D.Türkistan'dan Yükselen Çığlıklar

Duyun artık

Lanet Osun Toplu Tecavüz

Yanlış duymadınız Toplu Tecavüz...

Toplama kampları hapisler organ hırsızlığı çocuk toplama kamplarında asimilasyon köle işçi  zorla Çinlilerle evlendirme Doğu Türkistan Köylerinin boşaltılarak Çinin değişik yerlerine taşıma.

Akla hayale gelmeyen eşine raslanmamış zulümler yapılıyor.

Hasılı bir millet bir ümmet yok ediliyor.

D. Türkistanda Uygur Müslüman kardeşlerimiz soykırıma uğruyor.

Kamplarda yaşanan akılalmaz olaylar

Daha önce Gülbahar Jelilova hem Vizyon pırogramımda yaşadıklarını gözyaşları içinde boğazı düğüm düğüm anlatmış hem de sosyal medyada anlatmıştı

Anlatma sebebini ise Kamptaki kadınlar bana hergün yalvardılar bizim yaşadıklarımızı çıkınca Müslüman kardeşlerimize ve bütün dünyaya anlat bize söz ver diye ben de bütün dünyaya anlatacağım anlatıyorum. Demiş ve kamplarda hergün karşılaştıkları tecavüzler ve işkenceler sonucunda aklını yitirenleri hamile kalan kadınların çocuklarının analarından alınarak nereye ve ne için götürüldüklerini bilmediklerini kadınların aklını yitirdiklerini ve daha nice akılalmaz insanlık dışı muameleri anlatmış izleyicileri ve bizleri gözyaşlarına boğmuştu.

Anlatılanlar karşısında çaresizliği iliklerimize kadar hissetmiştik.

Allah zalimleri kahretsin

Şimdi ise gene toplama kamplarında çıkan Tursunay Hanımefendi anlatıyor

Toplama kamplarında on beş yaşından seksen yaşına kadar kadınlar bulunuyor.

Kadınları hergün çırılçıplak soyunduruyorlar içimizden seçtiklerini kamerası olmayan başka bir odaya götürüyorlar gözlerimizi ve bizi bağlıyorlar yüzlerine maske geçirmiş Çin askerleri toplu şekilde sırayla her yanımızdan hemen hepimize defalarca tecavüz ediyorlar bununla da yetinmiyolar işkence yapıyorlar vücudumuza elektrikli jop sokuyorlar aklını yitiren kızlar oluyor....

Anlatılanlar dinlenilecek gibi dayanılacak gibi değil.

Türkiyede yaşayan eğitim için gelen Uygur Türkü kardeşlerimiz bu anlatılanlar karşısında dünyaları zindan oluyor.

Türk milletine İslam topluluklarına gönülleri kırık yürekleri burkuk bir şekilde sesimizi duyun bize yapılan zulmü durdurun diye feryat ediyorlar ama ne yazık ki insanlık sessiz müslümanlar duyarsız bu halde çaresizlik içinde yakınlarının akıbetini Çinden sormak ve sağlar mı ölmüşler mi zindandalar mı öğrenmek için önce Çinin İstanbul Konsolosluğu önünde seslerini duyurmaya çalıştılar.

Netice alamayınca Ankarada Çin Elçiliği önüne beş bin dilekçe ile başvurmak istediler kapılar kendilerine kapatıldı gene cevap alamadılar.

Çin elçiliği önünde polis müdahale etti müdahale sırasında tatsızlıklar oldu orada.

Kardeşinin akıbetini sormak için bulunan Mağfiret isminde bir hanımefendinin kolu incindi. Emniyet görevlilerince nahoş kelimeler sarfedildiği sosyal medyada paylaşıldı. Keşke bunlar olmasaydı.

Polisimiz müşfiktir ölçüsüz davranmaz sanırım anlık istenmeyen olaylar olmuş ya da işin vahametini anlamayan birkaç görevli kendilerine yakıştıramadığımız söz ve davranışlarda bulunmuşlar.

Yetkililere ve emniyet görevlilerine bir cümle söyleyerek iktifa edeceğim.

Çin elçiliği önüne giden Uygur kardeşlerimiz annelerini kardeşlerini çocuklarını ve onların akıbetlerini soran KANADI KIRIK kardeşlerimizdir. Lütfen bu kardeşlerimizi bir de siz incitmeyin.

Bizler bir şey yapamıyoruz bırakın kanadı kırıklar analarını babalarını kardeşlerini çocuklarının akıbetlerini sorsunlar.

Onları rahat bırakın onlar Çinin dediği gibi terörist değil onlar kardeşlerimiz.

Onlar Milliyetçilik iddiasında olanların Ümmetçilik iddiasında olanların  görmezden geldiği Uygur TÜRK MİLLETİ UYGUR MÜSLÜMAN ÜMMETİDİR.

Onları lütfen rahat bırakın  Onlar vatanperver kardeşlerimiz

Emin olun hiçbirisi bırakın Türkiyenin zarar görmesini kılına zarar gelmesini istemeyen kardeşlerimizdir. Şayet varsa aralarına sızmış provakatörler onları ayıklamakta emniyet görevlilerinin işidir.

Onlar Annesinin akibetini soran Cevelan kardeşlerinin babasının anasının akibetini soran Mirzahmet aynı zamanda Türk vatandaşı olan kız kardeşinin akıbetini soran Medine

Ve Ömer Faruh: aynı zamanda Türk vatandaşı da olan üç dört yaşlarındaki iki çocuğu abileri kardeşleri anası ve babası.

A.Tohti: ailesi ve aynı zamanda Türk vatandaşı da olan asimile kampında iki çocuğu.

Abdurahman: kardeşi amcası 2 yeğeni. Şemsiye: babası dedesi amcası.

Mağfiret: 2 amcası abisi 8 yeğeni. Alimcan: abisi ablası 2 yeğeni 2 eniştesi.

Hebibullah: 2 ablası 1 kız kardeşi 1 erkek kardeş 2 eniştesi.

Tursuncan: kız kardeşi. Rabigül: annesi arkadaşı.

Ve diğerleri...

Onlar kanadı kırıklar

Onlara yardım edemiyoruz bari gölge etmeyelim

Çinden aşı alıyoruz

Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü 2 Kasım 2011 kapatılmıştır.

Bu tarihten itibaren Türkiye kullandığı aşıları ithal etmektedir.

1928de Hıfzıssıhha Enstitüsü ile üretim merkezileştirilmiştir. 1940lı yıllara kadar tifo tifüs difteri BCG kolera boğmaca tetanoz kuduz aşıları seri üretimle oluşturulmuştur. 1968de kurulan serum çiftliğinde tetanoz gazlı kangren difteri kuduz şarbon akrep serumları da üretilmiştir. Ülkede hastalıkların yok olması ile 1971de tifüs 1980de çiçek aşısı üretimi sonlanmıştır.

Şimdi ise Çinden aşı alıyoruz. Çin aşısı yaptıranlara şifalar dilerim.

Ben Çin aşısı yaptırmayacağım. Aşı yaptıracaksam da YERLİ AŞIMIZI bekliyorum.

Çin yetkililerine sözümüz ise Uygur kardeşlerimize yaptığınız zulme soykırıma son verin.

Türk ve İslam dünyası ile onarılmaz sonuçları olacak zulmü durdurun. Böylece dünya barışına katkıda bulunun.

Zulmü devam ettirmeniz halinde insanlık için ve Çinliler için de dünyayı yaşanılmaz yer yapmaya doğru süratle sürüklemektesiniz.

D.Türkistanda cep telefonunu yasaklamanız orada Uygur Müslümanlarına insanlık dışı yaptıklarınızı dünyadan gizlemeye yetmeyecek Artık mızrak çuvala sığmamaktadır.

Uluslararası mahkemelerde hesap vereceksiniz Hesap vermeli ve yargılanmalısınız.

Son söz olarak Türkiye hiç vakit kaybetmeden UYGURLARIN UĞRADIĞI SOYKIRIMI TANIMALIDIR.

Türkiye ne Akdenize ne Libyaya ne Suriyeye ve ne de başka bir işini Çine güvenerek Çinin desteğini alarak yapmamıştır. Türkiyenin dik duruşu her zaman olduğu gibi dostlarını umutlandırıp sevindirecek Türkiyeye düşmanlık edenleri ise dize getirecektir.

Toplu tecavüze soykırıma uğrayan Uygurlar hem Millet hem ümmettir.

Uygurlar kardeşlerimizdir.

Ben UYGURUM UYGUR

BİZ UYGURUZ UYGUR Lanet Osun Toplu Tecavüz başlıklı Halis Özdemirin yazısından iktibas edilmiştir

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Osman Karagüzel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NetGaste editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NetGaste değil haberi geçen ajanstır.



Anket Gabak Evi'nin Yeri ve Şeklini beğendiniz mi?