Empati zamanı

Her zaman olmasa da ara ara

Basın toplantılarına katılıyor,

Değerlendirmeler yapıyoruz.

Peki, nedir bu toplantıların amacı?

Kamuoyunu,

Toplumu bilgilendirmek.

İşimiz gereği de bizler,

Zaten üzerimize düşen bilgilendirmeyi yapıyor,

İlgi duyduğumuz toplantıyı köşemize taşıyoruz.

Geçenlerde arkadaşlarla yine bir toplantıdaydık.

Davetin ev sahibi,

Davet ettiği arkadaşlardan birkaçı gelmeyince,

Şakayla karışık:

“Onların cezası ağır” esprisinde bulunuyor.

Ardından diğer konuklar:

“Basın sesimiz olsun. Basın gereğini yapsın, çalışmalarımızı iyi duyursun vs. vs…” şeklinde cevap veriyor.

Emriniz olur..!

Diğer yandan,

Genelde basın toplantıları lüks restoran

Yâda otellerde düzenlenir.

Tabi düzenleyenlerde,

Yine tanıdığımız bildiğimiz

Siyasetçi,

İş adamları,

STK mensupları vs.

Genelde toplantıları gündüz ya da gece yaparlar.

Şehir merkezinde olanı var,

Şehir dışında olanı var.

Tabii kimi yerlere,

Genelde ince düşünenler,

Aracı olmayan gazeteci kardeşlerimizi düşünerek,

Araç da gönderiyor.

Ama kiminde de bu olamayabiliyor.

Özellikle,

Şehir dışındaki yerlerde,

Toplantılara katılan meslektaşlarımız,

Kardeşlerimiz,

(Aracı olmayanlar ) için,

Program sonrası,

Otobüs ya da dolmuşla,

Gazetesine işine dönmek zorunda kalıyor.

Lüks jiplerle, araçlarla organizasyona gelen kıymetli

Arkadaşlar,

Bu ince hassasiyeti de keşke göz önünde bulundurabilseler.

Diğer yandan,

Kimsenin kimseden bir şey beklediği yok.

Herkes sonuçta işini yapıyor.

Gazetecinin işi,

Haber değeri taşıyan hadiseleri topluma duyurmak…

Elbette,

Kimi siyasiler,

Spor adamları,

STK temsilcileri

Her konuyubasınla paylaşarak,

Haberleştirmek istiyor.

Haber yayınlanmadığında da:

‘Neden çıkmadı?’ diyebiliyor..!

Ya da atılan başlığı beğenmeyen,

Haberi istediği gibi göremeyen,

Gazeteciye nasıl olması gerektiğiyle ilgili ‘Ders ‘ verme cihetine bile gidebiliyor.

Belgesiz ve eksik bilgiyle ilgili yapılan

Bir haberden dolayı

Davalık olan gazeteciye,

O haberi servis eden,

Ya da ‘fısıldayan’ kişiler,

Gazetecinin başı yargıyla belaya girdiğinde

Ya da davalık olduğunda,

Yanında kimseyi göremiyor.

Herkes kaçacak delik arıyor.

Davalı olan gazeteci, ‘Şahit olur musun?’ dediğinde ise,

Malum kişi ya da kişiler:

‘Aman beni karıştırma’ diyecek kadar pervazsızlaşabiliyor…!

Bitmedi…

‘Gazeteciye 300-500 Lira ver’ istediğini yazdırırsın..

Diyecek kadar

Karakter zafiyetinde olanlar var.

Evet,

Gazetecinin de iş adamları,

Esnaf gibi giderleri var.

Kurumsal olan gazete ve internet siteleri,

Ofis kirası veriyor,

Doğalgaz-elektrik, telefon parası ödüyor,

SGK ve Bağkur ödüyor,

Maaş ödüyor.

Program ve alt yapı destekleri nedeniyle görünmeyen giderleri oluyor.

Hele hele son bir yıldan buyana,

Artan maliyetler nedeniyle zor günler yaşıyor.

Bir gecede cafede, restoranda onlarca parayı gözünü kırpmadan verenler var.

Allah ziyade etsin.

Allah bir hakkı için

Kimsenin malında, mülkünde gözüm olmadı,

Olmaz da.

Allah herkesin rızkını verdi.

İşine layıkıyla değer veren,

Sahip çıkanlar, rızkını yemeden ölmeyecek.

Bu Allah’ın emri…

O nedenle,

Kimse kendisine pay biçmesin.

Kimse üç kuruşluk verdiği ilan

Ya da ikram ettiği yemekle övünmesin.

Sonuçta herkes,

Kendi menfaati ve çıkarı doğrultusunda bunu yapıyor.

Dostlar;

Allah herkese akli selim olmayı,

Karşısındakine değer verecek feraseti nasip etsin.

@Necdet_Basoglu

Güzel söz:

Kendini çok beğenme,

Kul katında,

Ne kendini beğenmişler var,

Toprak altında.

Mevlana

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necdet Başoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket AK PARTİ'DEN AYRILAN İSİMLERİN YENİ BİR PARTİ KURMASINI DOĞRU BULUYOR MUSUNUZ?