Anne Olmak

Karnında aylarca taşımak mıydı, Yoksa geceyi gündüze ekleyip bakmak mıydı?

Peki annelik duygusu sadece insanoğluna mıydı?

Üniversite öğrencisi olan duygusal kızımı anlatacağım sizlere! Türkiye’den Berlin’e iki muhabbet kuşu alıp getirdi.

Aslında evde iki tane daha vardı.

Ama bunları çok sevmişti. Ve bana yalvar yakar ikna etmişti beni.

 Açık mavi renklerinde olana boncuk adını verdi.

Dört kuşuna gözü gibi bakarken

Boncuk hastalandı.

Mücadele dolu günler böylece başlamış oldu.

Çok cüzi bir miktara satın aldığı Boncuğunu hiç bir zaman bir hayvan olarak görmedi.

Aksine henüz tatmadığı annelik duygusuyla sevdi.

Saliha Sena öğretmen olacaktı

.Bir sürü evladı olacaktı.

Öğretmenlik kutsal bir meslektir.

Bu duyguyla yüksek lisansına devam ederken ailesine yük olmamak için de çalışıyordu.

 Almanya'da okumak gerçekten çok masraflıdır.

Boncuk hastalanınca Saliha Sena doğru veterinerin yolunu tuttu. Veteriner: ”Boncuğu klinikte tedavi altına almalıyız lakin klinikte kaldığı süre sonunda size oldukça pahalı olacak.”dedi.

Saliha Sena bir saniye dahi düşünmeden kabul etti.

Boncuk uzun bir zaman klinikte tedavi olurken Sena gözü yaşlı olarak her gün dua etti,

Çevresinden dua istedi.

Ve Boncuk iyi olup eve geldi.

Fakat zaman geçince Boncuğun hastalığı tekrarlandı.

Diğer üç kuşundan ayrı bir şekilde ilgileniyordu.

Özel bebek maması yapıp şırınga ile yavaş yavaş yediriyordu.

Ara ara doktora muayeneye götürüp şifa arıyordu.

Doktorun Boncuğu uyutalım(ölüm iğnesi yapalım)teklifine Sena çok sinirlenmişti ve bir daha o doktora gitmemişti.

Her gün saatlerce göğsüne alıp öpüp kokladığı Boncuğu günbegün hastalığı artarak sona yaklaşıyordu.

Sena bunun farkında olsa da…

Bir gün ben “Sena alt tarafı minik bir kuş bir tane daha alırsın, ölsün ne olur!

Çok masraf yaptın.

Derslerin zaten çok ağır buna rağmen çalışıp kazandığını nerdeyse Boncuğun tedavisine veriyorsun.”dedim.

Saliha Sena’m bana: ”Sen evladın hastalanınca ölüme mi terk ediyorsun? Anne bu bir kuş değil benim canım.”diyerek bana bir ders vermişti.

Bir Candı!

Bir nefesti!

Sevmek neydi!?

 Sevmek neye bağlıydı?

Sevmek için şartlar mı olmalıydı?

Merhametli bir kalp yetmez miydi?

Evlat ne demek ki!

Canından can nefesinden nefes…

Evlat! Sahiplenmek ve onun yaşamı için her fedakarlığı yapmaktı.

Zaman zaman kendi özgürlüğünden maddi manevi karşılıksız vermekti. Hastalanınca canının acıdığını hatta alev alev yandığını nefes alırken o yangını yaşamaktı ya!

Saliha Sena odasına girince' Anne' diye bağırdı!

Yanına giderken “Boncuk”dedim!

Ellerini yüzüne kapayıp ağlıyordu.

Boncuk...

Evet çırpınıyordu.

Elime alıp göğsüme yatırdım.

Bir nefes elimde son buluyordu.

Son nefes…

Gözlerim yaşardı.

Ben biliyorum ki Boncuk mahşerdeki hesap gününde Saliha Sena’nın hesap terazisinin sevap yerine gelip oturacak!

Ve Rabbimin izniyle şefaat edecek.

 Çünkü Allah’ın verdiği bir cana merhamet eden kızım mükafatını mahşerde alacaktı.

Saliha Sena’m Boncuğuna annelik yaptı.

Onu çok sevdi.

Sevmek ve değer vermek…

Her insanım diyenin başaramadığı yaşam şekildir.

Sokaklara atılan bebekler!

Kesilip işkence edilen Allah’ın dilsiz kulları hayvanlar..

Elbet hesap günü haklarını alacaklar.

Boncuk şimdi cennette!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Tülay Demircan Koyuncu - Mesaj Gönder

# gün

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NetGaste editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NetGaste değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce erken seçim olur mu?