Ölüyorsun ama hayattasın

Hayatı doğumdan ölüme kadar geçen süre olarak tarif ederiz. Bunu kalp atışıyla ilişkilendirenler için bir yönüyle doğru bir tarif olarak ta değerlendirilebilir.

Rabbimiz hayatı ve ölümü hangimizin daha güzel işler yapacağımızın ortaya çıkması için yarattığını bildiriyor. (Mülk Suresi, 2) Demek ki dünyaya, hayata güzel işler yapmak için geldik.

Bu dünyada yaptıklarımız bizim amel defterimize işleniyor. Ta ki son nefesimizi verene kadar.. Bazıları için her şey bu durumda sona eriyor, yani amel defteri kıyamette açılmak üzere kapanıyor.

Peygamberimiz bu aşamada istisna getiriyor. Bedenen öldüğü halde manevi şahsiyetiyle varlığına devam eden, sanki hayattaymış gibi değerlendirilen bazı insan modellerini dikkatlerimize sunuyor:

İnsanoğlu öldüğü zaman, bütün amellerinin sevabı da sona erer. Şu üç şey bundan müstesnadır: Sadaka-i câriye, istifade edilen ilim, kendisine dua eden hayırlı evlat.” (Sahih-i Müslim, Vasiyyet, 14)

Şimdi bu 3 özelliğe kısaca bakmaya ne dersiniz?

SADAKA-İ CÂRİYE:

İslam’ın sadaka anlayışının kurumsallaşmış halidir. Herkesin faydalandığı ve varlığı devam ettiği müddetçe sevabı da devam eden hayırlardır. Verilen bütün nimetlerin bir emanet olduğunu biliyoruz. Emaneti emanet şartlarına göre korumamız gerektiğini de biliyoruz. Allah’ın vermiş olduğu geçici nimetleri kalıcı hale getirmek istiyorsak işte bu hadis-i Şerif adeta biçilmiş kaftan.

Bütün insanların faydalanması için kişinin bu dünyada Allah rızası için yaptırdığı çeşme¸ cami¸ okul, yurt, hastane v.b. gibi her türlü hayır müesseseleri sadaka-i câriye olarak nitelendirilmektedir.

Sevabı devam eden amellerde, daha çok insanlar olmak üzere diğer canlıların menfaati de ön plana çıkmaktadır.

İslam tarihini vakıf medeniyeti olarak vasıflandırmak yanlış olmaz. İslam medeniyetinin adeta simgelerinden biri olan vakıflar, Hz. Peygamber döneminden itibaren tarih boyunca İslam toplumların sosyal yapılarını sağlamlaştırmada, sosyal dengeyi sağlamada ve yaraları sarmada etkin bir rol üstlenmişlerdir. Bunun bir sonucu olarak, fakir ve kimsesizlerin yiyecek, giyecek ve barınaklarının temin edilmesi, hastaların tedavisi, ilmin yaygınlaştırılması, fakir öğrencilerin desteklenmesi, hayvanların ve çevrenin korunması, ibadethanelerin ve toplumun ihtiyacı olan birçok tesisin yapılması, bakım ve onarımı gibi toplum yararına olarak nitelendirilebilecek hemen her alanda vakıflar büyük hizmetler görmüşlerdir.

Hayatımız boyunca yaptırdığımız veya katkıda bulunduğumuz her tür hayır müessesesi dünya üzerinde kaldığı ve insanlar bunlardan istifade ettiği sürece sevabımız amel defterimize yazılmaya devam edecektir. 

Ne güzel söylenmiş:

Kâmil odur ki, koya her yerde bir eser, Eseri olmayanın yerinde yeller eser. (HADİMÎ)

FAYDALANILAN İLİM

İnsanın ömür sermayesi bitip de ölmesine rağmen amel defterinin kapanmayıp sevaplarının yazılmasına vesile olan diğer bir salih amel de faydalanılan ilimdir. İlim, kişiyi hakikate, hayra, takvaya, salih amellere sevk ediyorsa faydalı ilimdir. Peygamberimizin fayda vermeyen ilimden Allaha sığınması çok manidardır.(Müslim, Zikir, 73) Kendisinden sürekli olarak faydalanılan ilim¸ kişinin sağlığında öğ­renip¸ neşretmiş olduğu ilimdir. Öğrenilen ilmin neşredilmesi¸ kitap yazıp yayımlama şeklinde olabi­leceği gibi¸ öğrenilen bilgileri başkalarına öğretme yoluyla da olabilir. Yani kişinin yetiştirdiği öğrenci de bu bağlamda düşünülebilir.

ANA-BABAYA DUA EDEN SALİH EVLAT

Çocuk yetiştirmek.. Hayatta en zor ama en önemli görev. Bataklıklarla dolu dünyada kendimizi ve ailemizi korumak için yapılması gereken en mühim sorumluluk. Modern dünyanın zehir akıtan kanallarına karşı arıtma tesisi kurmak.

Sağlıklı bir din eğitimi almış; yaratanını¸ kitabını ve peygamberini tanıyan¸ iman ve ibadet şuuruyla büyüyen ¸ zararlı akımlardan korunmuş, kötü alışkanlıklardan uzak, Allah'ın kesinlikle yasakladığı¸ dinin haram kıldığı bütün davranışları terk eden bir evlat yetiştirmek.. İşte böyle evlat yetiştiren anne-baba geriye hayır dua eden salih bir evlat bırakmakta ve bu vesileyle amel defteri açık kalmaktadır.

İnsanların hayırlısı insanlara faydalı olandır.(Buhârî, Mağâzî, 35) düsturuyla hareket eden ecdadımız, bugün bile varlığını devam ettiren eserleriyle manen hayatta kalmaya devam ediyorlar. Dikkat edilirse saydığımız bu üç vasıf, sağlıklı bir toplum oluşturmak ve geleceğe güvenle bakmak için yapılması gerekenleri de ifade ediyor.

Bu üç vasıftan en az birini taşımaya, fânî (geçici) nimetleri bâkî (kalıcı) nimetlere dönüştürmeye ne dersiniz?

Hasan BAŞİŞ

Sakarya İl Müftüsü

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Başiş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NetGaste editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NetGaste değil haberi geçen ajanstır.

01

Osman - Güzel bir çalışma olmuş

Elinize sağlık Hasan hocam

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 04 Nisan 11:51


Anket Gabak Evi'nin Yeri ve Şeklini beğendiniz mi?