Çarşılar, Trenler, Hatıralar…

Henüz tamamını okuyup, yeni bitirdiğim kitapta ‘yağmur’ kelimesi o kadar yoğun işlenmiş ki! Kitabı okumaya başladığımda dışarıda rahmet bardaktan boşalırcasına yağıyordu. Kitabın ruhu yağmuru çağırmış olmalı(!)

Torunum Muhammet Umut ile birlikte AGORA alışveriş merkezine gitmeye karar verdiğimizde yağmur şiddetini iyice azaltmış yine de bulutlar yağmur toplamaya devam ediyordu.

Alışveriş merkezi hınca hınç dolmuş, nerede ise üst katlara müşteri taşıyan yürüyen merdivenler Şirinevler Metro durağında ki kadar yoğundu. Alışveriş merkezinin son katına çıktığımızda cam terasa vuran güneş ışığı bulutları yırtarak adeta bize görsel şölen sunuyordu.

Cihat Zafer’in kitabında ki Adapazarı’nın çarşıları tatbikî böyle değildi ama zaten o eski Adapazarı da artık yoktu.

Müşteri tercihleri sebebi ile mi AVM’ler açıldı? Yoksa AVM’ler açıldığı için mi müşteri tercihleri değişti? Bu konu tartışma konusu olabilir.

AVM’nin yemek üzerine olan son kattaki bölümü öylesine dolu ki! Sipariş verdikten sonra boş masa için bir on dakika beklemek zorunda kaldık. Günlerden Pazar, dışarıda yağmur var ve insanlar vakit geçirmek için AVM’lere doluşmuş, Pazar gününün keyfini çıkarıyor.

-“Benim bu saatte burada oluşumun gerçek tek bir sebebi var, torunumun elimden tutup beni buraya sürüklemiş olmasıdır. Popüler kültürün dedeleri de bu şekilde evirip çevirmesi hayra alamet midir? Bilemiyorum!”

Kitabı Cuma günü iş çıkışı Değişim Yayınevine giderek bizzat aldım. O gece bir miktar okumuş olsam da asıl okumamı Cumartesi başlayıp Pazar gününün ortalarında tamamladım.

Benim okuma zorluğum kitabın ilk sayfaları ile alakalı oluyor, eğer bir kitabın ilk sayfalarında patinaj yaparsam genelde bırakır bir daha o kitabı elime almak istemem.

Bu kitap öyle alelade bir kitap değil, tanıdığım bir yazarın kitabı ve bu kitabı okumalıyım. Kendimi şartlandırdım. Ne var ki! İşte olmuyor, ilk sayfalar beni gerdi. Okuma hevesim bir anda beni ümitsizliğe itti.

-“Sebebi kitap değil de haftanın son mesai gecesinde böyle bir okumaya başlamış olmam da bunda etkili olmuş olabilir.”

Pes etmeyip kitabı bir de tersten okumaya karar verdim. Kitabın son sayfasını çevirdim ve ‘Geceyi Isıtan Adam’ Rahmetli Selahattin Şimşek’ten yaşanmış bir anı, sonra okuduğum bölüm ise bir öncesi ‘O Bizim Cyrano’muzdu’ Selim Gündüzalp’in aziz hatırası için yazılan yazısı.

İlk kez böyle bir teknikle kitap okuyorum ve her bölümü bitirince ısrarla bir önceki bölüme geçiyorum.

Dışarıdan gelen tüm müdahalelere rağmen kitabı büyük bir keyif ile tamamladım.

Anladım, usta düşük vites ile başlamış olduğu kitabı tam gaz tamamlamış.

Kitapta şiir severler için seçmece birçoğu içinde yağmur geçen ünlü şairlerimize ait şiirler var. Cihat Zafer kendisini zaten ‘şiirden anlayan adam’ olarak tasvir etmiş.

Eski Adapazarı ile ilgili uzunca hiç sıkılmadan okuyabileceğiniz muazzam güzellikte bir yazı. Bol bol Sakarya’lı ulusal çapta yazarlara yer verilmiş, onlarla ilgili ustaca kanaatler yazılmış.

Cihat Zafer’in sahne performansına hayran kalmışlığım vardı. Yazılarını da beğenerek okuyordum. Ne var ki! Kitabı müthiş olmuş.

Ben okumayı seviyorum diyen herkese tavsiyem odur ki; ‘Çarşılar, Trenler, Hatıralar’ isimli Değişim Yayınlarından çıkmış bu kitabı mutlaka okusunlar.

Cihat Zafer Büyüleyici bir yazar. ‘Bu kadarını bekliyor muydun?’ diye sorarsanız evet bekliyordum. Kaleminin gücünü biliyordum, bu da ispatı oldu. Şimdi hedefim diğer kitabı yine aynı yayın evinden çıkan ‘İstanbul’a Aşk Mektubu’ nu okumak var.

Tren artık Adapazarı Garına geldi. Uzun Çarşı eskisinden daha güzel, üzeri de açık. Gar ve Demokrasi Meydanı, Şemsiyeli Park, Donatım Park, Sakarya Park ve Göl Park hepsi yenilendi kimisi yeni yapıldı.

Orhan Camiinin cemaat kalitesini ancak Allah bilir de, son yenileme ile birlikte Adapazarı’nın kalbi konumunu hak ediyor. Muazzam bir görüntüye büründü.

Eski Atatürk stadı yıkıldı, takımımız galip gelemese de ulusal çapta harika bir stadımız var. Eski stadın yerine Millet Bahçesi yapılıyor, Türkiye’nin en modern sebze haline sahip olduk. Terminalimiz yenilendi. Belediyemiz Sakarya Nehri üzerine Hidro elektrik santrali yaptı, kendi elektriğini üretiyor.

Sakarya’nın elli yıllık su ihtiyacını karşılayacak Barajlar inşa ediliyor.Daha birçok şey var değişen gelişen, güzelleşen.

Tabiki geçmiş hatıralara saygı duymak, onları canlı tutmak kişisel bir tercihtir.

Tüm bunlar tamam da! Bu kitabın içerisinde geçen özdeyiş sanatçısı Selahattin Şimşek, Bilge Hekim Sadık Canlı ve 40 yıl hiç pes etmeden Zafer Dergisini çıkartan Selim Gündüzalp yok.

İddialıyım, bu kitabın içerisinde sadece ‘O Bizim Cyrano’muzdu’ bölümü yazılmış olsaydı, yine de en çok satan, en çok okunan olmaya aday bir kitap olurdu.

Şu cümlelerde saklı zarafeti görememek, âmâ ve ümmi olmakla eş değerdir benim için.

Bir dal fidan gibi sevda rüzgârlarında eğildiğim bir yaz akşamı, Bulvar'da usulca koluma girmişti. Manolyaların altından geçiyorduk. "Sana bir şarkı okuyayım mı?" demişti. Şarkı mı? Beklemiyordum. "Bir sabah bakacaksın ben yokum / Dünyayı sana bırakıyorum, bir tanem..." diyordu.

Çok İstanbullu, çok yürekten bir sesi vardı. Sesinde ancak büyük bir aşkın katabileceği bir yumuşaklık vardı. Koluma girmişti dedim. Hayır. İnsanların koluna girer gibi yapıyor, gönlüne giriyordu. Hüseyin Ağabey'iniz oluyordu. Artık yanında ağlayabilirdiniz. İşte böyle birden en yakınınız oluyordu.”

Ardından böylesi yazılar yazılabilmesi için insanın Cihat Zafer’ler gibi öğrencileri olmalı. Gönülden gönüle düşen vefalı öğrenciler.

Kitapta yazılı birçok satırı imrenerek, ibret alarak okudum. Ama Oktay Rifat’ın bu şiirinde kendimi buldum dersen abartı olmaz sanırım.

"Hep yaşadığımı hatırlatıyorum kendime
Diyorum ki işin acele
Bir gün ne el kalacak tutmak için
Ne yürümek için bacak
Ne bulutların seyri
Ne de bir hatıra dünyamızdan.
Çünkü hatıralar kuşlar gibi
Dal ister konacak."

O dal benim kütüphanem oldu ve ‘Çarşılar, Trenler, Hatıralar’ benim kitaplığımda başköşede yerini aldı.

Unutmadan!

Bu kitabı okuduğumda, hep hayran olduğum fakat bir türlü tasvirini yapamadığım kar yağdığında gece havanın o berraklığına da bir anlam buldum. Sizleri ilk kar yağdığında Şeker Camiinin olduğu kavşakta karın yağmış olduğu bir gecede kar aydınlığını seyretmeye davet ediyorum.

Eline, yüreğine sağlık usta… Harika bir iş çıkarmışsınız.

-“Bir yarışmada yazmış olduğu Adapazarı yazısı ile birincilik derecesini alan Cihat Zafer Ankara’da doğdu, Adapazarlı oldu cümlesi kendisine çok yakışacaktır diye düşünüyorum.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bayram Akyüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket AK PARTİ'DEN AYRILAN İSİMLERİN YENİ BİR PARTİ KURMASINI DOĞRU BULUYOR MUSUNUZ?