10 Ocak göstermelik gün!

10 OCAK Çalışan Gazeteciler Günü vesilesi ile; çalışan, çalışmayan, çalışıyormuş gibi yapıp çalışmayan, çalışmıyormuş gibi çalışan ama her halükarda “sadece gazeteci” olan tüm dostların bu özel günlerini kutlar, sağlık, mutluluk ve esenlikler dilerim.
Bu mesleğin cefasını çok çeken, sırf yazıları nedeniyle çalıştığı gazetelerden defalarca atılıp işsiz kalan, artık adliye koridorlarını benim kadar ezbere bilen ikinci bir kişi daha yoktur herhalde Sakarya basınında?

Adli haberlerde grafikerin unuttuğu mozaiklemeden dolayı (Gizliliği ihlal) kaç benim dışımda kaç Yazı İşleri Müdürü cezaevinin yolunu tuttu?
Onun için gözüm gün boyu cep telefonuma gelen mesajlar, Facebook, Twitter gibi iletişim araçlarındaydı.

Her ne kadar bir süredir uzak kalsam da mesleğim gazetecilik olmasına rağmen bir Allah'ın kulundan kutlama mesajı gelmedi...

Demek ki neymiş!?

İtibar kişiye değil, elinde bulundurduğu kalemeymiş.

……………….
Haklarını aradıkları için gerçek gazeteciler işten atılıyor, işsiz kalıyorlar; yıllardır tavşan boku gibi ne akıp ne de kokan bazı arkadaşlarsa o gün bu gündür ‘kom baba’ gibi oturdukları koltuklarında “Çalışan Gazeteciler Günü” üzerine ahkam kesip, yazılar yazıyorlar!
Bir şey söyleyeceğim ama buradan olmayacak!
Bugün gazetecilerin bayramı değil, dayanışma günü.

Bunu dayanış-ama-ma günü olarak düzeltmek istiyorum.

Çünkü günün anlam ve önemine binaen yazılanlara bakıyorum da içimden gülmek geliyor.

Gazeteci arkadaşlarımızın tümü ağlaşma halinde.

Mesleklerini yapamamaktan, özlük haklarını yitirdiklerinden, sansürden, iş güvencelerinin olmamasından, patron ve iktidar baskısından, geçim sıkıntısından ha bir de örgütsüzlükten, sendikasızlıktan yakınıyorlar.

Peki bu arkadaşlar, patronundan maaş alamadığı için kapı önüne konan, bazı siyasetçilerin talimatıyla işlerine son verilen gazetecilere kaçı destek verdi?

Kaç kişi haberini yaptı ya da köşesinde yazdı?

Yetkili ve etkili durumda olanlar neden başlarını kuma gömmeyi tercih etti?
Kısacası arkadaşlar ben böyle gazetecilerin göstermelik günlerinde, haktan, hukuktan, ilkelerden, etikten söz eden hatta ağlaşan arkadaşları hiç samimi bulmuyorum.
Maalesef ülkemizde çalışan gazetecilerin iş güvencesi ise, patronlarının ve iktidarın iki dudağı arasında…

 

 

ÇÖZÜM YUVALARIMIZDA!..

 

EĞER biz çocuklarımıza, herkesi sevmeyi öğretebilirsek,
Başkalarının başka fikirleri olacağını, bunun güzel bir şey olduğunu,
Başkalarının tenlerinin, kimliklerinin, dillerinin altında bizim aynımız olduğunu,
Aslında tek kuralın ‘kendine yapılmasını istemediğini, başkasına yapma’ olduğunu,
Aslında tek yapması gerekenin iyi bir insan olmak olduğunu öğretebilirsek…
Eğer biz çocuklarımıza, biz dahil, kim ne derse desin her şeyi tartması gerektiğini,
Kendi yüreğinin, aklının güvenmeye değer olduğunu,
En güzel ömrün, geldiğinden daha güzel bir dünya bırakarak yaşandığını,
Her kapının tek anahtarının sevgi olduğunu öğretebilirsek…
Korkusuz insan olmadığını,
Herkesin her zaman biraz korktuğunu,
Ama korkunun bulut gibi bir şey olduğunu,
Gelip geçmesini beklersen, altından masmavi gökyüzü çıkacağını öğretebilirsek…
Hayatta ona yol gösterecek olan feneri, kendi elinde tuttuğunu gösterebilirsek…
Kimseye zarar vermemeyi, incitmemeyi, ahını almamayı, mümkünse kalbini bile kırmamayı,
Kırarsa, incitirse özür dilemenin utanılacak şey değil, övünülecek şey olduğunu öğretebilirsek…
Komşusunu, kardeşini, eşini, dostunu kollamayı,
Haksızlığa susmamayı,
Adaletsizliğe alışmamayı anlatabilirsek…
Hayatta bir sürü seçenekle karşılaşacağını, seçerken hep sevgiye hep sevgiye hep sevgiye sadece sevgiye sorması gerektiğini anlatabilirsek…
Farklılıkların çoğunun doğum denen lotoyla dağıtıldığını,
İnsanın hangi coğrafyada, hangi ana babaya geldiğini bilmeden gözünü açtığını,
Her açılan gözün güzel şeyler görme hakkının eşit olduğunu,
Her canlının mutlulukla yaşama hakkına saygı duymayı anlatabilirsek…
En başta da kendimiz bütün bunları ilk başta kendimize yaşatarak, ona en güzel örneği gösterebilirsek,
İki jenerasyona kalmaz, hiçbir politikanın getiremediği çözüm, yuvalarda yeşerir....

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamdi Yuluğ - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket AK PARTİ'DEN AYRILAN İSİMLERİN YENİ BİR PARTİ KURMASINI DOĞRU BULUYOR MUSUNUZ?