İftar saati

Bir arkadaşım video gönderdi.

Videoda Ramazan için çok güzel bir kesit ele alınmış.

İftar saati olduğu halde otobüs şoförü görevinin başındayken

İftar için ezanlar okunuyor.

Otobüste bir kişi var.

Şoför seyir halindeyken,

Yolcuya sesleniyor:

Oruçlu musun?”

Yolcu:

Evet ağabey orucum…”

Şoför:

Durağa yanaşayım da yemekleri bölüşerek orucumuzu açalım” diyor.

Yolcu:

Zahmet etmeseydin ağabey" dedikten sonra,

"Tamam ağabey, Allah Razı olsun” diyor. 

Otobüs şoförü durağa yanaşıyor ve

Kapıyı açıyor.

Sol yan taraftaki iftarlık poşetini açıyor.

Şoför: ”Su mu içersin, meyve suyu mu?” diyor.

Yolcu,; "Ağabey bana su ver “ diyor.

Otobüs şoförü ise:

Yok sen meyve suyunu al kardeş” diyor.

İftarlık poşetindeki sandviçi de ikiye bölüp yarısını yolcuya veriyor.

Ardından, "Hurma da al” diyor.

Yolcu utana sıkıla:

Ağabey yeter sağol, sen yiyeceğini bana verdin. Olmadı bu” diyor…

Şoför; ”Olur mu yahu ne demek. Bana da yeter. Ye sen” diyerek,

İftarlığını paylaşıyor.

Biz böyle bir milletiz işte…

Lokmasını bölüşen,

Saf,

Temiz,

Duygusal.

Allah böyle güzel insanların sayılarını artırsın…

 

Bizim çocukluğumuzda,

Genelde yemekler günlük pişirilirdi.

İkinci gün rahmetli annem yine yemek telaşı ile sabahları kalkardı.

Çünkü,

Yemek yapılırken, kokusundan komşunun canı çekmiştir diyerek,

Yakındaki tüm evlere

Birer tabak götürülür ve

Kalanı da ev halkı tarafından yenilir bitirilirdi.

Ölçek aynı kararda,

Ne bir kaşık fazla,

Ne bir kaşık az.

Tabi,

Aynı güzellik

Komşular tarafından da bizlere yapılırdı.

Herkes,

İftara 5-10 dakika kala

Ellerinde tabaklarla gelirdi.

Sofraya oturduğumuzda,

Herkesin tabağı ayrı değildi.

Evet..

Yadırgamayın!

Tahta kaşıkla yemek yediğimiz,

O zaman ‘Tas’ dediğimiz tek kaplarda yerdik.

Herkes Allah ne verdiyse sofrada ortadaki tabaktan yerdi.

Ama ne gariptir ki,

Hastalık bilmezdik.

Akşama kadar,

Yarı çıplak ayaklarla

Sokakta top oynar,

Terlerdik.

Ne grip,

Ne nezle olurduk.

Paylaşımcı ve

Yardım severdi o zamanki komşularımız.

Hele günlük ziyarete biri birine gitmesin..!

Hemen,

Endişeye bürünürdü komşular.

Acaba hastalandı mı? Bir şey mi oldu? Ne oldu?’ şeklinde düşünürdüler.

Evinden çıktığında çat-kapı gibi ziyarete gidilirdi.

Komşu hakkına önem verilirdi.

Komşu olmazsa olmazımızdı.

Şimdi,

Sitede oturanlara veya

Apartmandakilere bakıyorum da

Çoğunda bu geleneklerden zerre kalmamış.

Kimse kimseyi aramıyor,

Sormuyor.

Evet kıymetli dostlar;

Otobüs şoförünün duyarlılığından,

Buraya geldik.

Tekrardan Ramazan-ı Şerifinizi tebrik ediyor,

Kardeşlik,

Dostluk çerçevesinde nice bayramlara ulaşmanızı diliyorum.

Allah’a emanet olun.

 

Güzel söz:

Dostuna da düşmanına da yardım et; 

Çünkü o zaman dostunla daha yakın dost, 

Düşmanınla daha dost olursun.

Cledbul

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necdet Başoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NetGaste editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NetGaste değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'nın En Başarılı Belediye Başkanı Kim?