Haşim Gürdamar

Erzincan İli,

Kemaliye ilçesi, Apçağa Köyü’nde 1932 yılında dünyaya geldi.

İki yaşında babasını kaybetti.

5 kardeşin en küçüğü idi.

İlkokulu köyünde okudu.

Öğretmensizlikten geç başladığı okulda ilk yıl, kaçak sınıflara girerek başladı.

Masası ve sırası yoktu.

Yerde oturarak eğitim almıştı.

Fakir bir köyde dünyaya gelmişti.

Evleri, annesinin düğünde takılan takılarıyla alınmış,

Küçük bir Anadolu köyündeydi.

Yiyece, içeceğin sıkıntılı olduğu dönemlerde

Kıtlık varve

Koyun kemiklerinin etleri sıyrılır kavurma yapılır, kemikler ise kurutulur, kışın yemek yaparken yemeğin içine atılırdı.

2. Dünya savaşı sıralarıydı.

Sadece Eğin Belediyesi’ne ait bir radyo vardı.

Vatandaşlar savaş haberi almak için belediye önünde toplanır, radyonun sesi hoparlöre verilirdi.

Yarı cızırtılı, yarı net duyulan seslerden savaşın hangi safhada olduğu anlaşılırdı.

7 yaşındaydı.

Yaşlılar onu Eğin’e Belediye’ye gönderirlerdi.

‘Radyoyu dinle. Savaşın ne aşamada olduğunu bize gel anlat’ derlerdi.

Dinler,

Çocuk ya, unutmamak için koşarak köyüne döner, yaşlılara radyodan duyup aklında kalanları anlatırdı.

Büyük ağabeyleri İstanbul’da idi.

Okumak istiyordu.

Evde kalan diğer kardeşleri ve annesiyle İstanbul’daki ağabeylerinin yanına gitmeye karar verdiler.

Uzun ve yorucu tren yolculuğunun ardından Haydarpaşa’ya gelmişlerdi.

İlk kez denizi görmüştü.

Şaşkındı,

Çünkü henüz 19 yaşındaydı.

Vapurla karşıya geçerek ağabeyinin çalıştığı bakkal dükkanına geldiler.

O, şaşkın ve

Yeni bambaşka bir yaşama başlayacaktı.

İlk başlarda ağabeylerinin yanında,

Bakkal dükkanında getir-götür işleri yapıyordu.

Ortaokul, lise derken İstanbul Teknik Üniversitesi, inşaat Fakültesi’ni tamamladı.

Ağabeylerinin önemli katkısı oldu.

O okumak istiyordu,

Ağabeyleri ise okutmak.

Ağabeylerinin kaldığı evde kalıyorlardı.

Annesi, ablası, ağabeyleri yani tümü.

Ev küçük,

Ama yapacak bir şey yoktu.

Üniversiteyi bitirir bitirmez bir devlet kurumunda işe başlar.

Ancak, bununla yetinmez ve inşaat işine girer.

Öncelikle ihale işlerine girerek, önemli işlere imza atar.

Birkaç yıl gerek yap-sat, gerekse taahhüt işleri yapsa da,

Yakın okul arkadaşları ile yaptığı görüşmede:

“İnşaatta sürekli  bir işe girişiyor, iş bitince de her şeyini toplayıp başka bir yere tanışıyorsun. Oysa kalıcı olduğu yerde büyüyen bir iş koluna el atmalı”fikrini ortaya atar.

Güvenilir ve emin biri olduğundan,

Arkadaşları bu fikri hemen kabul ederler.

O artık tavuk sektörüne girecek,

Gelecekte Şenpiliçolarak, Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşları arasında 67 nci sırada yer alacaktı.

İstanbul Mimar Sinan Üniversitesi’nde grafik –tasarım okuyan ve Şenpiliç Yönetim Kurulu Üyesi ve Pazarlama Sorumlusu Küçük kızı Gül Gürdamar Altıkulaç şimdiki amblemin mimarı.

Hayırseverdi,

Bugün Şenpiliç’in 3300 bordrolu çalışanı var.

Sakarya’da Söğütlü Organize Sanayi’de ve Geyve Alifuatpaşa’da büyük tesislere sahip.

Tabi Adana’da da.

Okuyup mezun Olduğu İTÜ Mühendislik Fakültesi ek binasının yanı sıra,

48 yaşında kalp krizi sonucu ölen Oğlu Aydın Gürdamar adına Aydın Gürdamar Ortaokulu,

Erenler’de Şenpiliç Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi,

Sakarya Üniversitesi Haşim Gürdamar Bilgisayar ve Bilişim Bilimleri Fakültesi ile eğitime çok önemli katkılar sağladı.

Evet dostlar;

Prof. Dr. Üstün Dökmen’in Şenpiliç Onursal Başkanı Haşim Gürdamar’ı anlatan,

‘Uzaktaki Köyden Biri’ isimli kitabından aklıma kalanları sizlerle paylaşmak istedim.

190 sayfalık kitabı, 1,5 günde okudum.

Çok akıcı ve güzel.

Her bir sayfasında ders var,

Öğüt var.

10 tane arka arkaya köşe yazısı yazsak azdır.

Kitapta Gürdamar’ın düşüncelerinin yer aldığı son cümleleri paylaşarak yazıyı sonlandırıyorum.

Gürdamar:

“Herkese şunu söylemek istiyorum, zeki olmak önemli ama tek başına yetmez. Çok çalışmak da lazım. Kılı kırk yararak, aklınızı ve yüreğinizi koruyarak çalışmalısınız.

Her zaman planlı ve istikrarlı olun. Bu, yavaş ama sağlam adımlarla yol almanızı ve gelişmenizi sağlar.

Bize düşen çalışmaktır!

Çünkü bizim petrolümüz yok, insanımız var. Unutmayın; kendiniz için doğru olanı yaptığınız zaman, bu ülke içinde doğru olanı yapmış olursunuz.”

 

Güzel söz:

Başarı bir yolculuktur,

bir varış noktası değil.

Ben Sweetland

 

 

Güzel söz:

Başarı bir yolculuktur,

bir varış noktası değil.

Ben Sweetland

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necdet Başoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Sakaryalılar, belediye başkanlarından memnun musunuz?