BU ŞEHİR HUZUR KOKARDI

Ellerinden geleni yaptılar. Akılları erdiği kadar. Güçleri yettiği kadar. Kültürcülerin yetkisi ne kadardı, bütçesi ne kadardı? Başkanların talimatı neydi?

Haksızlık etmek de istemem ama hutbede dut yemiş bülbüle dönen hocaya oğlunun dediği gibi, ne söyleyeceğini bilmiyorsan minberden inmesini de mi bilmiyorsun.

Nargileye, dedikoduya, kişisel düşmanlıklara ayrılan süre kültür sanat için mücadeleye ayrılandan daha az mıydı yoksa?

Serdivan güzel işler yaptı. Yapmaya da devam ediyor.

Adapazarı Belediyesi uzun zamandır hayaletten farksızdı. Adapazarı Belediyesi’nden kültürle ilgili bir başarı beklemek yoğun bakımdaki hastadan kalkıp koşmasını beklemek gibi bir şey olurdu.

Yeni başkan Mutlu Işıksu iletişime açık, iyiniyetli, kültüre saygılı, bir şeyler yapmaya hevesli görünüyor, en azından kültürün değerini biliyor, yazara, çizere, sanatçıya hürmet ediyor.

Ekrem Yüce tam bir muamma. Umarım hakkında bir yargıda, eleştiride bulunmamıza fırsat vermeden dönemini tamamlamak gibi kötü bir şaka olarak geçmez şehrin hafızasına.

Hadi dayanamayıp yine sorayım, Sakarya Büyükşehir’in bir kültür envanteri var mı?

Kaç sanatçımız var biliyor muyuz? Kaç ressamımız var, kaç yazarımız var, kaç müzisyenimiz var? Toplasan bir elin parmaklarını geçmeyecek sanatçısıyla nasıl iletişim kuruyor, kuruyor mu? Ne veriyor, ne sağlıyor onlara?

Diyelim on, yirmi, otuz sanatçısı var, onlara yakın köylerde birer ev tahsis etse, lojman olarak, mülk bağışlamayacak yani, birer asistan görevlendirse, lazım olduğunda araç gönderse, onları uluslararası, ulusal toplantılara gönderse, yolunu, otelini ödese, sanatçı dostlarını şehre davet etmelerini sağlasa, otel, yemek masrafını karşılasa, günaha mı girer yerel yönetim? Bununla görevli yükümlü değil mi aslında?

Engelliler için sosyal sorumluluk projesi kadar kıymeti yok mu hayatla aramızdaki engelleri kaldıran sanatçılar için para harcamanın?

Aziz Duran döneminde, özellikle son döneminde, Fahri Tuna’nın da kişisel gayretleri, yaptıkları, yapmaya çalıştıkları, son 10 yılda yapılanlardan çok daha ileriydi.

AKM’nin açılışı, kulisi, soyunma odası olan ilk tiyatro salonu, galada Zihni Göktay’lı Lüküs Hayat, Sait Faik Doğum Günü kutlaması, Zeki Alasya, Perihan Savaş, Salih Kalyon, Selçuk Yöntem’li, Neşet Ertaş’lı etkinlikler yaptı Fahri Tuna, Aziz Duran döneminde. İsimlerini unuttuklarım çoktur. Maksadım liste yayımlamak değil. Çok kitap yayımladı Büyükşehir’de Fahri Tuna. Faik Baysal’ı yaşarken onore etti, çok mutlu etti.

Efendim şimdi de ünlüleri getiriyoruz diyeceklerdir. Yerli ve milli duruş falan diyeceklerdir. Peki, Kayseri’deki, Konya’daki, Malatya’daki etkinliklerden ne farkı var Sakarya’dakilerin? Oralarda da aynı isimler, aynı konserler, aynı konular, aynı başlıklar.

“Copy paste” diyorum ya, “aynen” diyorum ya. Hah, kültürde de, Aziz Duran’dan sonra Sakarya’da şimdi konuşma hastalığımız olan “aynen işler” yapıldı. Yerelde gündem tek yazarın heykelleştirilmesine kilitlendi.

Her yerde gördüğümüz isimleri, programları Adapazarı’nda da yapmak kültür sanat etkinliği yapmak demek değil. Eskiden olsa anlarım, taşraya kültür getirmiş olmak gibi bir gerekçesi olabilirdi bunun, şimdi öyle mi? Herkesin elinde akıllı telefonlar var, dünyayla aynı anda haberimiz oluyor her şeyden.

Biz dünyaya ne veriyoruz? Bizim ürünümüz, eserimiz nedir, sanatçımız kimdir? Şimdi buna kafa yormak lazım.

Haksızlık da etmeyeyim, siz büyükşehirsiniz ama bütçeniz komşu illerin ilçe bütçelerinin yarısı kadar bile değil. Ne yapmanız lazım? Dev altyapı projeleri mi? Yoksa kentsel doku çalışmaları, sosyal politika faaliyetleri mi, kültürel zemin oluşturmak mı? Yapılamadı.

Bugün de marka mimarisi deyin, kurumsal iletişim deyin, itibar araştırması deyin, sosyal sorumluluk deyin, hiçbir ciddi karşılık göremeyeceksiniz.

En son yine tam bir iletişim skandalı yaşamadık mı? Sakaryaspor, maça formasının önünde “Kiralık” yazısıyla çıktı. Forma sponsoru bulamamışlar, formada reklam alanı kiralıkmış. Böyle mi söylenir bu? Şimdi bundan yerel yönetim dahil, ticaret odası dahil, valilik dahil herkes sorumlu değil mi? Sen öyle bir şey yapıyorsun ki, şehrin imajını, algısını yerle bir ediyorsun. Akıl alır gibi değil. İletişim bir iştir, ciddi bir iştir.

Ekrem Yüce’nin yerinde olsam işi gücü bırakır, Sakarya’nın itibarına, algısına, iletişimine, kültürüne kafa yorarım. İlk işim Sakarya algısını net olarak tespit etmek olur. İtibar araştırması yaparım hemen. Algıyı ölçerim, imaja sonra çalışırım.

Şehrin doğru ölçülerde gösteren bir boy aynasına ihtiyacı var. İletişimi ciddiye alan bir yerel yönetim anlayışına ihtiyacı var.

 

(Engin Arapoğlu’nun 17 Ocak 2019’da yayımlanan röportajından alınmıştır.)

Ek alanı

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cihat Zafer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NetGaste editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NetGaste değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sakarya'da koronavirüs (Covid-19) denetimlerini nasıl buluyorsunuz?