Zaman mı ? İnsan mı ?

Hangisi haklı ?

Hangisi suçlu ?

Bir kitap gibiydik hepimiz,

Okuduk bittiler.

Okudular bitirdiler.

Bir insanlığımızı bırakalım dedik miras,

Onu da öldürdüler..

Kime sorsan mükemmel ne çok muktedir insan varmış meğer,

Bir ben miyim?

Tüketen tükenen..

Bir ben mi harcadım insanlığı zamanı ve mekanı?

Kime neye hangi yöne baksam,

Bir canlı harabe doyumsuz ve memnuniyetsiz.

İlginç bir zamanda yaşıyoruz şükürsüzce..

İnsan sahip olduğunun nankörü, sahip olmadığının hayranı...

Kim bilir ? 

Mesleğimiz, yaşam tarzımız, sahip olduklarımız, kiminin imrendiği, kiminde gülüp geçtiği...

Mutluluğun anahtarını sormuşlar bilgeye.

Kanaat demiş.

Sahip olduğuna şükür, olmayanlara yardım etmek..

İnsanın gözü aç olursa, ona altın tepside Dünyaları versen bile,

" Kıymetini bilmeyecek olanlarda var "..

"Göreceği küçücük bir sevgi kırıntısına

Seni dünyalar kadar çok sevecek olanlarda"...

En büyük mutluluk sağlık, çok şükür, akıl ve beden sağlığımız yerinde...

Kanaatkar adam, mutlu olandır. Küçük dünyayı cennete çevirendir.

Borcun yoksa,minnetin yoksa, sağlığın da var ise..

Hele birde karşılıklı sevgi var ise.

Tencere de pişirip kapağında yemek ne güzeldir insana..

İyi daha iyinin düşmanıdır...

Eskinin hükmü yenisi gelene kadarmış.

Eskilerde ki vefa, eskilerde ki kanaat, eskilerde ki bereket sadece sofralarına değil, kalplerinde sirayet ediyormuş.

Küçük şeylerle mutlu olmayı bilen o insanların dilinde şükür, dudaklarından dua eksik olmazmış.

Gösterişten uzak, içinde yaşarlarmış konforu, olan var olmayan var misali.

Saygı, sevgi, vefa, yardımlaşma temel ilkesiydi onların.

Hatır gözetirlerdi.

Nereden nereye gelmişiz...

Fakirken daha mı mutluyduk biz.

Bir pantolon bir ceket, beş metre kumaşla çok mu mutluyduk.

Olan olmayana gönderirdi.

Yara sarardı, ayıp örterdi insanlar..

Duymazdık dolandırıcılık, gasp, çocuk tacizi, kadın cinayeti...

Duymazdık boşanma haberleri.

Devlet malına dokunmaktan korkardık..

Yerde bulduğunuz paraya dokunmazdık.

50 milyonluk koskoca  ülkede onurumuz la yaşardık..

Geliştik çok şükür, lüks arabalarımız, dayalı döşeli dairelerimiz, vitrinlerimiz, yemek takımlarımız, oturma gruplarımız, boy boy duvarı kaplayan televizyonlarımız, akıllı telefonlarımız, ağzına kadar dolu gardıroplarımız var.

Domates, patates, biber, salatalık, karpuz, çilek dört mevsim var artık...

Sebze meyvelerimiz gibi hormonlu duygularımız...

Dedim ya ilginç bir zamanda yaşıyoruz.

Dünyaları versen bile,

" Kıymetini bilmeyecek olanlarda var "..

"Göreceği küçücük bir sevgi kırıntısına

Seni dünyalar kadar çok sevecek olanlarda"...

İki tezat bir arada...

Bilemedim
Ya siz ?
Siz bilebildiniz mi ?

En büyük nimet,
Sahip olduklarını görebilme nimetidir..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nesrin Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NetGaste editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NetGaste değil haberi geçen ajanstır.

02

Oflu - Doyumsuzluk hırs bencillik bizi kanaatkarliktan uzaklaştırmaya dünyaya bağlılığınıartirmaktadir. Baris manco nün güzel bir şarkısında soyle demişti rahmetli. ''Nohut oda bakla sofa ama sapasağlam ayakta'' evet eskiler böyle yaşamışlar. Huzur kanaatkarlikla doğru orantilidir

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 11 Nisan 13:50
01

Vedat Taşdelen - Arka sayfası merak edilen heycanla okunan kitap gibi akıcı derslik bir yazı olmuş. Göreceği sevgi kirintisina dünyalar kadar sevecek varmı hâlâ tartışılır. Ben denk gelmedim yani hep menfaat hep menfaat.sadece sen SEV beni diyen de hiç olmadı vesselam.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 11 Nisan 10:39


Anket Sizce Sakarya'nın En Başarılı Belediye Başkanı Kim?