Anız ve bitkisel atıkları sorununu dahi çözemedik

 Geçenlerde Tırabzon’ da, birçok ilçe de birden çıkan orman yangınları; anız, ağaçlardan dökülen kuru yaprak ve bahçe temizliğinden çıkan bitkisel her türlü atığın yakılmasının sakıncalarını, bir kez daha bize hatırlattı.

                  O tarihlerde orada olmam sebebiyle, her tarafta bu yakma işlemini görmüş, her defasında yüreğim cız etmişti.

                  Tanıdığım bir itfaiye çalışanından aldığım bilgi de, yangınların bu “yakma” dan kaynaklandığı, RÜZGARLA SAVRULARAK, yangınlara sebebiyet verdiği tahmini üzerine idi.

                  Sadece Tırabzon’da değil,  maalesef tüm Anadolu’muzda uzun yıllardır bu anız ve benzeri bitkisel atıkların yakma işlemi, cürmü devam etmekte, bir türlü önüne geçilememektedir.

                  Esasen meselenin çözümü üzerinde ciddiyetle durulmamakta, ne eğitsel bir çalışma, ne de, takip, murakabe ve ikaz yapılmamakta, ciddi hiçbir  MÜEYYİDE  uygulanmamaktadır.

                 Her sonbahar ve kış mevsimlerinde araziler duman altı olmakta, şehir merkezlerinin içine kadar bu yakma işlemi devam ettiği halde, devlet yetkilileri “anız yakmak yasaktır, cezası vardır” demeci vermekten öte hiçbir şey yapılmamakta, yıllardır bu facia seyredilmektedir.

                  Ziraat alanında geldiğimiz nokta, dışa bağımlılığın ötesinde, samanı bile dışarıdan alır durumda olduğumuz şöyle dursun, daha bu işi, anız yakmayı bile çözememiş, sakıncalarını vatandaşımıza anlatamamış, öğretememiş haldeyiz.

                  Caydırıcı müeyyide ise, demeçler dışında uygulamaya sokulmamış, vatandaşın oyunu alabilme uğruna, arazilerimiz yanmış, yakılmış, kapkara olmaya terk edilmiş, toprağı ve içindeki canlıların ateş ile öldürülüp, heba edilmesine hep göz yumulmuştur.

                  Yangınlara sebebiyet verip vermemesi bir yana, bir kere, anız, yaprak ve tüm bitkisel atıkların, dünyanın en kaliteli, DOĞAL/TABİİ ve ORGANİK GÜBRE olduğunu vatandaşımıza ve hususen de çiftçimize anlatamadık. Ziraat alanında bu işi bile çözemedik, bu mühim bilgiyi bile çiftçimize veremedik, öğretemedik.

                 Anız, sonbaharda dökülen yapraklar, ağaçların budanması sonucu oluşan ince dallar, kesilen diken ve yabancı otların, bir kenara yığılıp, üzerine biraz toprak atılıp ÇÜRÜTÜLMESİ ile elde edilecek doğal ve organik gübrenin, ne denli önemli olduğunu artık kavramalı, kavratmalı, aksine hareket edenlere, yani yakanlara, ya da derelere, boş alanlara, hatta yollara bile atanlara etkili cezai müeyyide uygulanmalı, bu önemli ve çok kolay sorunu artık çözmeliyiz.

                Ormanlar, ormanlarda ki ağaç ve bitkiler nasıl ve ne ile beslenmektedir?

                Yüzbinlerce dönüm ormanlara, dağ yamaçlarındaki, yol vermez kervan geçmez sarp yamaçlardaki ağaçlara, kimyasal gübre ya da hayvan gübresi mi veriyor, biz mi onlara gübreleme yapıyoruz?

               Elbette hayır.

               Dünyadaki tüm ormanlar, kendi döktüğü yaprak, dal ve çalıların çürümesi ile beslenir. Yani kendi içinde beslenir, kendi gübresini kendileri üretirler.

               Tabii olarak ta ormanlar en doğal, en organik yerler, kaçıp nefes aldığımız  bozulmamış alanlardır.

               Onun için, fırsat buldukça ormanlara, dağlara kaçıyor, geziler, doğa/tabiat yürüyüşleri düzenliyoruz.

               Zaten KİMYEVİ GÜBRELERLE  ziraat arazilerimizi mahvettik.

               Tabii yapısını bozduk. İçindeki mikroorganizmayı imha ettik.

                Üstüne üstlük birde ANIZ YAKMA nedeniyle, yakıp viran eyledik, iskelete döndürdük.

                 Üstelik, yangınların da, orman yangınlarının da sebebi haline getirdik.

                 DAHA FAZLA GEÇ KALMADAN, Valilik ve Kaymakamlıklar, İl ve İlçe ziraat teşkilatları, polis, jandarma ve muhtarlıklar harekete geçirilmeli,

                 Öncelikle çiftçilerimiz ve tüm vatandaşlarımız bu konuda eğitilmeli, uyarılmalı, ne ve nasıl yapacağı, anız ve tüm bitkisel atıkları yakmadan, yollara, derelere, sağa sola atmadan nasıl değerlendireceği öğretilmeli, en kolay ve ucuz yöntem gösterilmeli,

                 Ondan sonra da, Kaymakamlıklar, muhtarlar, polis ve jandarma ivedi devreye sokulmalı, duman çıkan her yere anında müdahale edilmeli, CAYDIRICI MÜEYYİDELER/YAPTIRIMLAR7CEZALAR uygulanarak, yakanlar pişman edilmelidir.

                 Burada MUHTARLIKLAR1. Derecede yetkili ve sorumlu tutulmalı, il ve ilçe ZİRAAT TEŞKİLATLARI 1. Derece de harekete geçirilmeli, müeyyide konusunda JANDARMA ve POLİS  etkin kılınmalıdır.

                Allah aşkına, yatırım, kıredi, sermaye, pilan, pıroje ve de emek-zahmet istemeyen, üstelik emperyalist, ziyonist ve küresel eşkıyaların baskısına maruz kalmayan, bizden başka karışanı olmayan ve en kolay olan “YAKMA” ve “ÇEVRE TEMİZLİĞİ” meselesini çözelim artık.

                Yahu bir meselemizi, bir tanecik olsun  çözelim!

                EN KOLAY OLANINI, PARA, KIREDİ, FİNANSMAN, PİLAN, PIROJE, YATIRIM İSTEMEYEN, EMPERYALİST VE ZİYONİST BASKI DAHİLİNDE DE OLMAYAN BU İKİ MESELEYİ, “YAKMA” ve “TEMİZLİĞİ” HALLEDELİM ARTIK.

                İnancımızda, medeniyetimizde, tarihimizde, geçmişimizde, örf, adet ve geleneklerimizde, kültürümüzde olan bu meseleyi lütfen çözelim artık.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Osman Karagüzel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

nuri - Evet. Sakarya'nın dibinde her yıl arazilerde anız yakılır, ama senelerdir önüne geçilmez. Bir nevi cinayet bu

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 24 Ocak 16:16

Anket AK PARTİ'DEN AYRILAN İSİMLERİN YENİ BİR PARTİ KURMASINI DOĞRU BULUYOR MUSUNUZ?