YAZIK OLDU UZUNÇARŞI’YA

Nostalji bir hastalıktır. Elbette geçmişi özleriz. Özlem duymak sağlıklıdır ama yarına faydası olmayan bugünün düne hasretlik çekmesi marazidir.

Bütün hikâye vefa duygusunda. Sevgi zannediyoruz ama değil, sevgi de vefanın bir şubesi belki de. Değer bilmeyenin vefası olmaz, vefası olmayan sevgisiz insandır.

Şehirlerimiz nasıl ucubeye döndü son yüz yılda? Bu kadar şiir, roman, hikâye yazılıyor da neden anı edebiyatı çok kısırdır bizde. Vefa yok, vefa. Herkes kendi olmak, birey olmak, ben olmak, dedirtmek, görünmek, alkışlanmak istiyor. Sonuç, birbirinin kopyası beton suratlı kasaba azmanları, marka tabelalarından ibaret AVM’ler, copy paste ilişkiler, copy paste hayatlar, konuşmalar, her şeye “aynen” diyen milyonlar.

Eskiden “Halkımız 300 kelime ile konuşuyor, çok ayıp” diyordu aydınlarımız. Şimdi sadece “aynen” diyor halkımız. Her duruma uyuyor “aynen”.

Çarşı yok, dükkân yok, tezgahtar yok, tezgahtar. Satış danışmanı var. Sor, sattığı malın ne olduğunu etiketinden okumuş mudur acaba? Çok yakında, insanların kendi meslekleri hakkında bile gugıla girip bilgi almaya çalışacaklarını göreceğiz.

İtiraz etmediklerimiz kabul ettiklerimizdir.

Şemsiyeli Park mesela, bugün orada güzel olan tek şey ağaçların eski ağaçlar olması. Yenicami’deki asma altı kahvesinin üstünden yol geçti. Çark Mesire dilerim Millet Bahçesi adıyla kimliksiz, kişiliksiz bir park, genişçe çimlik bir arazi olup çıkmaz. Ayrıca, Selahaddin Şimşek’le güzeldi asma altındaki bitli kahve, yoksa meraklısı değildik hasır taburelerde, sigara yanığıyla delik örtüleri pis masalarda oturmanın.

Selahaddin Ağabeyi, Balzac’la Gazali’yi, Şekspir’le Fuzuli’yi, sinemayla hat sanatını hercümerc ettiği tiradlarda, Markiz’in, Le Bon’un kadife koltuklarında dinlemeyi kim istemezdi ki? Dr. Sadık Canlı ile güzeldi Çark Mesire. Selim Gündüzalp’le bir anlamı vardı Bulvar’ın, manolyaların altında yürümenin, Şemsiyeli Park’ın. Nerede şimdi Enişte’nin Ayranı’ndaki ayranın köpüğü, şekerparesi Hüseyin Amca’nın.

Uzunçarşı’da ramazanda kapalı lokantaların önünde iftara kadar satılan tepsi tepsi altın sarısı revaniler nerede? Ne Hurdacı Osman kaldı, ne Radyocu Naim. Uzunçarşı’da, Çakar Lokantası’nın bitişiğinde, duvarın dibinde, oğulları çakmak tamiri yapan Cavit Amca vardı, Gazeteci Cavit, bisikletle evlere, dükkanlara gazete servis ediyordu. Saat tamircisi Orhan Bey vardı hemen karşısında, Avukat Raşit Abasıyanık’ın bürosunun girişinde. Şimdi Orhangazi Kültür Merkezi’nin olduğu yerde tek katlı ahşap bir binada, bir beyefendi vardı, babam tavukları için suda eriyen antibiyotik alırdı tarım ilaçları satan o dükkândan, o zarif adamı ve Türkçesini, ancak eski Yeşilçam filmlerinde köşkün sahibi rolünde görürsünüz artık. Hangisini sayayım?

İstanbul için de böyle bu. Sahaflar Çarşısı’nın çıkışında, Beyazıt Camisinin gölgesinde, “Çınarınaltı”nda artık bir bardak çay içmeniz mümkün değil. “Çınarınaltı” Beyazıt demek, “Çınaraltı” derseniz Emirgan’a gidermiş eskiden buluşacağınız arkadaşınız. Sahaflar’da artık Şeyh Muzaffer Ozak yok. Şemsettin Yeşil Hoca yok. Sahaflarda eski eser yerine KPSS hazırlık kitapları satılıyor. Samiha Ayverdi de yok artık, Münevver Ayaşlı da, Hikmet Öğüt de yok, Ali Cağaloğlu da, Haluk Nurbaki de, Ahmet Kabaklı da yok, Faik Baysal da, Sedat Umran da, Bekir Sıtkı Sezgin de, Halit Refiğ de, Tuna Huş da.

Anıtsal yapıları, anıtsal ağaçları olmayan yerlerin anıtsal insanları da olmuyor belki. Belki de, o insanları abidevi yapan, hatıralarıydı, anlattıklarıydı, abidevi mekanlarda, asırlık ağaçların gölgesinde konuşuyorlardı. Ortak özellikleri, vefaları, geçmişe saygıları, hatıralarına, hocalarına, büyüklerine duydukları hürmetti. Onları abidevi yapan buydu belki de.

Yazık oldu Uzunçarşı’ya. Kimse de sahip çıkmadı. Ne esnaf, ne gazeteciler. Rahmetli Ünal Ozan’ın iyi niyetle üstünü kapattığı Uzunçarşı’nın son hali içler acısıdır. Kartondan cepheler, bön bön bakan, birbirinin tıpatıp aynısı doğramalar, botokslu hatun gülmesi gibi tekdüze vitrinler, tek tip, ciğer kırmızısı, ucuz tenteler, toptan satın alınmış, asker gibi dizilmiş aplik aydınlatmalar, o metalik, soğuk, yeknesak kepenkler.

Anıtlar Kurulu diye bir kurul var, değil mi? Uzunçarşı’ya bakarsan, yok. Sakarya’da, Büyükşehir’i uyaracak, bu cinayete dur diyecek bir Allah’ın kulu STK, bir etkili ses çıkmadı.

Esnafın da suçu var. O kadar dükkân, biner lira verseler hem avukatları olurdu, hem marka danışmanları. Hem tanıtım filmleri, belgeseller çekerler, hem aylık alışveriş bültenleri yayınlarlardı. Web siteleri, sosyal medya hesapları var mıdır? Yoktur. Bakmadım ama yoktur mesela, uzunçarşı com tr diye bir siteleri. Ne diyeyim? Yazdım ben bunları.

Şimdi yine üstünü kapatmaya çalışacaklar, göreceksiniz. Oysa, dilimde tüy bitti, AVM’lerle rekabet etmenin yolu, yağmuru, güneşi kesmek değildir. Çatısız çarşılar dünyanın her yerinde en pahalı dükkanların olduğu çarşılardır, en ünlü markaların merkez mağazaları AVM’lerde falan değil, çatısız çarşılardadır. Milano’da, Londra’da, Paris’te, NewYork’da böyledir bu. Neymiş Çark Caddesi’yle rekabet edemiyormuş esnaf? AVM’lerle rekabet edemiyormuş. Çark Caddesi’nin üstünü de kapatın o zaman. Niye İstiklal Caddesi’nin üstünü kapatmıyorlar?

Uzunçarşı, üç caminin ortasındadır, Orhan Cami, Ağa Cami ve Tozlu Cami. Kilise ihale verse, bir kilisenin çan kulesine benzeyen minareyi ancak öyle görürdük. Maalesef gördük. Nedir o Tozlu Cami faciası? Neden yıktınız arkadaş Orhan Cami’nin bahçe duvarını? Ağa Cami’nin pimapen yağmurluk kısmı hazin değil mi?

Şahdı, şahbaz oldu Uzunçarşı.

 

(Engin Arapoğlu’nun 15 Ocak 2019’da yayımlanan röportajından alınmıştır.)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cihat Zafer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NetGaste editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NetGaste değil haberi geçen ajanstır.



Anket Hafif raylı sistemin güzergâhı sizce neresi olmalı?