Süslümanım (elhamdülillah)

Helal  ile haramı karıştırıp millete yedirenler Ülkesi
Yer fobil Türkiyesi
Neden mi.?
Ülkemiz anlatımlarda profesyonelce hazırlanmış bir bilim ve teknoloji ile ilerliyor en üst seviyelerdeyiz.

Sıralamalarda sondan üçüncü olurken,
elhamdülillah Müslümansız ‘yalanla dolanla yürütmeyiz işimizi  hep biriz yoktur ayrımız gayrımız’.

Hem yerliyiz, hem de milliyiz.

Doğal ürün burada der alsız olan eşeği pullayıp ta satarız.
Siz hayallerinizi ertelemeyin  der biz hayalinizdeki ürününün gerçeği böyle der haramı size helal diye satarız.
Nasıl mı satarız.!
Peynire süt koymaz, peynirde süt var der satarız.
Sucuğa etten kalma her şeyi koyar, katkısız der kendi kesim hanemiz var der satarız.
Kara kovan balı der arısız bal yapar şekerin içine biraz polen biraz renklendirici az birazda esans ilave eder, bal diye satarız.
Dondurmayı keçi sütü der tarihi geçmiş sütlerden yapıp, yapıp satarız.
Baklavaya, Antep fıstığı koyduk der yerine ezilmiş bezelye koyar gönül rahatlığıyla satarız.
Kırmızı bibere kiremit tozu ekleyip tatlı tatlı satarız.

Zeytini koyu siyah olsun diye biraz ayakkabı boyasıyla yıkar birazda paslı çiviyle bekletip güzel, güzel satarız.
Beyaz görünsün diye bayatlayan tavuğu klora batırıp paket yapar satarız.
Küflenmiş peyniri jel ile harmanlayıp taze kaşar diye taze taze satarız.
Kireç deyip geçmeyin beyaz peynir için çok mühim bir etken hele ki güzel ve taze görünsün diye kireç katar parlak parlak satarız.
Şu kahvaltılarda, kanepeler ve hani aperatif yediniz salamda 100/ 100 dana, hindi veya tavuk eti dediğimiz  kemiği öğütür süsler-püsler  satarız.

Sosis mi tabi ki unutmadım horozun ibiğini keser öyle bir incelikte ince ince satarız.
Canımız bir lahmacun çekti hadi bir lahmacun yiyelim diye gittiğiniz yerde yağ külünü lahmacun der misler gibi satarız.
Bağırsakları atmayız ekmek arası dönerde döne döne satarız.
Deriyi mi onu da tavuk dönerinde kullanır lezzetini arttırması  için satarız.
En vahimi mi dersiniz onu bilemem ama hani şu elleri ve kıyafetleri mikrop yuvası olup birbirinden cahil işçiler hiç bir şeyi bilmedikleri halde bilmişlik taslayarak o tezgahların başına geçip her yerinden bakteri fışkıran işçiler denetimi yapılmayan veya denetimi yapılsa da rüşvetle yolunu bulan kontrolsüz yemek şirketlerinin mutfağında mikroplar kol geziyor kazanlar leş.. Hatırlar mısınız bilmiyorum bu gıda konusu ile ilgili Türkiye Ziraatçılar Derneği tek tek ifşa etti, yoğurda domuz kemiğinden yapılan jelatin katılıyor, yüzde yüz dana eti diye satılan sucuklarda at ve eşek eti bulundu, sucuk-salam imalatında kullanılan sarımsak kireç suyunda soyuluyor, tereyağına patates karıştırılıyor, tulum peynirine nişasta koyuyorlar, sakatatı boyayıp kıymaya koyuyorlar katı, çikolatalarda şekerlemelerde hayvan yemi var, kuru üzüm daha dayanıklı olsun diye kurutulmadan mazota bulanıyor, zeytin çabuk kararsın diye zeytin havuzlarına paslı demir atılıyor.

Kaçak sigaralarda tütüne talaş ilave ediliyor.

Son kullanma tarihini aseton veya kolonyayla silip, indirim günlerinde promosyon olarak marketlerde satılıyor.
Kakaolu fındık kremasında kakao yerine keçiboynuzu koyuluyor.
Kepekli-çavdar denilen ekmeklere kakaoyla renk veriliyor. Çiğ sütten daha çok peynir elde etmek için şeker gübresi koyuluyor, Süt bozulmasın ekşimesini önlemek için ise daha çok katkı ve koruyucu maddeler içeriyor eğer ekşiyorsa soda veya değişik maddeler katılıyor.

Sütün Halis-Muhlis  kendi yağını alıp margarin yağı içine basılıyor yağlı süt izlenimini versin diye.

Sabun üretiminde kullanılan asiti yüksek olan yağlar ısıl işlemden geçirilip doğal sızma zeytinyağı diye raflardaki yerini alıyor.

Kaçak çayına domuz kanı ile karıştırılarak renklendirildiği söyleniliyor.

Baharatlar desen bol otlarla harmanlanıyor.

Bu konular ile alakalı Tarım ve Orman Bakanlığı geçtiğimiz günlerde denetim sonuçlarını açıkladı.

 İstanbul , Bursa , Ankara, Sakarya , Kahramanmaraş, Aydın, Denizli,  Niğde, Hatay yok yok yani ülkemizde tüktük bezinden  tutun eşek eti domuz eti tavuk ayağı doğal ürün diye satılıyor. Çakma sanayi veya firmalarda ilaçlı zehirler çıktı.

Helal kesimler sadece adı varda geçiyor belli ki dikkat ederseniz sizde araştırma yaparak görebilirsiniz dükkan veya lokantalarına dini ismi vererek insan sağlığı sömürülüyor halbuki dini ismi vermek yerine dine inançları içlerinde olsa da ‘bu milleti zehirlemeseler ne güzel olurdu  diyeceğim’ ama haram ve rüşvet tatlı sözde süslümanlık ortaya böyle böyle çıkıyor.

Öyle sanıyorum ki ülkemiz bu zamana kadar en çok bu iktidar döneminde olduğu kadar böylesine helalin harama karıştığı et tüketmemişti.
Şarbonlu şarbonsuz et ithalini hatırlıyorsunuzdur üste para ödenerek bir güzel işlemlerden geçerek sonrasında  afiyet ile tüketilen.
Merdiven altı denilen gıdalar denetlenmeyen onca firmalar var denetlenenler peki cezası ne 10 bin, 16 bin, 18 bin TL. arasında seyrediyor.

Cezaya bak. 

Devlet halkının sağlığını korumak için önlem almalı. Mutlaka caydırıcı cezalar olmalı.

Gerekirse şirketin tüm mal varlıklarına el konulmalı.

Ülkeyi Yönetenler faize gösterdiği hassasiyeti keşke birazda bunlara gösterse
İnsan sağlığını olumsuz etkileyen bu tür olaylar karşısındaki cezalar hafifletilmiş olmamalı her şeyiyle özendiğimiz, Avrupa Birliğinde bırakın böyle tarihi geçmiş peynirin üstüne yeni damga vurup satmayı öyle bir ürünün esamisi bile okunmaz. Keşke AB ye özensek de hatta daha ileriye gitsek.

Sözde değil prosedüre uygun şekilde donanımlara sahip iken yok ettiğimiz ürünlerimizi yeniden hayata geçirebilsek.

İthal edilen hiç bir ürünü teslim almasak örneğin ülkemizde İnşaattan anlamayan inşaatçı, boyacılıktan anlamayan boyacı, çıraklığı  bilmeyen usta,  araba kullanmayı bilmeyen şöför, söküğü dikemeyen terzi, yemeği bilmeyen fabrika ve  şirketler kurup  ihaleler kapıyor olması deveyi hamutuyla götürmek gibi bir şey.
Ülkemizin bütün tarımsal geliri yabacı tohum şirketlerine ve ilaçlarına peşkeş edildi.
Yerli tohum diye bir şey kaldı küresel tohum tekellerinin tarlası haline geldi yerli tohuma 2006 yılında çıkarılan konunla yasak getirildi…

Atadan kalma tohumlarımız o çok savunduğumuz yerli ve milliyiz diyerek nidalar atıyor olmamız bile ne boş ve yersiz düşünün ya bir kere ne yerli bizde hepsini ithal alıyoruz tohum bile artık ithal yerli milli tohumları satanlara para cezası ve hapis cezasına mahkûm ediyorlar.

Dünyanın en büyük tarım ihracatçılarından biri olan Fransa neden tarım bakanımıza liyakat şövalye nişanı verdi.

Hayrına mı  dersiniz.?
Ama bizim ülkemizde bu ve benzeri olaylar merak konusu olmuyor düşünülmüyor,  okunmuyor, araştırılmıyor.
Mesela bizim araştırdığımız sadece ve sadece
reklam, diziler, görsellik..
Kim nereye gitti?
Hangi arabaya bindi?
Arabası ne model?
Hangi  kıyafeti giydi?
Hangi çantayı taktı?
Hangi yerde ne yedi?
Alman  dev bir ilaç firması tarım ve tohum ilaçları üreten yine devasa olan Amerika’yı  yüksek bir meblağ karşılığında satın aldı. Tohumu satanda aynı şirket böceklerden korumak için ilacı satanda o tarım ilacı yüzünden hastalanan insanlara  ilacı verende o aynı şirket neler yapıyor insan sağlığının genetiğiyle nasıl oynanıyor.

Orada kimyasal zehirlenmeler ve ciddi boyutta hastalanan insanlar bu tarım ilaçları şirketlerine dava açarak hakkını arayabiliyor.

Tazminat olarak yüklü bir meblağ ile geri dönülüyor. Bu ilaçlar demeyelim de bu zehirler.

Türkiye’de satılıyor mu evet hiç şaşırmayın hem de peynir ekmek gibi orijinal ilaç şişelerini toplayım merdiven altı dediğimiz içeriği nedir ne değildir belli olmayan Irak, İran ve Suriye’den gelen ucuza mal edilmiş tarım ilaçları gitti gidiyor diye satılıyor. Yıllar önce yasaklanan ilaçların çakması veya sahtesi satılıyor. Üretici olan çiftçi işe yarar mı yaramaz mı ona bakmıyor ucuza mal olan fiyata bakıp öyle alıyor.

AB’ nin elinin tersiyle ittiği ellerini dahi sürmediği ilaçlar artık bizde.

Böylece kontrolsüz atılan o tarım ilaçları sayesinde sadece insanlar ve  toprak zehirlenmiyor son yıllarda arılar kuşlar doğadaki doğal yaşamda ölüyor.

Örneğin domatese pamuk, pamuğa tütün , tütüne biber ilacı atılıyor genetiğiyle oynanan toprakların  insan sağlığına zararı da büyük oluyor.

Rusya ile el sıkışsak ne olur ki; hani o hepimizin söyledi Türk’ün  Türk’ten başka dostu var mı’dır.
Türkiye’den ithal edilen domates, çilek, üzüm, şeftali, mandalina ve kayısının dağıtımı yasaklandı.

Bu yasaklanan ürün geri gönderiliyor  kim yiyor o meyve ve sebzeleri.?

Çarşıdan aldım bir tane eve geldim bin tane diye söylenilen çocukluğumuzdan günümüze bilmece olarak bilinen Narında zehirlediğini ilk defa duydum şok oldum geçtiğimiz günlerde bir yavrumuz nardan zehirlenerek hayatını kaybetti.

Hastalıklar çoğaldı.
Neredeyse şeker hastası olmayan kalmadı.
Genç yaşlı yeni doğan bebekte bile artık görülüyor.
Kanser arttı
Kalp hastalıkları artı.
Gıda terörü her geçen gün ülkemizde büyümekte…
Geçenlerde bir yazı okumuştum neymiş efendim bu dış güçler beyaz uçaklarla tepemizde dolaşıp kimyasal silah ile bizi zehirliyorlarmış biz onların uçuş talimatı yaptığını zannede duralım onlar bizlerin üstüne böcek ve kimyasallar püskürtsünmüş  biz ne sünneti nede farzı yerine getirmedikçe  bunlar başımıza çok daha yağarmış.
Peki bende soruyorum.!
Biz sünneti de farzı da yapalım, yerine getirelim  tepemizdekiler farz ile sünneti bilip de getirmedikten sonra bizim bilmemiz gerçeği değiştirir mi?
Ispanaklara gelen zehir ondan püskürtülen kimyasal ilaçlardan kaynaklanıyormuş peki ona gelen ilaç diğer tohumlara sebze ve meyvelere gelmedi mi?
Zehir üstten değil yılan gibi sürünerek içimize kadar girdi bizlerde bir şekilde uyutulmaya  devam ediliyoruz.
Demem o ki;
Düşman içerden oldukça kapıya ne kadar kilit vursan az olur...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Tuğba Aygünyel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket AK PARTİ'DEN AYRILAN İSİMLERİN YENİ BİR PARTİ KURMASINI DOĞRU BULUYOR MUSUNUZ?