Şehir hastaneleri modeli

Crallion…

İngiltere’nin en büyük küresel inşaat şirketlerinden…

Geliri yıllık 236 milyon Sterlin ve

43 bin çalışanı vardı. 

Şirket 2018 Ocak ayında işlerini durdurdu.

Ağustos ayında da battığını açıkladı.

Bu, Birleşik Krallık/İngiltere tarihinin en büyük ticari tasfiyesi olmuştu. 

Carillion şirketinin sadece İngiliz Devletiyle 450 sözleşmesi vardı.

 

Bunları neden mi yazıyorum,

Az sabır kıymetli dostlar.

Sabır…

Soner Yalçın’ın ‘Kara Kutu’ kitabında ,

Gündeme ilişkin geçmişte yaşanan çok önemli bir olayı sizlerle paylaşmasam olmazdı.

 

Evet devam edelim..

Bunlar arasında,

Şehir hastaneleri’ önemli yer tutuyordu. İngiltere’nin, 1992’de başlattığı, ‘Kamu –özel ortaklığı’ modeli bu şirketin batmasına sebep olmuştu.

Soner Yalçın kitabında olayı şöyle özetlemişti:

Carillion…

Soult Area Hastanesi’nden, Al Jalia Hastanesi’ne kadar 5 büyük şehir hastanesi yapmıştı. 

Bu büyük dev şirketin iflasıyla birlikte Royal Liverpool Hastanesi, Midland Merropolitan Hastaneleri yarım kalmıştı.

Crillion’un batışı İngiltere’de,

Şehir hastaneleri modelinigündeme getirdi..

Aslında,

İngiltere’de, 

Şehir hastaneleri’ modeli Carillion şirketinin batmasından önce tartışmaya başlandı. 

İngiliz Tabipler Birliği (BMA) uygulamanın geleceğinin parlak olmadığını defalarca açıkladı.

Bazı nedenler ve hizmet kalitesinin düşüklüğü gibi sebeplerle ‘Şehir hastaneleri’ şikayetleri artınca, 

İngiliz parlemontosunda 2011’de araştırma komitesi kuruldu. 

Hasıraltı edildi gerçekler…

Ve 2018’de İngiliz Devleti, 

İnşaat şirketlerinin yönettiği bir hastanenin hizmetini sürdürbilmesi için ek ödenek vermeye başladı.

Sonu ne olacağıyla ilgili herkes karamsar.

İngiliz ulusal sağlık sistemini çökerten kamu-özel ortaklığı modelini biz de bu ülkeden aldık!

Üstelik bu modeli hayli abarttık sanki.

Araziyi devlet sağlıyor,

İnşaatı yapan firmanın aldığı tüm kredilerin teminatı Devlet oluyor.

Tıbbi gereçler, inşaatı yapan şirketten alınıyor…

Tıbbi görüntüleme, laboratuar gibi hizmetler inşaat şirketine bırakılıyor.

Yüzde 70 (nedense pskiyatri hastaları için yüzde 80) oranında garantili hasta teminatı veriliyor.

Otel gibi çalıştırılacak hastanelerin yardımcısı sağlık personeli vs. inşaat şirketine ait oluyor.

AVM görüntülü hastanelerin kafe, pastane , çiçekçi, alışveriş dükkanları gibi tüm ticari alanları da inşaat şirketine veriliyor.

Peki, bu modelde ileride bir sorun olursa kim çözecek?

Diğer bir yorumda ise,

Avrupa Yatırım Bankası’na göre, ‘Şehir Hastanesi’ yatırımları yüzde 24 pahalıydı.

Ayrıca alınan krediler de devlet borçlanmasına göre yüzde 83 fazlaydı.

Türkiye’de yapılması planlanan 12 Milyar dolarlık sözleşme değerinde 30 şehir hastanesi var.

Devletin 25 yılda ödeyeceği paranın ise 31 Milyar Dolar olacağı hesaplanmış. 

Mesele sadece hastane binasıyla/inşaatlarla sınırlı değil elbet. 

Türkiye’de 1.514 hastane var.

Bunun 560’ ı özel hastane. 

(Bu rakamlar 2018 rakamları. Güncel sayıları bilmiyorum)

Peki, 

Neden, ‘kamu özel ortaklığı’ şehir hastaneleri yapılıyor? Neden kamu ya da özel sektör değil de, bu molelle hastaneler kuruluyor?

Neden büyük mali bedel ve mali risklerle devlet karşı karşıya bırakılıyor.

Öyle ki;

Rönesans Holding…

Mart 2015’te Adana Şehir Hastanesi ihalesini kazandı.

1.559 yatak kapasiteli hastane, Eylül 2017’de görkemli törenle açıldı.

Adana’da 23 kamu-özel hastane vardı.

750 Yatak kapasiteli Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2011 yılında açılmıştı.

Şehir Hastanesi’nin açılmasından sadece 6 yıl sonra kapısına kilit vuruldu. 

Yalnız Adana değil tabi.

553 yataklı Mersin Devlet Hastanesi 2015’te baştan sona yenilendi!

306 yataklı Doğum Çocuk Hastanesi 2007’de açıldı.

300 yataklı Mersin Şehir Hastanesi’nin geçen yıl açılmasıyla kapatıldı. 

Adana’da 685 milyon dolarlık ve Mersin’de 358 milyon (avroluk) masraf yapılmıştı.

 

Bir başka örnek de şöyle;

ABD’de 1973 yılında 173 hastane vardı.

1909’da hastane sayısı 4 bin 400 sayısına ulaştı.

1946 yılında 6 bine,

1970’te 7 bin 200’e kadar yükseldi.

Bu sayı bugün 5 bin 7’ye düştü.

ABD’de 2000 yılında yatak sayısı 983 bin 628 idi, bugün bu sayı 850 bine kadar düşürüldü. 

Türkiye’de 2000 yılında 134 bin 950 olan yatak sayısı bugün 250 bine yaklaştı!

ABD hastane sayısını neden düşürüyor,

Türkiye’de ise neden artış yaşanıyor?

Görünüş o ki,

Batı’ya göre bizdeki hastane sistemi farklı ilerliyor.

Bunun en önemli nedeni de mobil sağlık kuruluşlarının varlığı olarak ifade ediliyor. 

Sağlık sisteminde toplum sağlığı teknolojilerine, yeni bireyler yerine, ‘toplumu’ etkileyen müdahalelere odaklanılmalı.

Sağlık sorunlarının çözümünde salt teknolojideki ilerlemelere bel bağlamak yerine,

Sağlık sorunlarının kaynaklarına yönelik çalışmalar yapılmalı.

Sürekli yeni ilaçlar-cihazlar geliştirerek ‘Sivrisinek’ ile değil,

bataklık’ ile mücadele esas alınmalı. 

 

Kıymetli dostlar;

Sakarya’da da biliyorsunuz 3-4 yıldan bu yana ‘Şehir Hastanesi’ ile ilgili girişimler var.

Hatta bu yılın yatırım programına alındı.

Ama hastane ile ilgili Sakarya’da

Çoğu doktorların

İki endişesi var.

-Şehir Hastanesi’nin Alandüzü’ne yapılması doğru mu?

-Şehir Hastanesi’nin yapımı elzem mi?

Buradan da şu ortaya çıkıyor:

Sürekli  SEAH’ın yoğun olduğuna vurgu yapılıyor.

Nedeni araştırılmıyor.

Oysa SEAH’ın yoğunluğunun nedeni

Yıllardır inşaatı bir türlü bitirilemeyen Arifiye’deki Toyota Hastanesi idi.

Diğer yandan Akyazı ve Hendek’te büyük bir hastane olmayışıyla alakalıydı.

Hâsılı, SEAH Güney ve Kuzey bölgeleri nedeniyle yoğundu.

Ama nedense,

Sağlık Müdürlüğü ve birileri Alandüzü’nü işaret etmişti.

Öte yandan;

SEAH’da güçlü bir doktor kadrosu var.

Bu hastanenin Devlet hastanesi olarak hizmetine devam ettirilmesiyle,

Korucuk Hastanesi, 5 yıldızlı Hastane alanının Araştırma Hastanesi’ne dönüştürülerek büyütülmesiyle, ‘Şehir Hastanesi’ne çok da gerek kalmayacağı ifade edilmişti.

Zaten, Arifiye’de yapımı devam eden Toyota Hastanesi inşaatı hızla devam etmekte.

Yakın zamanda o da tamamlanmış ve

Bölge insanına hizmet vermeye başlayacak olması,

Aslında ihtiyacı önemli oranda karşılamaya yetecekti.

Tüm bu detaylandırma,

Bu işe gönül vermiş doktorlara ait.

Eğer şehir hastanesi yapılacak ise,

Bunun da mutlaka doğu yönüne,

Hendek-Akyazı bölgesine yakın alanda yapılması gerekliliğine vurgu yapıldı.

Ama dediğimiz gibi,

Birileri ne yaptı yaptı.

Şehir hastanesi’ ni ve yapılacağı alanı çoktan belirlemişti bile.

Ne diyelim;

İnşallah,

İngiltere’deki gibi

Bir son olmaz!

Arzu edilen hedefler yakalanır ve

Sakarya’nın hastane ve sağlık personeli sıkıntıları bu gelişmelerle son bulmuş olur.

Kalın sağlıcakla.

Güzel söz:

Kendini sağlam bilen,

Hastanın tedavisi yoktur. 

Eddy Fisher

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necdet Başoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NetGaste editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NetGaste değil haberi geçen ajanstır.

02

Harun - Konu dönüp dolaşıp hastanenin neden Alandüzü'ne yapılacağına geliyor.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 11 Şubat 14:59
01

Sadık serbes - Bir sürü şey yazıp, en son şehir hastanesini yeri değişsin diyorsunuz. Amaç şehir hastanelerinin verimli olup olmaması değil , yeri. Milleti saf zannetmeyin...

Neyse var bi bildiğiniz diyelim.

Yanıtla . 0Beğen . 1Beğenme 10 Şubat 18:07


Anket Sizce Sakarya'nın En Başarılı Belediye Başkanı Kim?