Üç Medeniyetin İzinde… (Hindistan, Nepal, Mısır, Norveç)

Şöyle biliriz; Evliya Çelebi gördüğü bir rüya üzerine gezmeye başlamış ve elli bir yıl süren seyahati sonunda Seyahatname adlı eserini yazmıştır. Efsane midir bilinmez ama rüyasın da meydana gelen bir dil sürçmesi sonucunca “Şefaat ya Resul Allah” demek yerine “Seyahat ya Resul Allah” ile başlamış O’nun seyahatleri.
Üç Medeniyetin İzinde kitabının yazarını altmış ülkeye yaptığı seyahate kim özendirmiş onu bilemiyorum ama! İyi etmiş de gidip görüp yazmış diyorum.
Evet arkadaşlar! Yine bir kitap yazısı ile karşınızdayım. İnşallah bu tür kaleme almış olduğum yazılar sizleri sıkmıyordur.
Öncelikle şunu belirteyim. Bu kitap yazarı Profesör Dr. Hasan Salih Sağlam isminin önüne geçecektir. Sakarya’da belki de türünün ilk örneği bir seyahat kitabı ile karşı karşıyayız.
Elimde tuttuğum bu kitap Sakaryalı bir yazarın ulusal çapta ilk eseri. Kapak ve içerik titiz bir çalışma sonrasında hazırlandığı bakıldığında hemen anlaşılıyor.
Kitap Meseret yayınlarından çıkmış. Okurunu sıkmıyor, aynı zaman da okunması da kolay ve sürükleyici bir kitap.
Bu kitabın okumasını genelde geceleri yatağıma uzanıp başımın altına iki yastık birden alarak uyumadan önce yapmaya çalıştım. Kitap elimden düşüp de daldığımda bir belgesel izlemişim de onun devamını rüyalarımda görüyor hissine kapıldığım oldu.
İlk kez bu tür bir kitap okuduğumu itiraf edeyim. Kitapta beni en çok etkileyen ülke Norveç oldu. Kuzey kutbuna doğru yapılan yolculuk Cengiz Aytmatov’un “An olur asra bedel” kitabında bir sahne vardı. Mahkûm trenle daha önce çalıştığı istasyondan geçecek ve bin bir ümit ailesini son kez görme fırsatını elde edecekti. Bu sahneyi Aytmatov öylesine güzel kaleme alınmış ki, defalarca okuma gereği duydum. Üç Medeniyetin İzinde kitabında da Yazarın Kuzey Kutbuna giden yolculuk da bahsetmiş olduğu insan ilişkilerine dair anıları, doğa manzaralarını kaleme aldığı sahnelerde Aytmatov’un etkisini hissettim.
Yazarımızın Hindistan ve Nepal'e dair gezi notlarını okuduğumda bu ülkelere neden gitmemem gerektiğini bilgisini edindim.
Söyle ki;
“Yemek kültürleri, hijyenden uzak lokantaları, maskesiz gezilemeyen sokakları, hayvanların başıboş dolaştığı alanlar, trafik keşmekeşi, ısrarcı satıcılar ve her türlü pisliği içinde barındıran Ganj Nehri'nin kutsanması bende o ülkelere karşı iticilik meydana getirdi.”
Tüm bu yazdıklarıma rağmen Taç Mahal’i ayrı tutuyorum. Sadece Asya'nın turistik ikonu Tac Mahal’i görmek için dahi Hindistan ziyaret edilebilir.
Tabi ki benim ilgimi çekmemiş olsa bile değerli taşların sergilendiği sergi salonları, taş işçilerinin hünerli elleri bayanların aşırı ilgisini çekecek de olabilir.
Ölü yakma ayinlerini çok ilginç bulduğumu itiraf etmekle birlikte, yakılan ölmüş dahi olsa insan cesedi olması bende Hindistan ve Nepal’e karşı bir soğukluk meydana getirdi. Yine de kaleme alınış şekli fazla tekrarları saymaz isek çok güzeldi.
Yazarın fillerin üzerinde kendisini tanka binmiş gibi hissetmesi, yazar dünyasının bir yansıması olsa gerek.
Mısır seyahatlerinde daha çok İslam öncesi dönem anlatılmış. Eski Mısır Tanrılarının mezarları. Bu kitabı okuduktan sonra Nil Nehri’ni hayallerimi süsler buldum. Görmediğim bir nehri İstanbul boğazları ile düşler oldum.
Hindistan ve Nepal’de karşımıza çıkan turist avcısı satıcılar buralarda da var. Çöl ve kum fırtınası aklımda Mısırdan kalan bir başka sahne oldu. Fayton ile yapılan yolculuklar her ne kadar günümüzde atlara yapılan eziyet gibi görülse de ilgi çekiciydi.
Üç medeniyetin izinde ismini taşıyan bu kitap da Budizm çok fazla yer almış olmasına rağmen İslam ve Hristiyanların dinsel yaşam alanlarına dair çok fazla yer bulamadım.
Yazarın insanlarla birebir girdiği temaslar kitaba sıcaklık katmış.
Satıcılarla olan diyaloğu, fakir mahallelerdeki çocuklarla yaşadığı etkileşimi, gezdiği yerdeki insan yaşamlarını diğer uygarlıklarda yaşayan insanlarla kıyaslaması Kaptan Kusto’nun Belgeselleri gibi üzerimde etki bıraktı.
Kitabın en büyük artısı görsellerle desteklenmiş olması. En büyük eleştirim seyahat tarihleri ay olarak yazılmasına rağmen seyahat yılları belirtilmemiş. Kabul edilecektir ki yazarımız belki bu seyahatleri yirmi beş yılı aşkın bir süre içerisinde gerçekleştirmiştir. Belki eleştiri getirdiğimiz hususlar bugün için o ülkeler tarafından halledilmiş olabilir.
Kitapta Nepal yerine Kanada veya Arjantin yazılmış olsa daha çok ilgi uyandıracağını düşünüyorum. Artı parantez belirteyim; Norveç’le birlikte bu kitaba çeyrekte olsa Almanya izlenimlerinin de girmiş olması kitaba zenginlik katmış.
Kitabın okumasını bitirdikten sonra benim de kanaatim Türkiye yaşanılabilir en güzel ülke. İngilizler ise tarihin en büyük tarihi eser hırsızı oldukları.
Böylesine bir kitabın vücuda gelmesinde emeği geçerleri ve kitabın yazarını tebrik ediyorum. Sakarya kültürel alanda her gün daha bir zenginleşiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bayram Akyüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Sakarya Markaları

NetGaste, Sakarya ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (532) 066 06 61
Reklam bilgi

Anket AK PARTİ'DEN AYRILAN İSİMLERİN YENİ BİR PARTİ KURMASINI DOĞRU BULUYOR MUSUNUZ?