İstanbul Sözleşmesi’nin amacı

Kıymetli dostlar;

Aslına bakarsanız İstanbul Sözleşmesi 6 yıllık bir mesele,

Ancak son iki yıldır gündemde.

Özellikle de son aylarda ve günümüzde gündemin ilk sıralarında yer alıyor.

Ben bu konuda bir iki kez yazı yazdım.

Gündem olduğu için yine kaleme alma lüzumu hissettim.

Bu defa içerik olarak biraz daha ayrıntıya yer vermeye çalışacağım.

Hoş,

İnternette konuyla ilgili birçok ayrıntı var.

Ama sizler için ben özetledim.

Umarım beğenirsiniz.

İstanbul Sözleşmesi bundan beş yıl önce 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe girdi.

Peki Nedir bu sözleşme?

Kamuoyunda “İstanbul Sözleşmesi”,

“Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”şeklinde yorumlanıyor. 

 

Sözleşmenin ilk akla gelen özelliği ise,

Kadına yönelik şiddet konusunda bağlayıcılığa sahip ilk uluslararası sözleşme olması.

İstanbul Sözleşmesi kadınlara yönelik her türlü şiddetin önlenmesi,

Kadınların her türlü şiddetten korunması, 

Kadınlara yönelik şiddetin faillerin kovuşturulması, 

Yargılanması ve cezalandırılmasına ilişkin hükümleri kapsıyor.

Sözleşme nerede, ne zaman ve kim imzalamıştı?

11 Mayıs 2011’de imzaya açılan İstanbul Sözleşmesi’ne ilk imzayı dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu attı.  

Meclis Sözleşmeyi, 14 Mart 2012'de kabul etti.

Böylece Türkiye, sözleşmeyi ilk onaylayan ülke oldu ve Sözleşme,1 Ağustos 2014’te Türkiye’de yürürlüğe girmiş oldu. 

Sözleşmeye imza atan diğer ülkeler kimler?

Avusturya, Almanya, Yunanistan, İzlanda, Karadağ, Portekiz, Finlandiya, Fransa, İspanya, İsveç, Slovakya ve Lüksemburg.

Şimdi gelelim ortalığın neden karışmasına;

En basit tabirler,

Yasa çerçevesinde evli bir bayan şiddete uğraması halinde bunu yetkili kurumlara bildirmesi yeterli oluyor.

Sorgusuz sualsiz, 

Eşi evden uzaklaştırılıyor.

Evet, İstanbul Sözleşmesi kadına yönelik şiddeti bağlıyor

Bağlamasına da,

Tüm bu bağlayıcılıkları kimi yerde etkili olmuyor.

Cinayetler,

Bıçaklama, öldürme vakaları meydan gelirken,

Kimi yerde evden eşler uzaklaştırılarak, 

Kaderlerine terk ediliyor.

Yani bir yerde ya boşluk var, 

Ya da bu yasa bizi aşıyor.

45-50 yıllık evli olan erkek, eşinin şikayeti üzerine evine 6 ay yaklaşamıyor.

6 ay evden, ailesinden, çoluk/çocuğundan uzak kalan eş, eve döndüğünde nasıl olur da eskisi gibi yaşamaya devam eder?

Etti diyelim.

Ufak bir tartışmada,

Nasılsa ‘İstanbul sözleşmesi var’ diyerek kendini korumaya aldığını düşünen bayan yine şikayet ettiğinde,

Eşi ikinci bir 6 ay uzaklaştırma alıyor.

Haliyle evliliğin temeline yavaş yavaş da olsa dinamit fitilleri yerleştirilmiş olmuyor mu?

Öte yandan,

Eşi ve çocuklarına babalık yapan bir kişi,

Bazı fahiş masraflara karşı geldiği için eşi ve çocuklarının komplosu sonucu ortada hiçbir şey yokken bile,

Varmış gibi şikayet edilerek evden uzaklaştırılması sağlanıyor.

(Bunu önceki yazımda da kaleme almıştım)

Bu konuda çok örnek var.

Bildiğim kadarıyla,

Bu yasa çerçevesinde evinden uzaklaştırılmış 2 Milyon kişi var.

Elbette kadın korunmalı,

Aile saadetine önem verilmeli,

Buna yüzde yüz katılıyorum.

Ama iyi niyetli olmayan

Kişilere ne demeli?

Kadının beyanı esas olan bir yerde,

Erkeğin ifadesinin bile alınmadığı ortamda,

Ailelerin arasına set çekmek

Ne denli doğru?

Ben tek taraflı olan bu adaletsizliğin giderilmesi, 

İstanbul Sözleşmesinin ya yeniden ele alınması,

Ya da tümden kaldırılmasından yanayım.

Sonuçta,

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının her bireyi bana göre önemli.

Erkeği de,

Kadını da

Ve bunlar her şekilde korumalı.

Yaşamla alakalı kimsenin kimseye üstünlüğü yok!

Eğer bir erkek şiddet uyguluyorsa,

Yasa var, kanun var.

Neden bu anlamda şiddet uygulayan erkekler için yasalar ağırlaştırılmaz?

Öyle bir ceza verilir ki,

Cezanın ağırlığından,

Eşine karşı suç işleyecek olan kişi, o suçu işlemeden  önce,

Kendi hayatının kararacağı, yaptığının bedelinin çok ağır olacağını bilmeli.

Ama yasa caydırıcı olmazsa,

Siz, istediğiniz kadar ‘İstanbul Sözleşmesi’ dahilinde kadınları korumaya kalkın.

Sonuç ortada.

 

Güzel söz: 

Sevgi insanlığın, 

Şiddet hayvanlığın kanunudur. 

Mahatma Gandhi

 

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necdet Başoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NetGaste editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NetGaste değil haberi geçen ajanstır.



Anket Hafif raylı sistemin güzergâhı sizce neresi olmalı?