Bir nefes sıhhat

10 günde iki komşumu kaybettim.

Nasıl oldu ne ben anlayabildim,

Ne de komşularımız.

Bırakın bizi, ailesi dahi anlamadı.

Beni bilen bilir,

Yaklaşık 25 yıldır Yeni Camii semtinde,

Yaklaşık 20 yıldır da aynı sokaktayım.

İyi, tatlı anılarım oldu.

Komşularım,

Her gün şakalaştığımız,

Birbirimize takılıp,

Ayaküstü sohbet ettiğimiz insanlar.

Bir gün işe gelirken,

Komşumun biri:

‘Duydun mu, Recep Ağabey (Recep Anık) korona olmuş’ dedi.

Şaşırmadım değil.

Kendisine dikkat eder,

Evinden de özellikle bu ara pek çıkmazdı.

Arada sokaktaki çay ocağına gelir, çay-kahve içer yine evine dönerdi.

Ama bir şekilde yakalanmıştı işte.

Hastaneye gitti,

‘Allah şifalar versin’ temennisinde bulunduk.

Atlatır düşüncesiyle,

Dünya telaşından unuttuk.

Bir sabah işe gelirken,

Hemen her sabahki gibi

Esnafa

Selam verdim.

Biri:

“Necdet Ağabey Recep ağabeyi kaybettik..!” demez mi…?

Hızlı adımlarla ofise yürürken,

Kaskatı kesilmiş,

Olduğum yerde kala kalmıştım.

‘Yapma..!’ diyebildim.

Sonra kimseye bir şey demeden,

Ofise geçtim.

Gardım düştü ve

Moralim bozuldu.

Keyfim kaçtı….

Onu hazmetmeden,

Bu defa bir sonraki gün,

Kemoterapi aldığını bildiğim, komşum Parkeci Sabrinin

Koronaya yakalandığı haberini aldım.

‘Eyvahhh… !’ dedim.

Çünkü,

Kendisi kemoterapi alıyordu ve

Bu hastalık onun için büyük riskti.

Zaten ciğerlerindeki rahatsızlık nedeniyle bir ay önce kemoterapi aldığını öğrenmiştim.

İyileşmesi için

Dua ediyorduk.

Ama koronaya yakalanması büsbütün üzmüştü bizi.

Her zaman

Takıldığımız,

Muhalif yapısı ile sokağın neşesi olan

Namı değer, ‘Parkeci Sabri’ korona olmuştu.

Bünyesi kuvvetliydi.

Açıkçası atlatır inancındaydım.

Korona nedeniyle hastaneye yattığı üçüncü günün sabahı yine selam vererek sokağa giriyorum.

Komşumun biri:

“Necdet Bey, Sabri’yi kaybettik..!” demez mi?

Yüksek ses tonuyla:

‘Ne diyorsun? Gerçek mi?’ diyerek,

Şaşırmıştım.

Öyle ki, sokaktan geçen

Avukat Cahit Yalçın Türkler (Nam-ı değer Petroçelli)

“Ne oldu Necdet?” dedi.

‘Ne olacak ağabey, Sabri vefat etmiş’ dedim. 

O da şaşırarak:

‘Bizim Sabri mi?’ dedi.

‘Evet ağabey bizim Sabri’ dedim.

Üzülmüştü.

Daha bir şey demeden,

Sokağın sonuna doğru süzülerek kayboldu.

Ben ise büroya geçmiştim.

Koltukta oturuyorum.

Açık cama yaklaşan sokaktaki esnaf kardeşim gelerek:

“2 Gün önce fenalaştı Necdet Ağabey, akşam beni aradı, ‘Çok fenayım, dayanamıyorum. Ağrıdan ağlıyorum… Çok zor durumdayım. 112 Acil’i aradım ambulansı bekliyorum. Hastaneye gideceğim” demiş.

Gözlerim doldu.

‘Yapma  yahu….’diyebildim.

Kardeşim halimi anlamış olacak ki

Camın önünden süzülüp gitti.

Evet, üçüncü günde

Sabaha karşı bizim Sabri vefat etmişti. 

Ve 11.00’de ise Emirdağ Mezarlığı’nda ebediyete uğurlandı.

Çoluk çocuğu,

Komşuları,

Bizler

Onun sapa sağlam döneceği ümidindeydik.

Ama,

Bu illet hastalık ne yazık ki

Koca Sabri’yi devirmişti.

Daha onun acısını hazmedemeden,

Uzaktan yakınım,

Ağabeyim,

Bu şehirde uzun yıllar dağa, bayıra,

Tarıma, ziraata imza atmış,

Kararlı ve ilkeli duruşu ile şehre önemli katkı sağladığına inandığım,

Tarım eski İl Müdürü, Şen Piliç’in Başdanışmanı Abdurrahman Çakar’ın hastaneye yattığını öğrendim.

Allah Allah…

Felaketlerin ardı arkası kesilmiyor adeta.

Sağlığına dikkat eden

Abdurrahman Ağabeyde koronaya yakalanmıştı.

‘Atlatır… O dirençlidir, kararlı ve inatçıdır..’ diye yorum yaparken,

Yavuz Ağabey’i aradım (Yavuz Müftüoğlu’nu)

Durumunu ve nasıl yakalandığını değerlendirdik.

Yavuz Ağabey, ‘Diyecek bir şey yok. Şaşkınım.Allah şifalar versin’ diyebilmişti.

O’nun da üzgün olduğu ses tonundan belliydi.

Nasıl olmasın,

Sık sık dostlarla bir araya gelerek,

Hal hatır soran iki güzel insan olarak bilinirler.

Yazıyı kaleme alırken,

Abdurrahman Ağabey’in 17 gündür Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi SEAH yoğun bakım servisinde duaya ihtiyacı olduğunu biliyorum.

Üzgünüm.

Hem de çok.

Tarifsiz bir üzüntü bu.

Sevdiğimiz insanlar,

Tek tek

Bizi terk ediyordu.

Tüm dualarımız,

Şimdi Abdurrahman Çakar ve onun gibi olan tüm hastalar için.

Bir nefes için dünyaları verecek olan insanlar biliyorum ve de

Duyuyorum.

Bir nefes…

Sağlığımız yerindeyken kıymetini bilmediğimiz,

Günde binlerce kez alıp verdiğimiz,

O nefes için..

Evet,

Allah yoğun bakım servislerinde,

Gözleri tavana çevrili olan,

Yüzlerce, binlerce hastaya yardım etsin,

Şifalar versin.

Acı haber almayacağımız günler nasip etsin

Diyerek her vakit dua ediyorum.

İster maske takın,

İster takmayın.

Ben uzman değilim,

Ama

Bu virüsün maskeyle değil,

Mesafe kuralına bağlı olduğuna dikkat çeken hekimlere önem veriyorum.

Mesafe önemli!

Hem de çok.

O nedenle,

Maskeden çok,

Lütfen mesafeye önem verelim.

Kendimizi düşünmüyor olabiliriz,

Sevdiklerimizi,

Dostlarımızı düşünelim.

Ve mesafemize dikkat edelim.

Olur mu?

 

Güzel söz:

Hastalığa tutulmamak,

Hasta olup da iyileşmekten daha iyidir. 

Erasmus

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necdet Başoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NetGaste editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NetGaste değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sakarya'da koronavirüs (Covid-19) denetimlerini nasıl buluyorsunuz?