Derdi Dünya Olanın

 80 sonrası politize bir dönem başladı.

Hazır giyinin,

Hazır yiyin,

Ama bu yaptıklarınız sorgulanmasın,

Tam da televole mantığı gibi.

Öyle ya.

1982 yıllarında başlayan gazeteciliğimiz

Hala devam ediyor.

Aradaki yılları sizler düşünün artık.

 “Gazeteci tarihe tanıklık ediyor” deler ya.

Aslı,

“Gazeteciler tarihe tanıklık ediyor” olmalı.

Doğrusu da bu.

İşimiz zor.

Her gün değil,

Her an taze ve farklı bir haber, farklı bir yorum sunmalısınız okuyucuya,

Takipçiye.

Yoksa bir öneminiz kalmıyor maalesef.

Kimse önüne konan yemeğin,

Hazırlanışını,

Lezzetinin içeriğini sorgulamaz,

Sadece sunulan yemeğin tadına bakar.

Bundan dolayı da eğer istediği tadı almışsa, aynı restoranı,

Lokantayı tercih eder.

İşte medya sektörü de bu.

Eğer müşterinize (okuyucunuza) iyi bir sunum yapıyorsanız,

O müşteri hep sizleri ziyaret edecek,

Sizden ayrılmayacaktır.

Bizler,

TRT-1’de Uğur Dündar’Arena,

Daha sonraları ise Mehmet Ali Birant'lı 32. Gün programlarını izleyerek bugünlere gelmiş kuşaktanız.

Rauf Tamer,

Yavuz Donat,

Uğur Mumcu,

Hasan Cemal gibi isimlerin yazılarını okur,

Yerelde,

Merhum Necdet Güngörsün ,

Nazif Okumuş,

Yusuf Çınal gibi üstatlarla çalışırdık.

Toplumda bazı onurlu,

Şerefli,

Haysiyetli,

İşi amacı,

Görevini layıkıyla yapmak olan sınırlı medya mensupları,

Hep şehrin sorunlarını gündeme getirip

İnsanları bir arada tutmaya çalışır,

Şehrin sorunlarına dikkat çekerdi.

Ama işine gelmeyen bunu görmek istemez,

Görmez..!

Fransız bir düşünürün sözü çok güzel bu anlamda,

“Türkiye öyle bir coğrafyadaki, büyüdükçe budanıyor,

Kurudukça sulanıyor..!”

Maalesef böyle.

Sakaryada Türkiye’nin bir minyatürü,

Varın siz düşünün.

Gece yarılarına kadar gözün, kulağın

Ajanslarda,

Nerde neler oluyor?

Geleni hemen haberleştirip,

Okuyucunun dikkatine sunma adına uykusuz kalabiliyor insan.

Sadece işimizin hakkını vermek,

Okuyucuya olan saygımızı korumak adına yaptığımız mesleğimizde,

Günü kurtarmak için bu işte olan,

Hak gaspına neden olan

Liyakatsizler de olabiliyor.

Hz. Mevlana ne güzel söylemiş;

“Günün adamı olma, hakikatin adamı ol. Gün değişir ama hakikat değişmez” diyerek  tam da günümüzü özetlemiş.

Sosyal medyada,

Kimi yumurta hesaplar açar,

Kimi yumurta isimlerle (Kendini gizleyerek)

Bizim emeğimize yorum yapar,

Bizi topa tutar.

Oysa medeni cesareti olmayan bu kişiler,

Kendi kimliğini saklayarak, insanlara çamur atacak kadar alçalabiliyorlar.

İşte tüm bunların ışığında,

Geçmişten aldığımız terbiye,

Hamurumuzun mayası nedeniyle,

Toplumun sorunlarına duyarsız,

İlgisiz kalamıyoruz,

Kalamayacağız da.    

Atletizmde binde birin önemi vardır derler.

Koşarken, sağa-sola  kim var, ne var diye bakılmaz.

Eğer bakarsan, geride kalmayı da göze alıyorsun demektir.

Farklı,değişik renkte insanlar var.

Herkesin kendine göre yaradılış gayesi var.

Dolayısıyla.

Kimin ne düşündüğü,

Nelerin peşinde olduğu değil,

Toplum ve ülkemiz için işimize nasıl katkı sağlarız?

Nasıl başarılı işlere imza atarız?

Şeklinde düşünerek önümüze bakmamız gerektiği kanısındayım.

Yaşam ile ölüm arasında kalabilen,

Allah’a tevekkül eden,

Her dakika kendisini hesaba çeken,

Birey olarak mücadelemize devam etmemiz gerektiği inancındayım.

Bilmem yanlış mı düşünüyorum.

 

Sezai Matur ve Yenihaber

Hasırcılar’da,

80'li yıllarda,

Yenigün Gazetesi’nde çalışıyorduk.

Önce staj, ardından gazeteciliğe başladı bizimle,

Sezai Matur.

O gün bugün kendisiyle görüşür,

Fikir alışverişinde bulunurum.

SGC seçimlerinde başlayan sıkı dostluk,

Şükür bugünlere kadar geldi.

Çok şeyler yaşadık, gördük.

Yenihaber ile özdeşleşen kardeşim,

Gazetenin yeni yönetimi ile fikir anlaşmazlığına girerek,

İlkeleri adına,

15 yıl çocuğu gibi bakıp, büyüttüğü, sahip çıktığı,

Uğruna birçok şeyi teptiği,

Kendisiyle olan arkadaşları,

Kardeşleriyle.

Yenihaber’den ayrılma kararı almıştı.

Aslında belkide onu etkileyen bir durum yoktu.

Ama ‘Sarı inek’ hikayesini bilen bilir.

O baştan taviz vermenin,

Daha sonra farklı sancıları olacağını, yılların verdiği tecrübeyle sezmiş olmalı ki,

Gereğini yaparak.

Onurlu duruş sergilemişti.

Arayanı,

Ziyaret edeni var.

Yanında olan,

Lokmasını paylaşmak isteyenler var.

İşte böyle olmalı insan.

Böyle olmalı ki,

Başı dik dursun.

Bende yanındayım.

Dün olduğu gibi,

Bugün de,

Yarın da olacağım.

 

Güzel söz:

Olacaksan

Ya uçurum ol ya dağ,

Ne içine düşebilsinler,

Ölümü göze almadan,

Ne de tepene çıkabilsinler..!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necdet Başoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Aslı Gün - Gazetecilik zor meslek. Allah yardımcınız olsun

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 19 Şubat 18:19

Anket Sakaryalılar, belediye başkanlarından memnun musunuz?