Soğuk 28 Şubat

Süleyman Demirel’in Cumhurbaşkanı,

Necmettin Erbakan'ın Başbakan, Tansu Çiller'in de Başbakan yardımcısı olduğu 28 Şubat 1997'de olağanüstü toplanan Millî Güvenlik Kurulu toplantısı sonucu açıklanan kararlarla başlayan ve sözüm ona irticaya karşı ordu ve bürokrasi merkezli bir 28 Şubat süreci başlatılmıştı.

Bu süreç, Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın istifasına ve 54. Türkiye Hükümetinin dağılmasına neden olmuştu.

 

28 Şubat 1997’den bugüne kadar

Tam 24 yıl geçmiş.

Soğuk rüzgarlar değil,

Kutup rüzgarlarının estiği,

Ülkenin uçurumun eşiğinden döndüğü,

Daha yeni yeni filizlenmeye başladığımız ve 

Devlet, havuzdan tüm kamu ödemelerini yaptığı,

Askerin,

Polisin,

Fındıkçının,

Köylü,

Çitçi,

Memur,

İşçinin Cumhuriyet tarihinde en büyük zammı aldığı dönemlerdi.

Ülke şaha kalkıyordu adeta.

Ülkede ekonomi belki de tarihinde ilk kez güzel ve rayında gidiyordu.

Bütçe ilk kez,

Denk gelmişti.

Ne olduysa,

Oldu.

Birileri bundan rahatsız olmuş ve

Fitili ateşlemişti.

Postmodern’ diyerek demokrasiye balans ayarı yapmaya kalkanlar,

Sincan’daki bir tiyatro gösterisini,

Erbakan’ın konutuna gelen

Birkaç mollayı 

Bahane ederek,

Düğmeye basmışlardı.

28 Şubat darbesi;

Ekonomik çöküntüye,

Demokrasiye,

Özgürlüğe,

Gelişime

En büyük darbeydi.

Sokaklarda darbeci postallılar gezmeye başlamıştı.

Okullarda o güne kadar kimsenin gözüne batmayan

Kapalılar,

Yaka paça okullardan atılıyor,

Atmayan rektörler,

Hocalar,

Camiye ve

Cumaya giden bürokratlar fişleniyordu.

 

O günlerde Adapazarı Yeni Cami karşısında,

Teverler Apartmanında ofisim vardı.

Cuma ezanı okundu,

Camiye gideceğiz.

Misafirim

SSK Hastanesi Başhekimi

Genel Cerrah Dr. İrfan Öztürk idi.

(Rahmetli oldu-Nur içinde yatsın) Bana:

Yahu Necdet namaza gideceğiz ama fişlenmekten korkuyorum arkadaş. Burada kılsak olmaz mı?” demişti.

Olmaz Doktor, saf arasında boşluk olmamalı” demiştim.

O da:

O zaman hoca namaza başlayınca geçelim, hemen farzı kılar çıkarız..!” demişti.

Evet,

Oysa,

28 Şubat öncesi,

Birçok subay, astsubay, er ve erbaş,

Vakit namazlarına bile resmi kıyafetleriyle gelebiliyorlardı.

 

Neyse devam edelim..

Eski Başbakan ve süreci canlı yaşayan Prof. Dr. Tansu Çiller:

Erbakan’a karşı, hükümetimize karşı yapılmış bir darbeydi. Ben hocamın yanında durdum. Ama karşımızda öyle büyük bir güç vardı ki. Sayın Demirel’e gittim,’Efendim Sincan’da tanklar yürüyor. Bu yapılan Demokrasi’ye darbedir. Derhal soruşturma açılmalı, ilgililere gereken cevap verilmelidir dedim. Sayın Demirel ise, Asker ile karşı karşıya gelemem” diyerek  

Beni hüsrana uğratmıştı.

Ardından ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz yanıma gelerek:

Bizim koalisyon kurmamız isteniyor” demişti,

Ben de ‘O ne demek? dedim.

Yılmaz ellerini omuzlarına götürerek,

Askerlerin bunu istediğine işaret ediyordu. 

Sürekli Demirel ile görüşmeler yapmış olmamıza rağmen

Görev süresi tamamlanmadan, Sayın Erbakan bana görevi devretmeye razı olduğu halde

Bize görev vermediler.

Ülke o dönemde,

268 Milyar Dolar zarara uğratılmış ve

Demokrasi ağır yara almıştı. 

Daha sonra kurulan hükümet uzun sürmemiş, siyasi istikrarsızlık sürüp gitmişti” dedi.

Habertürk’te,

Nihal Bengisu Karaca da konuyla ilgili olarak,

O döneme ilişkin Milliyet Gazetesi’nden Fikret Bila, Süleyman Demirel ile yaptığı bir söyleşide 28 Şubat süreci ile ilgili olarak Demirel:

Evet, o dönemde gerginlik vardı. Bu gerginlik anayasa ve demokratik süreç içinde aşılmıştır. Anayasaya aykırı hiç bir şey olmamıştır. Kamuoyunda da bu süreçte bir darbenin önlendiği algısı mevcuttu. Nitekim, asker bana, ‘Nizamiyeden döndük’ demiştir” diyerek günah çıkarmıştı.

E, 6 kez gidip,

7 kez gönderilmişti.

Belli ki içinde yeniden gönderilme korkusu vardı.

ABD’den icazet alan dönemin bazı askeri erkanı, 

Erbakan’a yapılan cüppeli, sakallı birtakım ziyareti ve Sincan Belediyesi’ndeki tiyatro gösterimini bahane ederek,

Çeyrek asırdır unutulmayan,

Unutulmayacak ve 

Tarihe kara bir leke olarak geçecek olan eylemi başlatmışlardı.

Kaybeden,

Ülkemiz ve

Ekonomimiz oldu.

Gelişmekte olduğumuz her dönemde,

Kafamıza balyoz ile vuran gelişmiş

ABD ve AB ülkeleri bunda da başarı elde etmişlerdi.

Evet, kıymetli dostlar;

Her Şubat ayı geldiğinde hatırladığım,

Zaman zaman da yaptığımız siyasi sohbetlerde andığımız

O kara günleri kısa da olsa hatırlatmak istedim.

Allah bu güzel vatana,

Bu süreci bir daha yaşatmasın.

Yaşatmak isteyenlere de fırsat vermesin inşallah.

Kalın sağlıcakla.

Güzel söz:

“Sahipsiz vatanın batması haktır,

Sen sahip çıkarsan, bu vatan batmayacaktır”

Mehmet Akif Ersoy 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necdet Başoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NetGaste editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NetGaste değil haberi geçen ajanstır.

01

CELALETTİN KAYA - Neydi o günler telekomda 20 yıldır çalışan memur ablalar peruk takmak zorunda kalmıştı

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 02 Mart 23:06


Anket Gabak Evi'nin Yeri ve Şeklini beğendiniz mi?