Bir Bakan’a bakın, bir de müdüre!

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi´nde hasta yakınlarının saldırı girişiminde bulunduğu sağlık çalışanlarını ziyaret ederek dinledi.

Üstelik Başhekim makamında değil,

Misafir koltuğunda,

Sağlık personeli ile aynı şartlarda.

Samimiydi,

Sıcakkanlı…

Ve baba şevketiyle onları dinledi.

Bakan Koca ardından sosyal medya hesabından:

"Keçiören EAH Acil Servisindeki arkadaşlarımı ziyaret ettim. Emniyet güçlerimizce incelenen kamera kayıtları, arkadaşlarımızın beyanı olayın ciddiyetini ortaya koymuştur. Cumhuriyet Başsavcılığımız süreci başlatmıştır. Sağlık camiası olarak üzgün ve konunun takibinde kararlıyız" paylaşımında bulundu.

Onca işinin arasında ve

Dünyayı kasıp kavuran

Pandemi nedeniyle,

Sadece bir ille değil,

Türkiye ile uğraşıyor.

Türkiye’deki tüm hastanelerle, olmadı, yabancı ülkelerin sağlık durumu ile de ilgileniyor.

Gece belki uyumuyor,

Yada çok geç uyuyor.

Haftada bazen bir,

Bazen de iki kez kamera karşısına geçiyor ve

Bilim kurulu ile sık sık toplantılar düzenliyor.

Vereceği karar, 

Tüm insanları,

Sağlık personelini bağladığının bilinciyle,

Akli selim ve sağ duyulu hareket ediyor.

Ama koltuğuna yapışık durmuyor.

Günde üç beş kez:

“Gelin beni test edin. Acaba bana virüs bulaştı mı?” demiyor, aksine

Herkesin derdi ile dertleniyor.

Ölüm oranı arttıkça,

Vakıa sayısı yükseldikçe

Üzüntüsünden ağlamaklı oluyor.

Onca yorgunluk ve stresten şişen göz altları ve bozuk haleti ruhiyesine rağmen,

Yaptığı toplantılarda:

“Uyumuyor musunuz Sayın Bakanım?” diyen genç gazeteciye bile

Şefkatle yanıt vererek:

“Beni boş verin kızım ben uyusam ne, uyumasam ne! Memleketin uyuması, sağlıklı olması önemli” diyebiliyor.

Gelelim

Bizim Sağlık İl Müdürümüz

Sayın Aziz Öğütlü’ye;

O, ne Türkiye’yi, ne ülkeyi dert etmekle yükümlü.

Sadece, oturduğu koltuğun hakkını vermekten sorumlu bir bürokrat.

Geçmişten buyana bakıyorum da

Sağlıkta tüm şiddet olaylarını, 

Genelde birkaçı dışında uzaktan

Yani makamından izlemiş.

Yayınladığı mesaj ile durumu geçiştirmiş.

Sağlık personeli dövülüyor,

Yumruklanıp

Makaslanmak isteniyor.

Odası cam kırıklarıyla dolu

Servis savaş alanına dönmüş.

Sağlık personeli

Pandemi nedeniyle zaten yorgun, bitkin ve moralsiz.

Bir de bu dövülme olayı

Tuz-biber oluyor.

Olay gece yarısı oluyor.

Biz gazeteciler bile şaşkın şekilde ajanstan gelen haberi girerken,

“Yazık, bu ne densizlik” diyoruz.

Uyumuyor,

Görevimizi yapıyoruz.

Peki Sakarya’nın sağlığından,

Doktorundan

Sağlık memuruna,

Sekreterinden

Müstahdemine,

Hastanelerin

Elektriğinden

Paspasına kadar sorumlu olan Sağlık Müdürü,

SAÜEAH'ndeki olay için ne yapıyor?

Gündüz mesai başladığında

Basın sorumluları aracılığı ile,

Birkaç satır yazı yazıp, basına servis ettiriyor.

Ne için,

Yapmış olmak için.

Bu mu yahu?

Bu mu?

Her gün olay veya vukuat mı oluyor?

Ki, hadiseyi geliştiriyorsunuz?

Gidin bir bakın bakalım,

Tartışma mı olmuş,

Yoksa yumruklanma mı?

Belki de makasla sağlık personelinin canına kast edilecekti!

oturduğun evinden,

Ya da yatağından kalk,

Git hastaneye,

‘Geçmiş olsun’ de ve personelle ilgilen.

Yanlarında olduğunu göster.

Belki moral bulur,

Acıları diner.

Moral ve motivasyona ihtiyacı olan sağlık personeline,

Mesaj ile destek vermek,

Acılarını ne dindirir,

Ne yok eder?

Merak ediyorum,

Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca bu yaptığın hareketi nasıl karşılardı?

Telefonla arayıp:

“Aziz mesaja da gerek yok gözüm. Otur sen, rahatını bozma, makamdan çıkma, maazallah virüs bulaşır falan. Allah korusun” derdi herhalde..!

Tabii işin şakası.

Ama Koca Bakan...

Onca yükün ve

İşin arasında

Hastaneye gidiyor.

Yetmiyor,

Personeli karşısına alıyor, 

Bir baba,

Bir ağabey,

Bir şefkat abidesi gibi:

“Anlatın evladım nasıl oldu? Çok üzgünüz. Gereğini de yapacağız. Size bunu yapanlar asla cezasız kalmayacak. Size minnet borcumuz var. Siz olmasanız biz bu güçlükleri nasıl atlatırız” diyor.

Sağlık personeli neredeyse

Bakanın ayaklarına sarılacak ve:

“Bize bu sözleri dedin ya, bizi onure ettin! Ta Bakanlıktan buralara kadar (ayağımıza kadar) gelerek bizlerle oturup, bizi dinledin ya. Gerisi vız gelir, tırıs gider” sözlerini sarf edecekler.

Evet, Sayın Aziz Öğütlü!

Evet, o koltuk da o masa da Devletin,

Ama orada oturma hakkı senin.

Çünkü 1 Temmuz’da Sağlık Bakanlığı ile yeniden sözleşme imzaladın.

Kimsenin gözü de yok.

Rahat ol.

Sen oradan kalkınca, kimse gelip oturmaz.

Kimsenin de böyle bir niyeti yok zaten.

Ama,

Az odandan çık.

Ziyaretler et.

Bak hastanelerde hastaların durumu,

Sağlık personelinin durumu nasıl?

Yoğun bakım nasıl?

Acil servis nasıl?

112 ambulansına bin ve bir hastaya personelle beraber git.

Bak personel nelerle karşılaşıyor?

Neler yapıyor?

Onlarla ol,

Ol ki, onlar da başları dik:

‘Bizim arkamız var. Sahiplenenimiz var’ desin ve korkusuz görev yapabilsinler.

Yoksa,

Böyle yerinde oturup

Evrak imzalayarak,

Birinin ötekinin yerini değiştirerek,

Bir yere varamazsın.

Seni o makama layık görenler,

Bu yaptıklarını nasıl yorumlar bilmiyorum ama,

Seni bu dünyaya getiren sana yaşama azmi veren Allah’ın da

Takibinde olduğunu bil.

Dilerim ki

Sayın Bakan bu mesajın gereğini sana sorar.

Son olarak,

Bir Bakan’a bakın…

Bir de müdürüne…

Sağlıcakla kalın.

 

Güzel söz:

Vazife, büyük şey yapmak değil,

Ne kadar küçük olursa olsun gerekeni yapmaktır.  

Alexis Carrel

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necdet Başoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NetGaste editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NetGaste değil haberi geçen ajanstır.

02

Gazeteci - (Vazife, büyük şey yapmak değil,

Ne kadar küçük olursa olsun gerekeni yapmaktır. )

Gerekeni yapıyorlar zaten. Fakat o gerekenler, Kendilerine göre Büyük, bizlere göre Küçük.

Yanıtla . 3Beğen . 1Beğenme 26 Eylül 17:26
01

Avukat - Büyükşehre bürokrat atatmakla meşgul imiş o sıralar Necdet ağabey! Kadrolaşıyorlar imiş Necdet ağabey!İmarda, Saskide, Komisyonlarda.. Hiçbir hakkı olmayan cılız adamları, Mavi Takkelilerden olmak koşuluyla Büyükşehire aldırıyorlar imiş.. Durum vahim, araştırın, yazın, halk bilsin, Reis bilsin Necdet ağabey..

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 26 Eylül 13:41


Anket Hafif raylı sistemin güzergâhı sizce neresi olmalı?