Ayasofya ziyareti

Kutsal bilgeliğe ithaf edilen Ayasofya, çağlar boyunca Allah’ın iradesinin tecellisi olarak görüldü.

921 sene kilise,

482 sene camii,

86 yıl müze olarak kullanılan Ayasofya,

24 Temmuz 2020 Cuma günü Cuma Namazı ile birlikte ibadete açıldı. 

Açılış öncesi ve açılış sonrası sosyal medya üzerinden büyük tartışmalar yaşandı.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO tarafından hazırlanan Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan Ayasofya, açılışı ile haliyle Dünya’da ve Türkiye’de gündeme oturdu. 

Ayasofya’nın açılışının

Ülkemize ekonomik getirisini, ya da siyasilerin yaptığı atışmayı tartışmak bizim işimiz değil.

Yani zamanımıydı?

Ülke için açılışın ekonomik, siyasi yada diplomatik kazanımları nasıl oldu? Onu da yazmayacağım.

Kubbesinden, sütun başlıklarına kadar hemen her köşesi tarif edilemez bir ustalık şaheseridir.

Ve Ayasofya

Osmanlı döneminde yapılan tüm camiilerde örnek alınan önemli bir şaheserdir.

Öyle güzel inşa edilmiş ki, hemen her köşesinde büyüleyici bir güzellik var. 

Aslında Ayasofya’da, 4 bin metrekarelik halı işi var. 

Açılış için 2 bin metrekaresi döşenmiş.

Kalanı sanırım diğer tadilat ve düzenlemelerle birlikte 6 aya yayılan sürede yapılacak. 

Çok kısa bir tarihi geçmişi paylaştım sizlerle.

Açılışa binlerce kişi katıldı.

Kimi davetli, 

Kimi davetsizdi.

Ben, ara ara İstanbul’a giderim.

Açılış sonrası da öyle oldu.

İstanbul’a gittim.

Harem-Sirkeci,

Oradan yürüyerek, 

(Tramvaylar Ayasofya açılışı nedeniyle çalışmıyor) 

Gülhane’ye oradan da Ayasofya’ya geçtim.

Daha Yerebatan Sarnıcı başından başlayan

Polis barikatını, yürüyerek aşıyorsunuz.

Neredeyse

Sultanahmet tramvay durağına kadar dolaşıyor, oradan güvenlik çemberinden geçerek Ayasofya’ya doğru yol alıyorsunuz.

Son derece gereksiz.

Sonuçta açılış yapılmış ve

Her şey bitmiş.

Onlarca,  polis görev yapıyor. 

Sultanahmet’e giderken ister istemezAyasofya’nın yanından geçtiğimden ve biraz da yapılan açılış çalışmalarını görmek istediğim için Ayasofya’ya gitmek istedim.

Her neyse uzun bir uğraş sonucunda,

Daha iki yıl önce gittiğim ve saatlerce

Her karış alanını gezdiğim hatta

(Namaz kılınmıyor) denildiği halde,

Namaz bile kıldığım Ayasofya’nın içindeyim.

Giriş kapısında boydan boya ayakkabılıklar..

Ayakkabınızı çıkarıyorsunuz

Ve çok methedilen, kıbleye doğru buhar ile yatıştırılan tüyleri ile turkuaz halıya basarak Ayasofya’nın içine adım atıyoruz.

Aman Allah'ım….

Sabah saat:09.30 ve içi dolu.

Kimileri resim çekiyor,

Kimileri video,

Kimileri ise kenarlara süzülmüş namaz kılıyor.

Kimileri ise dua ediyor.

Kimileri, eşinin kucağına yatmış boylu boyunca,

Kimileri ise oturmuş sadece izliyor.

Birkaç resim ve

Video çekiyorum.

İki yıl önce geldiğimde inşaatı devam eden Ayasofya hala inşaat halinde (!)

Ne zaman biteceği de belli değil.

Etrafı süzüyorum.

Gerçekten,

Tarif edilemez bir mimari yapısı var.

Tavana baktığınızda, kubbe etraflarını çevreleyen alanlarboyasız ve bakıma muhtaç.

Halı ve bazı çevresel görseller dışında belli ki, 

Ayasofya’ya pek bir şey yapılmamış.

Yıllardır ziyaretçi akınına uğrayan Ayasofya’nın zemin mermerinin çıplak halini biliyorum.

Kimi yerleri aşınmış, kimi yerleri de olduğu gibi duruyordu.

Halıyı sanırım gelişi güzel sermişler

(Doğal halini bozmamak adına).  

Zemindeki eğri büğrülüğe müdahale edilememiş.

Her neyse,

Dışarıya çıkıyorum, 

Koridorlara bakıyorum.

Çıplak,

Mermer desenleriyle kocaman alan.

Açılış biraz daha geç yapılmış olsaydı.

Caminin tüm alanlarının halı ile döşenmesi sağlanmış,

Onca insanın dışarılarda namaz kılmaları yerine, Ayasofya’nın içinde kılmaları mümkün olacakmış gibi geldi bana.

Öyle ki koridorların sağı solu, 

Ayakkabılıklarla donatılmış.

Manevi atmosferi ve büyüleyen mimari yapısı ile Ayasofya’dan dışarıya çıkıyoruz.

Sık sık ziyaret ettiğim Sultanahmet Camii’ne yöneldim.

Önünde resim çektirmek için bulunan banklar adeta bomboş idi.

Devam ettim.

Dış avlu kapısından girdiğimde ise büyülendim.

İçi adeta turist kaynıyordu.

Çoğunluğu Alman turist olan bu ziyaretçilerin geneli ziyareti yapmış, 

Cami avlusundaki banklarda oturarak, sıcak ve bunaltıcı güneşten gölgeye sığınmışlardı. 

Camiye girdiğimde, 

Yarıdan fazlasının bakımda olduğunu gördüm.

Eminönü, Yeni Camii,

Ayasofya,

Sultanahmet,

Baktığımızda tüm büyük ve tarihi önemi olan camiler birkaç yıldan buyana bakım ve onarımda.

Yıllardır Süleymaniye Camii’sinde olduğu gibi.

Evet dostlar;

Sultanahmet Camii altındaki ara sokaklarda enfes bir otelin çatı katında,

Denize nazır harika bir çay keyfi yaptıktan sonra 

Cağaloğlu’na doğru dönüyorum.

Orada geçen 2-2,5 yılımda ara sokakları geziyorum.

Eskiden yemek yediğim,

Ziyaret edip çayını içtiğim

Matbaa,

Kağıtçı,

Malzemeci ve Babıali eşrafını hayal ederek,

Abbas Ağa çıkmazından, 

İstanbul Gazeteciler Cemiyeti,

İran Konsolosluğu,

İstanbul Valiliği’nden aşağıya

Sirkeci’ye doğru süzülüyorum.

Yarım günlük bir İstanbul ziyaretin ardından,

Sakarya’ya döndüm.

Fakat,

Aklım hala İstanbul’da…

Kalın sağlıcakla.

 

Güzel Söz:

 

Biliriz yaranı derindir, derin, 

Bakarsın bizlere mahzun ve serin, 

Gönüllerde yine aynıdır yerin, 

Olmasın yaşların sil, Ayasofya.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necdet Başoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NetGaste editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NetGaste değil haberi geçen ajanstır.



Anket Hafif raylı sistemin güzergâhı sizce neresi olmalı?