D.Türkistan'ta, Çin mezalimi devam ediyor

 İnsanlık tarihinin en sinsi, en acımasız, en ahlaksız ve vicdansız zulmü Çin yönetimi tarafından D.Türkistan’da sergilenmeye bütün vahşiliğiyle devam ediyor.

                Devreye “ virüs” musibeti de girince, gündemden tamamen çıkarılmış, zaten sahipsiz olan Müslüman Uygur Türkleri, tamamen unutulmuş, bütünüyle Çin ejderhasının acımasız dişleri arasına terkedilmiştir.

               Tamamen yok edilmeyle, assimilasyonla, yeni doğan bebeklerin bile annesinden alınıp, kıreşlerde Çinli kimliğine uygun yetiştirildiği, Müslüman kızlarımızın Çinli erkeklerle zorla evlendirilmelerine ve belki de virüs ile deney tahtası ve imha edilmelerine kadar varan bir mezalim yaşanmaya devam etmekte, insanlık tümüyle susmakta, Çeçenistan’ın Putin’e peşkeş çekildiği gibi, D.Türkistan’da Çin diktasına peşkeş çekilmiş bulunmakta, ilk sesin çıkacağı yer olan Türkiye’den çıt çıkmamaktadır. Yalandan da olsa Filistin’e, Kudüs’e sahip çıktığımızın binde biri kadar Uygur Türklerine sahip çıkmadık, ağzımıza bile almadık, anmadık. İnsanlık ve biz bu vebalin altından kalkamayacağız!

                                  VİRÜS MUSİBETİNDEN  DERS ALINDI MI?

                       Geçtiğimiz Cuma ve Pazartesi günü kent merkezine kadar yürüdüm. Gördüğüm manzara, virüsten hiç ders alınmadığı, insanların kahir ekseriyetle “eski tas eski hamam” misali hayata devam ettiği, hiçbir hayat ve davranış tarzından vazgeçmediği, dünyevileşmeden ve hayat tarzından dönmediği şeklinde olmuştur. Ders almamayı, sosyal basında da görüyor, insani ve İslami  birçok ölçekte hiçbir şeyin değişmediğini esefle takip etmekteyiz. Yanılmış olmak, en büyük mutluluğum olacaktır.

                                MLLİ İRADE MEYDANI OLMALI

             15 Temmuz darbesine karşı milletimizin günlerce toplandığı, darbeyi lanetlediği, milli iradeyi ve milleti savunduğu “ Sakarya Kent Meydanı” nın adı, büyük bir yanlışlık ve talihsizlikle değiştirilerek, “ Demokrasi meydanı” yapıldı. Milletimiz orada; menşei bize ait olmayan, bize yabancı, bizim dil ve kültürümüzden olmayan, inancımızın haram kıldığı hemen her şeyi helal kılan, dünyada  her ülkede farklı olan, emperyalizmin yeni müstemleke ve sömürü aracı demokrasi/dimoskratia için toplanmadı, demokrasi için can vermedi.

               Milletimiz millet için, “MİLLİ İRADE” için can verdi,  orada toplandı.

               Onun için adı: “MİLLİ İRADE MEYDANI” ya da “MİLLET MEYDANI” olmalı, tez elden değiştirilmelidir. Bugün ki adı olacağına, yerli ve Türkçe olan eski adıyla kalması daha doğru idi. İ. Hatip ve İlahiyat tedrisatına şamil bir mahalli idare hizmetkarının, yerli, milli ve İslami olmayan bir kavramı bu meydana isim olarak vermesi, değişim, dönüşüm ve aşınımın tırajik göstergesidir. O zaman da bu gazetede yazmış, uyarmıştım.

                             KARAYOLU YAPIMI İLE BÜYÜK ARAZİ ZAYİATI

               Korona sürecinde sık sık yolumun düştüğü Yeniken Hastahanesi tepesinden, yapılmakta olan “ Kuzey Marmara Otoyolu”na, içim sızlayarak ve canımı acıtarak defalarca baktım. Karayolunun ne büyük arazi zayi ettiğini orada gördüm.

              Lütfen aynı tepeden bu yol çalışmasına bakınız! Yenikent önündeki, o verimli altın ovanın yol ile nasıl heder edildiğini, elden çıktığını görecek, sizde üzülecek, ağlayacaksınız.

             Yanlış anlaşılmasın! Yola karşı olduğumuz için bunları yazmıyorum. Karayolu tercihinin tüm ülke sathında çok büyük arazi, orman ve “toprak” zayiatı yaptığını tespit için bunları yazıyorum.

              Onun içindir ki, aklı başında ülkeler karayolu yerine, ağırlığı; “HAVA, DENİZ ve DEMİR YOLUNA” vermektedirler. Bizimde tez elden öyle yapmamız gerekir. Daha fazla arazi katletmeden!

                           YOLU ÇAMURLA VE BIRAK GİT!

               Çok üzüldüğüm bir konuda; vatandaşımızın bir yerde bir iş makinası ile hafriyat veya benzeri bir çalışma yapıp, çalıştığı arsanın önündeki cadde veya sokağı 50-100 m, bazen daha da fazla çamurlayıp, toz toprak, kum, çakıl içinde bırakıp gitmesi, belediyelerce hiçbir takip ve müeyyide uygulanmaması, hiç görülmemesidir.

              Böyle bir şehir hayatı, keyfiliği, layüselliği olamaz! Ne vatandaş ne de belediyeler buna müsaade edemez, asla etmemeli, her gün sonunda kirletenlerce temizlenmeli, temizlettirilmeli veya belediye temizleyip, kirletene fatura etmelidir. ÇÖZÜM; TEMiZLEMEK DEĞiLDiR. KiRLETMEMEK, KiRLETTiRMEMEKTiR.

                                     “BU ŞEHİR DE” Mİ, “SAKARYA’ DA MI?”

              Anakent belediyemiz, şehrin muhtelif reklam panolarına, Sakarya’nın tarihi ve tabii değerlerinin resimlerini koyarak; “Bir tane” ve “O DA SENİN ŞEHRİNDE!” ifadesini kullanmaktadır. “Senin Şehrinde” deyince, çok tabii olarak anlaşılanın, o değerin “şehir merkezinde” olduğudur. Oysa bu değerlerimizin çoğu “şehrimizde” değil, Sakarya ilimizin muhtelif yerlerinde, ilçe ve köylerinde yer almakta, şehrimizde bulunmamaktadır. Yani bunlar, bu şehirde değil, Sakarya’dadır. Bu ifade yerine; “O DA SAKARYA’DA” dense çok daha doğru, anlamlı ve anlaşılır olacaktır. Sakarya’nın tamamı da şehir olmayıp, sadece Büyükşehir hizmet alanı içindedir. Üniversiteden tertibimiz sayın başkana duyurulur.

                                     İÇKİ İLE MÜCADELE NEDEN YOK?

                     31 Mayıs “Dünya Sigara Bırakma günü” idi. Bir kere; sigara bırakma günü, senede bir gün değil, her gün olmalı. Bu tamam. Peki "ALKOLLÜ İÇKİLERİ BIRAKMA GÜNÜ" neden yok? Neden "sigara" ile en üst düzeyde mücadele edilir, en üst zirveden seslendirilir de, İÇKİYLE NEDEN  EDİLMEZ? Üstelik aklı baştan aldığı, bir yığın kaza ve cinayetin sebebi, sağlığın baş düşmanı, BÜTÜN KÖTÜLÜKLERİN ANASI olduğu halde! Neden hep sigara üzerinde durulur, ama içkiden, zararından söz eden, bıraktırmaya çalışan yok? Neden?

                                       AH! ŞU ÇEKİRDEK KABUKLARI

                          Pazar günü, 65 yaş üstü gençlerin sokağa çıkma hakkını kullanarak, parkta dolaştım. Beni yıllardır çıldırtan manzarayı yine gördüm. Oturma banklarının önleri çekirdek kabuğu doluydu. Yeter artık! Bu işi çözün! Çözüm: Eğitim, sürekli yaygın eğitim, uyarı/ikaz, takip, murakabe, müeyyide/ ceza. ÇÖZÜM; TEMİZLEMEK DEĞİLDİR. KİRLETMEMEK, KİRLETTİRMEMEKTİR. Eğer kirletecekseniz evinizi kirletin. Zararı 3-4 kişiye olur. Günahı ve vebali de. Ama çevreyi kirletmekle binler, yüzbinlere zarar veriyor, günah ve vebalini yükleniyorsunuz. Bu işi çözemiyorsak, para, kıredi, finansman, pıroje, yatırım, emek, zahmet istemeyen bu kadar kolay bir işi çözemiyorsak, başka hiçbir sorunu çözemeyiz. Üstelik burada dış mihrak, emperyalizm, ziyonizm baskısı da, muhalefetin engellemesi de yok!!!

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Osman Karagüzel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NetGaste editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NetGaste değil haberi geçen ajanstır.



Anket Hafif raylı sistemin güzergâhı sizce neresi olmalı?