi düzene sokun.

Beslenmenizi düzene sokmadan, bağışıklığınız düzene giremez.

5-Karbonhidrattan uzak durulmalı. İnsan vücudu karbonhidrat yemeğe uygun değildir. Kan şekeri düşüren insülinden başka hiçbir şey yok. 

6-Glutenden ve işlenmiş gıdadan uzak durun.

Bunların her biri bağışıklık sistemini zayıflatan gıdalardır.

Bol bol kemik suyu için.

7-Kemik suyu ile yapılmış yemekler yiyin.

8-Annenizin yaptığı gibi kemikli etler alın ve kuzu haşlamalar yapın.

9-Evinizde turşu kurun. Az kaya tuzu ile  yapın.

10- Bol sirke tüketin.

11-Evde mayalanmış yoğurt  ve kefir tüketin.

12-Yağdan korkmayın. Zeytin yağını, iç yağını, kuyruk yağını bol tüketin.

13-Sakatattan korkmayın. Sadece paça çorbası değil, ciğeri de bol yiyin. Haftada en az bir kez ciğer yiyin.

14-İşkembe tüketin.

15-Sarımsak ve soğanı bol tüketin. 

16-Mevsimsel meyve ve sebzeler tüketin.

17-Muhakkak merada yetişmiş hayvansal et tüketin.

Evet dostlar uzun oldu

Ama bunu kendim birkaç kez okudum.

Ve bu yazıyı yazmak inanın saatlerimi aldı.

Sadece Allah rızası

Ve siz değerli okurlarıma bir nebze olsun katkı sağlamak için yazdım.

Sabrınız ve ilginiz için teşekkür eder,

Sağlıklı günler dilerim.

 

Güzel söz:

Vücuduna dikkat et. 

Yaşamak zorunda olduğun 

Tek yer orası. 

Jim Rohn

 

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necdet Başoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NetGaste editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NetGaste değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce erken seçim olur mu?