Tacettin Özkaraman portresi

Tacettin Özkaraman’ı çeyrek asırdır tanırım. Tanır, severim. Çeyrek asırda yüzlerce organizasyonda yer aldık birlikte, onlarca seyahate çıktık. Birçok proje ürettik, kafa kafaya verip. Bir kısmını hayata geçirdik. Bazılarını kısmet olmadı.

İki örnek vereyim: Onun yeryüzündeki yedi ülkeden yedi şehirden getireceği Dünya Taraklılılar Festivali, benim Uluslararası Taraklı Mizah Festivali. Bakarsınız bir gün ikisi de gerçekleşir.

Tacettin Özkaraman öncelikle çok iyi bir insandır. İliklerine kadar saf, temiz, merhametli, yardımsever, paylaşımcı, gösterişsiz, fedakâr, cömert biridir.

Yüz otuz bin maddesi bulunan Türkçe sözlükteki dost kavramının karşılığıdır. İyi gününde de zor gününde de yanında olandır. İhtiyacın olduğunda çağrılmadan gelen, arkanda kale gibi durandır.

Sınıf öğretmenidir, halk eğitimcidir. İkisinde de başarılı örnekler sunmuştur vakti zamanında.

Üç dönem başarılı bir belediye başkanlığı yapmıştır. Sakaryalıların bile Bolu’ya veya Bilecik’e bağlı olduğunu sandıkları üç bin nüfuslu Taraklı'yı, ülkemizdeki 913 ilçe arasında en bilinen en tanınan en sevilen ilk kırk ilçeden biri haline getirmiştir. Türkiye’nin 81 ilinde de onun tanıdığı, ahbabı, dostu olan birileri vardır.

-Ve yazmamdan hiç hoşlanmayacağı bir bilgi daha; - Üç dönem başkanlığında, belediyesine gelen bütün misafirleri, resmi seyahatlere gittiğinde bütün yemekleri konaklamaları hediyeleri cebinden ödediği için maddî sıkıntı çeken, evini satmak zorunda kalan - belki de - Türkiye’deki tek belediye başkanıdır.

ACILARI MİZAH SARMALINDA NEŞEYE DÖNÜŞTÜREN ADAM

Yetim büyümüştü evet, gariban büyümüştü tamam, yatılı okumuştu, biliyoruz; bu onun yürüşüne, duruşuna, bakışına yansımıştır, bunun da farkındayız. Tacettin Özkaraman altmış iki yıllık ömründe acıyı bal eylemiş, hayatı yalaza denen mizah dolabına sarıp sarmalamış, neşeli bir adama dönüşmüştür.

Konuşmayı da sever; mizahı ve Taraklı’yı sevdiği kadar. Ailesine çok düşkündür. Eşine, çocuklarına, torunlarına… Ablalarına, yeğenlerine... Ve bütün bir Taraklı’yı ailesinden bilir. Kırk kere şahit olmuşuzdur buna.

Asıl bilinmeyen yönü ise şairliğidir Tacettin Özkaraman’ın. Bürokratlığı ve siyasi kimliği çok ön planda olduğundan olmalı, şairliği hep ikinci planda kalmıştır onun. Çoğu yirmili yaşlarındayken gurbet elde kaleme aldığı şiirlerdir bunlar. Olgunluk dönemi şiirleri de var içlerinde elbet. Hatta hüzzam makamında bestelenenler de.

Çoğunu bir kenara atmıştır, unutmuştur. Birçoğunu kaybetmiştir de. Çoğu toplandı.

Gurbet, sevgi, merhamet, vatan, din, İslam, Turan, modernizm eleştirisi temalı şiirler bunlar elbette. Dolunaya Sor Beni başlığıyla kitaplaştı bu şiirler şimdi.

Ta Afrika’ya ulaştım Beni Akdeniz’e sorun Bir de Karadeniz bilir Gökte dolunaya sorun Parıldayan yıldız bilir

KİTAP İTHAFI DA BİR BAŞKA GÜZEL

Bizi erken bırakıp ötelere göçen babama, Yetimliğimi hissettirmeyen üvey babama, Bana bir ömür kol kanat geren anneciğime, İki dünya iyisi ablalarıma, Ömrümün yarısı eşim Necmiye’ye, Gözümün ve gönlümün nuru Abdullah, Nigar ve Oğuzhan’a Dördüncü evladım olan damadım İlhan’a, Torunlarımın anneleri Ayşegül ve Büşra’ya, Evlatlarımdan ayırmadığım yeğenlerim Hayri, Harun, Ahmet, Sevil, Serdar, Sevda’ya, Sevincim ve mutluluğum olan torunlarım Emirhan, Burak, Elif Zülal, Berra, Zeynep, Emre’ye, Hizmetlerinde bulunmaktan daima onur duyacağım Taraklı halkına.

SÜRPRİZ KİTAP ‘İYİLİK ÇETESİ’NİN OPERASYONU

Keyifsizdi Tacettin Özkaraman bir süredir. Metal ve mental yorgunluğa son bir buçuk senedir eşi Necmiye Hanım’ın rahatsızlığı da eklenmişti. On beş yıllık belediye başkanlığında, Taraklı’yı tanıtmak ve geliştirmek için şehir şehir ülke ülke dolaşmış, çalışmış didinmiş, görev süresinin yarısını Taraklı dışında geçirmiş birisi çok zordu eve bağlı yaşamak. Ama eşine yardımcı olmak için artık evden pek dışarı çıkmıyordu.

Bu durum onu sevenleri ziyadesiyle üzüyordu elbette. Bir şeyler yapmalı, o mahzun mahcup mustarip yüzünü güldürmeliydi Tacettin Hoca’nın.

15 Martta yakın dostu Fahri Tuna’nın öncülüğünde watsapta ‘iyilik çetesi’ diye bir grup kuruldu. İki oğlu Abdullah ve Oğuzhan, damadı İlhan Bilgi ve İstanbul’da bilgisayar yazılımcısı – ablasının oğlu – Hayri Şan tarafından. Bir şartı vardı ekibin kendi arasında. Eşlere bile söylenmeyecek, kitap yayımlandığında, sürpriz bir şekilde takdim edilecekti.

Öyle de yapıldı. Operasyona geçildi. Önce nerede hangi köşede bucakta hangi şiirleri varsa toplandı Özkaraman’ın. Edite edildi. Yayıncıyla anlaşıldı. Dizgi kapak baskı. İşin Tacettin Özkaraman’a takdimine gelindi. Yine beşli çete ortaklaşa organize etti işi.

SANA AĞIR MİSAFİR GETİRİYORUZ DEDİLER, KİTABINI TAKDİM ETTİLER

‘Ağır bir misafir getiriyoruz sana, Çekim yapılacak’ diye haber verildi. ‘Cuma Günü (Bayramdan bir gün önce) 18.30’da sendeyiz’ haberine hazırlandı Tacettin Bey. Ne tesadüf, damadı İlhan, kızı Nigar, torunları, iki oğlu, eşleri, torunları da herkes evdeydi. (Bu tamamen bir organize işte tabii ki. Herkesin toplanabilmesi için üç kez ertelenmişti hatta. Bir tek yeğen Hayri, İstanbul’dan ‘ koronavirüs engeli’ nedeniyle gelememişti.)

Denilen yapıldı. Kapısı çalındı o saatte. Adapazarı’ndan gelen kadim dostu Fahri Tuna ile oğlu Oğuzhan ve gelini Büşra’ydı. Selam, hâl hatır’dan sonra Özkaraman sordu: ‘Nerde misafirimiz?’ Tuna, elindeki kitabı uzatarak: ‘İşte misafirin Tacettin Bey’ deyince, kendi kitabını eline alan Tacettin Özkaraman önce şaşakaldı. Hiç ama hiç beklemediği bir şeydi. İlk şaşkınlık geçince de yüzünde güller açtı.

Şu sözlerle anlattı durumu: ‘'Kadim dostumuz Fahri Bey, birkaç gün önce aradı, bir misafirle geleceğini söyledi. Tabii ki biz bir vatandaş, bir kişi bekliyorduk. Ama gele gele benim yıllar önce yazıp sağa sola attığım şiirlerimi toplamışlar, bir kitap hâline getirmişler. Benden habersiz. Benim yeğenimle, damadım ve çocuklarım, Fahri Tuna. Benim için gerçekten güzel bir bayram sürprizi oldu. Başta Fahri Bey olmak üzere, bu misafiri bulup buluşturup bana getiren emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. İnsanın kendi kitabını eline alması güzel bir duyguymuş hakikaten. Üstelik kitaptaki şiirlerin bir kısmı benim kaybettiğim şiirlerimdi. Kaybettiğim şiirlerimle buluşmuş oldum. Ayrıca buna da sevindim. Netice itibariyle hoş bir duygu. Erken bir bayram sevinci oldu benim için bir yerde.’

Eşinin şiirlerinden oluşan kitabı eline alıp inceleyen Necmiye Özkaraman'ın da 'Çok mutluyum. Kocamla, çocuklarımla, damadımla gurur duyuyorum. Benim için de moral oldu.' dediği öğrenildi.

ARALARINDA BESTELENMİŞ OLANI DA VAR

İstesin

Elveda diyorsan aşkıma eğer Yalnız bana söyle, kimse bilmesin Günümü gecemi kaplasın keder Söyle sen kadere, bana gülmesin

Maziye yolcuysan bir kez öp de git Akan gözyaşlarım boşa gitmesin Kararın bu ise üç gün daha sev Azalan şu ömrüm sensiz bitmesin

Ne diye benimle burdasın hâlâ Durdukça dünyamı kaplıyor sesin Gidiyorsan eğer yalvar Allah’a Dua et, canımı çabuk istesin

Güfte : Tacettin Özkaraman Beste : Turhan Taşan Makam: Hüzzam

Dolunaya sorduk onu biz de. Şairdir o dedi.

Nice şiirlere ve şiir kitaplarına Tacettin Özkaraman.

Kalan ömrün şiir gibi, şiirce, şiirle dolu olsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fahri Tuna - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NetGaste editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NetGaste değil haberi geçen ajanstır.



Anket Hafif raylı sistemin güzergâhı sizce neresi olmalı?