Geçmişe özlem

 Anayasa Mahkemesi (AYM) eski Başkanı Haşim Kılıç

Katıldığı bir toplantıda Türkiye fotoğrafını çizdi.

Hemen tüm ulusal basında yer alan konuşmalar,

Düşünce özgürlüğü konusunda geldiğimiz noktayı ayan beyan ortaya koymakta.

Kılıç yaptığı konuşmada geldiğimiz noktaya işaret ederek:

“Türk siyasi hayatı raydan çıktı.

İfade özgürlüğü suç kapsamına sokularak farklı sesler kesiliyor.

Artık tüm siyasi mahallelerden bir göç hareketi başlamıştır.

Bu ne beyin göçü ne de savaş göçüdür.

Gönül göçü olarak niteleyebileceğimiz bu taşınmayı başlatanlar, kendilerine yeni bir yurt, yeni bir mahalle aramaktadırlar” ifadelerine yer verirken,

Kılıç kendisine sıkça sorulan yeni siyasi oluşumlar ile ilgili olarak da:

“Benim için siyaset konusunda verilmiş karar yok.

Ama bu arkadaşların hareketlerine bakarız, ilkelerime uygun olup bana ihtiyaç duyacakları noktada olursam destek vermeye çalışırım.

Kadrolar, tüzükler, programlar, ne yapmak istedikleri önemli” dedi.

2002 yılına doğru kısa bir gezinti yaptığımızda benim de aslında söylemek,

Yazmak istediğim o kadar çok şey var ki..

Ama bir kaçını sizlerle paylaşarak ne demek istediğimi anlayacağınızı umuyorum.

Erdoğan’ın gerek İBB Başkanlığı,

Gerekse milletvekili olamadığı, ancak sonradan olduğu dönemlerde yaşadığı siyasi travmayı benim yaşımda olan birçok kişi biliyor.

Hele hele

Gerek askeri kanadın, gerekse Cumhurbaşkanı Sezer’in Bülent Ecevit’e benzer aykırı çıkışları,

Ardından AK Parti’nin kapatılma talebi ile AYM’ye şikâyet edilmesi,

Türkiye’nin nasıl bir süzgeçten geçtiğini gösteriyordu.

O dönemde Erdoğan’ın şiir okuması nedeniyle yaşadığı zulmü,

Zulmün sonunda ise yanında olanların sayısının günden güne artması…

Kararlı ve istikrarlı bir siyasi süreç sonunda geldiğimiz bugünü biliyorsunuz.

O gün milyonların,

Düşünce ve fikirleri nedeniyle mağdur edilen Erdoğan’ın yanında yer aldığı ve kendisine sahip çıktığını kimse inkâr edemez,

Etmemeli de.

Hep daha iyi bir düşünce özgürlüğüne,

Fikir özgürlüğüne kavuşacak olmanın hayali,

Adil ve hakkaniyet çizgisinde özlem duyulan zirveye ulaşabilmenin özlemi vardı.

Beklenen kısmen de olsa gerçekleşti.

Ancak,

Kimi terör örgütleri ile verilen mücadele ve gelinen süreç nedeniyle bu çok da uzun sürmedi.

Çünkü parti içinde de olsa iyi niyetlilerin yanında, kötü niyetli olan zihniyette kişiler vardı.

Oysa

Gerek AK Parti içinde,

Gerekse diğer parti içlerinde cereyan eden aksaklık ve haksızlıklar ile ilgili kaleme aldığımız yazılar bizlerin haksız yere yargılanmalarımıza neden oldu.

Neden?

Ne için?

Gerçekleri yazmaktan başka,

Yanlış insanların camiaya verdiği zararı dile getirmekten gayri hiç bir düşüncesi olmayan bizler maalesef işimizi gereği gibi icra edememenin ezikliği ile karşı karşıya bırakılıyorduk.

Oysa AK Parti’ye,

Ülkeye,

Devlete,

Şehre zarar veren,

Kendi çıkar ve menfaatleri uğruna önüne kattığını ezip giden,

Gücünü siyasi otoriteden alanlar,

Dün olduğu gibi maalesef günümüzde de var ve

Olmaya da devam edecekler.

İşte,

Başta AYM eski Başkanı Haşim Kılıç’ın dediği gibi:

“İfade özgürlüğü suç kapsamına sokularak farklı sesler kesiliyor”

Çok sesli olmayan,

Özgürce fikirlerini ifade edemeyen,

Düşüncelerini yazamayan

Bizler,

Geçmişe olan özlemimizi dile getirmekten başka bir şey yapamamaktayız.

Bilmem anlatabildim mi?

Güzel söz:

Her şey akar, su,tarih, yıldız, insan ve fikir:

Oluklar çift,

Birinden nur akar,

Birinden kir.

Necip Fazıl Kısakürek

@Necdet_Basoglu

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necdet Başoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket AK PARTİ'DEN AYRILAN İSİMLERİN YENİ BİR PARTİ KURMASINI DOĞRU BULUYOR MUSUNUZ?