İstanbul Sözleşmesi infiale neden oluyor!

Kimine göre 200 Bin,

Kimine göre 2 Milyon erkek,

Eşinden ayrı yaşıyor.

Gerekçe ise

İstanbul Sözleşmesi’nin,

‘Kadının beyanı esastır, erkeğin beyanı geçersizdir’

Saçmalığı..!

Bu ifadeler bana ait değil.

Bir video izledim ve

Eminim sizler de seyretmişsinizdir.

65-70 yaşlarında,

İstanbul Sözleşmesi nedeniyle,

Evinden uzaklaştırma almış,

Sokakta eski model aracında battaniye ve yorganla hayatını idame ettirmeye çalışan bir vatandaş anlatıyor.

İzlediğim kadarıyla sizlerle paylaşmak istediğim bu ibretlik hikayede insanların nasıl mağdur edildiklerine şahit olacaksınız.

Bakın ne diyor vatandaş;

Ben bir baba olarak çocuklarıma bir şey söylediğimde,

Eşim bana destek olması gereken yerde,

Köstek oluyordu.

Allah’ın adına yemin ederim ki,

Eşime tokat vurmadığım halde, eşim çocukların yanında yer almak adına, onlara destek vermek adına,

Karakola giderek yalan ifade vererek,

‘Eşim bana şiddet uyguladı’dedi.

İki, üç ay böyle ayrı ayrı uzaklaştırma cezası aldırdı.

Olmadı,

Bu defa 6 ay uzaklaştırma cezası aldırdı.

Gözü yaşlı vatandaş,

Konuşurken gözleri yaşarıyor, bir yandan da yaşadığı mağduriyeti dile getiriyor.

Şimdi ben bütün din kardeşlerime sesleniyorum.

Bir baba olarak çocuklarıma terbiye vermek adına bir şey söylemeye hakkım yok mu?

Ama bugünkü iktidar öyle bir kanun çıkarmış ki, ‘İstanbul Sözleşmesi’ diye bir sözleşme.

Yanı çocuğuna bir şey söylesen, çocuğun karakola gidip şikayet ettiği anda,

Sen hemen uzaklaştırma alıyorsun.

Benim babalık görevim bitti. Hemen alınan karar gereği ‘Şiddet’ adına evden uzaklaştırma alıyorsunuz. Dedikten sonra,

Gözleri buğulanıyor,

Ara ara gözlüğünü kaldırarak

Damlayan gözyaşlarını silen mağdur devam ediyor:

Bir evin çatısını kaldırdığınızda, o eve yağmur da düşer, dolu da düşer, kar da düşer.

Bir baba evin çatısıdır. Çatısız ev her türlü soruna gebedir. Yani babasız evlat, terörist de olur, yaramaz da olur. Başıboş bir çocuk başka ne olabilir ki?

O çocuk yan kesici de, eşkıya da olur.

Her şeyi polisiye tedbirlerle halletmek mümkün değildir.

İstanbul sözleşmesinde, ‘Kadının beyanı esastır’,’erkeğin beyanı geçersizdir’ denilmekte.

Yani kadın her türlü yalanı, iftirayı atarak eşini evden uzaklaştıracak ve kanun da kadından yana olacak.

Bu nasıl bir anlayıştır?

Mağdur

Devam ediyor:

Sayın Cumhurbaşkanım TV ekranlarında sürekli ‘Evladı Fatihan yetiştirilmesi gerektiği’ konusunda beyanlarda bulunuyor.

Sormak istiyorum, Evladı Fatihan anne-babaya kan kusturan evlatlar mıdır?

Namaz kılmayan, sabahlara kadar oyun oynayıp anne – babasını huzursuz eden evlatlar mıdır?

Sayın Cumhurbaşkanım,

Allah rızası için sesimizi duyun.

Biz size bunlar için oy vermedik.

Sayın Cumhurbaşkanım,

Şubat ayının şu soğuğunda, ben arabada yatıyorum.

Bu saçmalığa bir son verin.

Bu işin vebali kimedir?

Bana cevap veriniz lütfen!

Allah rızası için bu konuya eğilin.

Bana uzaklaştırma veren hâkim ve savcıları da, yetkili mercilere şikayet ettim:

Emru bil mağruf, nehyi anil münker’ vazifesini yerine getirdiğim için bugün bu duruma düşmüşüm.

İstanbul Sözleşmesi,

Aile mefhumunu yerle bir etmiştir.

Bu kanun ile kadına şiddet azalmamış aksine artmıştır.

Kadına şiddetin boyutu iki katına çıkmıştır.

Bu kadını korumak değil,

Zulmetmektir.

Birçok kadın tarafından suistimal edilen bu yapı nedeniyle, çok kimse yuvalarından uzak kalmıştır.

Sayın Cumhurbaşkanım biz sizi seviyoruz,

Ancak bu yasa nedeniyle halk size küskün. Kimse mutlu değil. Ben bu yaşımda arabada yatmak zorunda kalıyorum.

Nasıl ki, dünyaya meydan okuyorsanız,

Gelen bu zulmü sonlandırın da,

Ebu Cehil düşüncesindeki insanlara fırsat vermeyin.

Bu sıkıntıları ortadan kaldırın.

Yemin ederim ki, bir yıldan buyana evime giremiyorum.

Allah’ıma da yemin ederim ki, ben çoluk çocuğuma şiddet uygulamadım.

Yalan ve iftira karşılığında evimden ayrıyım.

2 milyon insan evinden uzaklaştırılmıştır.

İnsanlar evinden haksız yere uzaklaştırıldığı için şiddetin dozu artıyor.

Bu defa kadına şiddet daha da artıyor.

Şunu da açıkça söylüyorum;

Ne kadar kadına şiddet, kadını bıçaklamak, silahla vurmak, yakmak canilik ise,

Bu kadına şiddet kanunu çıkarmak da o denli caniliktir.

Şiddete çanak tutmaktır.

Bu kanun nedeniyle aynı vebal kanun çıkaranlara da yüklenecektir.

Bu böyle biline.

Acilen toplanarak bu kanun TBMM’de düzenlenmeli!

Şayet gereği yapılmaz ise,

Bu milletin vebali sizleri de bizleri de perişan edecek.

Ve bunun bedeli ağır olacak,

Toplumsal infiallere yol açacaktır.

Allah’a hesabınız ağır olacaktır.

Evet,

Hacı Ağabeye sonuna kadar katılıyorum.

Ben de toplumda infial yaratan

İstanbul Sözleşmesi' saaçmalığının bir an önce düzenlenmesi

Ya da kaldırılmasından yanayım.

Sayın Erdoğan'ın da bu saçmalıktan rahatsızlık duyduğu inancındayım.

Not:Yazıyı kaleme aldığımız saatlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan milletvekilleriyle yaptığı görüşmede ’İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden ele alınacağı müjdesini paylaştı.

Güzel söz:

Acı Suda Tatlı Suda Berraktır.

Sakın Görünüşe Aldanma...

Görünüşte Herkes İnsandır.

Ama Gerçek İnsan Hal Ehli Olandır..

Hz. Mevlana

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necdet Başoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Sakaryalılar, belediye başkanlarından memnun musunuz?