Öfke...Öfke...Öfke...

Kin, nefret, düşmanlık, hoşgörüsüzlük gibi kötü duygular kardeşlik, dostluk, merhamet ve muhabbetin yerini kendiliğinden dolduran unsurlardır.

Sadece canlılara değil, cansızlara da merhamet edilmesini isteyen dinimizin bu emri göz ardı ediliyor.

Günümüz şartlarında yaşadığımız hayat tarzı ve onun neticesindeki çeşitli sosyolojik ve ekonomik sorunlar, karşımıza psikolojik problemler olarak çıkmaktadır. Bu problemler, bazen sadece bize tesir ederken çoğu kez de halka halka çevremizdekileri tesiri altına almaktadır. Sebebini sorguladığımızda sadece ekonomik geçim zorlukları değil; hayatımızı kuşatan ferdî ve toplumsal inanç, ahlâk ve vicdan kıtlığı sebeplerden bir kaçıdır.

Birbirinin varlığına, fikir ve düşüncelerine saygı yerine şiddetle kabul ettirme, kol veya silah gücüyle varlığını gösterme mantığı toplumda yaygınlaşıyor. Bugün hasımla kıyasıya tartışmak ve kavgada en çok sesi çıkan taraf olmak muteber hale geldi.

Sudan bahanelerle kavga ediyoruz. Kavga için adeta bahane arıyoruz. Yol verme kavgası, araç park etme ve park yeri kavgası, yan baktın kavgası vs.

Herkes bu durumdan şikâyetçi ve “ bu toplum nereye gidiyor” diyor ama ortamı olduğunda kendisi de aynısını yapıyor.

Gücü kime yetiyorsa hıncını ondan çıkarma kültürü maalesef yerleşti. Erkek eşine veya komşusuna, eş çocuğa, çocuk arkadaşına derken bir zincir tutturuldu gidiyor.

Çocuk büyüğüne “arkadaşım bana vuruyor” dediğinde büyüğü kendisini korumayı bilmeli düşüncesiyle “sen de ona vur” der. Çocuk kendini korumanın doğru arkadaş seçiminde ve kendini sözel olarak ifade edebilmede değil “gördüğü tepkinin aynısını uygulamada” olduğunu düşünür. Baba sinirlenir, sözünü dinletmek için sesini yükseltir, bağırır. Babasına hayran çocuk ta arkadaşlarına sözünü dinletmek için aynısını yapar. Çocukluğundan itibaren şiddetle yetişen, yetiştirilen çocuklar büyüyünce aynı şiddet ruhuyla karşısındakilere davranıyor.

Teknoloji ve bilimsel gelişme açısından baş döndürücü gelişmeler yaşanırken insani değer ve ahlaki olgunluk konusunda korkunç bir geriye gidişi yaşıyoruz diye düşünüyorum.

Şiddet öfkeyi ifade biçimidir aslında. Kendisini sözlü olarak ifade edebilmeyi öğrenememiş ya da kendisini ifade edebilecek ortamı bulamamış çocuk ve yetişkinlerin kullandığı bir yöntemdir. Rabbimiz;

Rahman’ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) "Selam!" derler, geçerler. (Furkan suresi 63)

Onlar, büyük günahlardan ve hayâsızlıktan kaçınırlar; kızdıkları zaman da kusurları bağışlarlar. (Şura Suresi, 37)

Yine rabbimiz samimi mü’minleri ifade eden ayetlerden birinde;

Onlar, bollukta ve darlıkta infak ederler, öfkelerini yenerler, insanlardan affederler. Doğrusu Allah ihsan edenleri sever.” (Al-i İmran suresi, 134) buyuruyor.

Rasulullah (bir gün): Siz aranızda kimi pehlivan olarak görürsünüz?" diye sordu. Ashab: "Erkeklerin yenmeye muvaffak olamadığı kimseyi!" dediler. Rasulullah şöyle buyurdu: "Hayır, gerçek pehlivan öfkelendiği zaman nefsine hâkim olabilen kimsedir." (Buhârî, Edeb 102)

Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: "Bir adam Rasulullah’a gelerek şöyle dedi: Bana kısa bir nasihatte bulun, uzun olmasın! Ta ki nasihatini unutmayayım:

Rasulullah: “Öfkelenme!” Dedi. O kişi birkaç kere tekrar etti. Rasulullah yine: "Öfkelenme!" cevabını verdi!"( Buhari, Edeb, 76)

“Öfke şeytandandır. Şeytan ise ateşten yaratılmıştır. Ateş ise suyla söndürülür. Öyleyse sizden bir öfkelendiği zaman abdest alsın”( Ebû Dâvud, Edeb, VI, 4784)

Bu tür hadisler öfkeli halde öfkenin sebep olabileceği kötülükleri yapmamaya yöneliktir. Kişi öfkeli anında makul ve meşru bir şey yapamaz, öfkesi geçince pişman olacağı şeyler yapar.

Öyleyse bu duygu bize niye verilmiş;

Öfke aslında, normal ve sağlıklı bir duygudur. Fakat kontrolden çıkıp ta yıkıcı hale dönüştüğünde, ilişkilerimizde sorunlara yol açar.

İslam ahlakçılarının dikkat çektiği üzere, fıtrî olan bu duygu, aynı zamanda din, ırz, mal ve bazen hayatın korunması için gereklidir. Yani kötülükleri yok etmek için kullanılması gereken bir duygudur. Doğru yerde kullanılmayınca neler olduğu ortada maalesef.

Bir gün bir İslam büyüğüne sormuşlar: Bu dünyada en dehşetli şey nedir?” o da “Allah’ın gazabıdır” demiş. “Peki, Allah’ın gazabından nasıl korunuruz?” diye sorduklarında verdiği cevap: “Kendi öfkenize hâkim olmakla.” demiş.

Öfke, insanın akli fonksiyonlarını perdeleyen, olayları sağlıklı değerlendirme ve doğru karar vermesini engelleyen önemli bir etkendir. “bir anlık öfke” deyimi bunu ifade etmektedir. Atalarımız da “öfke ile kalkan zararla oturur, keskin sirke küpüne zarar ” derler.

Peygamber efendimizin “sirkenin balı bozduğu gibi öfke de imanı bozar” sözü gerçekten çok manidardır. Suça bulaşan insanların pişmanlık ifadesi “ bir anlık öfke” demeleridir.

Hiddet, şiddet ekilen yerden pişmanlık biçilir.

Öfkenin, şiddetin altın çağını yaşıyoruz. Keşke merhametin, affetmenin altın çağını yaşasaydık.

Sakarya İl Müftüsü

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Başiş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NetGaste editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NetGaste değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce erken seçim olur mu?