Gazetecilik ve etik değerler!..

BU aralar herkes gazeteciliği yazıyor, çiziyor.

“Gazeteci şöyle olmalı, böyle olmalı” diyor.

Yani siyasetçisi de, mühendisi de, doktoru da oturup, bizlere mesleğimizle ilgili ahkam kesebiliyor.

Her şey para değil deme cesaretinde bile bulunabiliyor.

“Her şey para değil” cümlesi 1990’dan sonra “Her şey paradır” olarak değişmiştir.

Günümüzde her şey paradır.

Parasız evlenemezsin, parasız yemek yiyemezsin, suyu bile parasız içemezsin. Aşk’ın bile devam etmesi paraya bağlıdır.

Peki bir gazete nasıl devam eder? 

Nasıl haberlerini halka ulaştırabilir?

Tabi ki parayla!..

Paranız yoksa, gazeteniz basılmaz, dizayn edilmez, dağıtılmaz.

Yani bu ne doktorluğa, ne de mühendisliğe benzer!

Başınız ağrıyorsa, hasta iseniz mutlaka doktora gidersiniz. 

Yada inşaat yaptırmak istiyorsanız inşaat mühendisi gerekir. (ODTÜ’lü olmak zorunda değil!)

Ancak, gazetenizi nasıl okutur ve sattırırsınız. Bu bir hastalık değil ki, her başı ağrıyan gazete alsın.

Evet, tam da bu noktada... “Her başı sıkışan gazeteci arar”.

Hemen kanka olurlar.

“Ne gerekiyorsa yapılacak” derler.

Bizimde bir kulağımızdan girer diğerinden çıkar, gider...

Bilmeleri açısında anlatayım;

“Advertorial Reklam” denen bir sistem vardır. Advertorial Reklam demek kısacası Reklam Haber demektir. Bir ürünün tanıtımı haber şeklinde yapılır.

Yani, parayla haber yazılır, ama parayla iftira atılmaz.

Biz atmayız.

Hiç kimsede aksini iddia edemez.

Söylemeyi bırakın iddia bile edemez.

Seçimden seçime gazetecileri hatırlayan, bırakın abone olmayı, halimizi hatırımızı sormayan, bırakın tüm bunları yolda yürürken selam vermekten aciz bazı kişiler, şimdi kalkmış bize “Gazetecilik ve Etik”ten bahsediyorlar.

“Gazetecilik ve etik”  üzerine benden bir slogan olsun. Ama sakız edilmesin lütfen!

“Başın düşerse dara, kendine bir gazeteci ara...”

 

 

YENİ TÜREYEN GAZETECİLER(!)

SAKARYA’DA son yıllarda gerek bayramlar da gerekse yemekli toplantılarda ve seçimler sürecinde çok enteresan gazeteci adı altında tiplerle tanıştık...

Elinde bir fotoğraf makinesi yada cep telefonu veya kamera ile gelen gazeteci adı altındaki yığılmalar toplantı salonlarını doldurduğu için mesleğimiz giderek yozlaşıyor...

İtibarsızlaşıyor!

Gazetecilik ister alaylı, ister mektepli olsun bir kültür meselesidir.

Bir işi sevme ve hazmetme meselesidir…

Derme çatma internet siteleri ortaya çıkamaya başladığından itibaren gazetecilerde de çoğalma başladı..

Kimisi internet sitesi kurup sözde haber portalı adı altında bazı siyasetçilere tetikçilik ederken, kimisi bazı belediyeleri arpalık yaptı, kimisi de danışmanlık adı altında iş kovalıyor.

Ancak her müesseseyi denetleyen Meslek odaları, kuruluşlar olmasına karşılık gazeteci adı altında toplantılarda kalabalık oluşturan kimlikleri belirsiz kişileri soracak ve sorgulayacak kimse yok…

Gazetecilik, lokantacılık, berberlik, terzilik, pazarlamacılık gibi meslek grupları ile bağdaşmaz.

Şüphesiz her meslek grubundan dostlara ihtiyacımız var, meslekler ihtiyaçtan doğar, ancak Sakarya’da gazetecilik konusunda ciddi çalışma olmadığı için her geçen gün yeni türeyenleri de tanımak zorunda kalıyoruz..

Ancak onlarla aynı masada oturamıyoruz, sadece onları izleyebiliyoruz…

Gazete patronları yasal asgari ücreti bedavaya getirebilmek için yanındaki çaycı kadını muhabir olarak gösterebiliyor. Hatta bu çaycı muhabirler, devletin temsilcilerinin karşısına soru sorabilmek için unvanlarına, kimlik kartlarının arkasına sığınarak gazeteci diye gidebiliyorlar..

Sakarya’da gazeteci meslek grupları çok..

Ancak bu cemiyetlerin yönetim organları amaçları doğrultusunda sosyal çalışmalara yeterince eğilmeyince bu boşluğu ilgili, ilgisiz çaycı kadın erkek gazeteciler doldurabiliyor..

Gazetecilik kültür işi, saygın bir meslek ..

Gazete sahipleri de bunu bilerek ellerine makine verdikleri, ya da kimlik ve unvan verdikleri kişileri iyi seçmeli yanlarında önce çaycı olarak aldıkları kişileri sonradan yönetenlerin ve halkın karşısına gazeteci olarak sunmamaları bu mesleğin etik kalmasını ve yozlaşmasını da önleyecektir..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamdi Yuluğ - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Süleyman - Gazetecilik, yerel ve merkezi iktidara yağ yakarak geçinme kapısı oldu. Azda olsa gerçekleri yazan, doğrunun yanında olan gazetecilerin ellerinden öperiz.

Yanıtla . 0Beğen . 1Beğenme 29 Kasım 15:32

Anket AK PARTİ'DEN AYRILAN İSİMLERİN YENİ BİR PARTİ KURMASINI DOĞRU BULUYOR MUSUNUZ?