Artık Çocuk Değiliz

Tazyikli suyla kaldırımları yıkıyordu temizlik işçileri. Caddede yürüyorduk. Akşamdı. Niye süpürmezler diye geçti aklımdan. “Artık yaprak süpürmeye de mi üşeniyoruz?” dedim.

Eski kafalıyım ben. Belediyenin yerinde olsam yıkatmam sokakları. Çalı süpürgesinin sıcaklığı yok çünkü hortumda. Haşin, zorba geliyor bana, hınçla fışkıran su. Her tazyik gibi... Hele sararıp yerlere düşmüş yapraklara karşı… Sonbahar süpürülür, yıkanmaz bana kalsa.

“Nasıl yetişecekler?” dedi karım. “Nereye yetişecekler ki?” diye geçti aklımdan. Söylemedim. Haksız değil, sonbahar bu, bir döküldü mü yetişilmez.

“Sana bir aforizma yapayım mı?” diye sordum oğluma. “Yap” demesini beklemedim. “Nedir çektiği şu sonbaharın, çöpçülerle şairlerden?” dedim. Sonra da düşündüm, bunu bir yerde okudum mu ben diye. Muhtemel ki öyledir. Ardına düşmedim. Belki başka türlü söylenmiştir. Sonbahar kelimesi miydi o, başka mı yoksa, şairlerin eskittiği

“Aforizma ne demek?” diye sordu oğlum. “Bilmiyorum” dedim. “Sözlükten bakarsın.”

Sinan unutuverdi tabii bir çocuk masumiyetiyle, sözlüğe bakmadı. Ne demek olduğu aforizmanın, ilkokul çocuğunun ne işine yarar? Ben de bakmadım.

Sonbahar biraz da merak etmemek mi acaba? Delil aramamak mı? İspata lüzum görmemek mi? Kelimelerin içinin boşalmasıdır belki de. Belki de lebaleb dolması anlamla, izahtan vareste olması artık. Yapraklar dökülüyor işte, ne söylesen boş.

“Ekseri sonbahar gecelerinde

Sızarken camlardan ince bir yağmur,

Düşünürüz, her şey yerli yerinde

Ama gözlerimiz niçin doludur?”

Mısralar Ahmet Muhip Dıranas’ın. Hani şu meşhur “Fahriye Abla” şairi. Fahriye Abla’yı boş verin de, her şey yerli yerinde mi? Gözleriniz doluyor mu hiç?

“O sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik, bitti

O elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti

Artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz” diyor Hasan Hüseyin.

Susarak bir şeyler söylenebilirse, yazmamak da bir söyleme biçimi olabilir pekala. Yazmıyorsak sebebi vardır. Bir sebebi vardır suskunsak! Köprüler, sular, kuşlar, dallar…

Kırılmak mı? Artık çocuk değiliz!

“Günler kısaldı Kanlıca’nın ihtiyarları

Bir bir hatırlamakta geçen sonbaharları”

Şiirimize böyle altın mısralar ekleyen Yahya Kemal başka mısralar da söyler sonbaharlı…

“Fânî ömür biter, bir uzun sonbahâr olur.

Yaprak, çiçek ve kuş dağılır, târümâr olur.”

Ziya Paşa’nın “Türk şiirine temel koyan şairlerin üçüncüsü” dediği Zati, 1546’da göçmüş dünyamızdan. “Hazan, ömrün bekâsı olmadığından alâmetdür” demiş, gitmiş hazret.

Turgut Uyar, Zati’nin divanını okudu mu bilmiyorum ama devam ettirmiş gibidir, hazan ve beka vurgusunu.

“Eylül toparlandı gitti işte

Ekim filan da gider bu gidişle

Tarihe gömülen koca koca atlar

Tarihe gömülür o kadar”

Bir ömrün son baharının hangi sonbahar olduğunu bilemiyoruz. Hangi atlar, koca koca atlardır, onu da…

“Her sonbahar, bir yanılgıdan alametdür” diyelim, her yaprak bir yanılgı…

“Tarihe gömülen koca koca atlar…”

Artık çocuk değiliz!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cihat Zafer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NetGaste editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NetGaste değil haberi geçen ajanstır.

03

Kavgalar, Sitemler.... - Köprüler, sular, kuşlar, dallar.....

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 07 Ekim 05:21
04

Cihat Zafer - @Kavgalar, Sitemler.... 03 nolu yoruma cevabı: aynen öyle... kavgalar... sitemler...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 08 Ekim 21:51
02

Cihat Zafer - @Mahmut 01 nolu yoruma cevabı: biz teşekkür ederiz efendim

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 02 Ekim 12:13


Anket Hafif raylı sistemin güzergâhı sizce neresi olmalı?