Şarkılar Girmiş Hayatımıza…

Mesai bitimi servise binmiş evin yolunu tutuyorum. Eski stadı geçince Emniyet Müdürlüğüne ait Ek hizmet binası durağında servisten iniyorum. Elimde ‘Değişim Yayınlarından’ çıkmış Zuhal Erol Hocanın buram buram matbaa kokan kitabı ‘Şarkılar Girmiş Hayatımıza’ var. Hedefim Barış Manço Adam Olacak Çocuk Parkında bir bankta oturup bir bölüm okuyup eve öyle gitmek.

Henüz on beş gün önce çıkan bu kitabı ikinci, hatta üçüncü kez okuyorum. Sanırım burası izaha muhtaç.
“Hiçbir kitabı ilk okuduğumda tam olarak anlamıyorum. Bu kitap yalın bir şekilde bildiğimiz yeni Türkçe hatta konuşma dili ile kaleme alınmış olmasına rağmen üçüncü kez okuyorum. Bunu neden yaptığımı ileriki satırlarımı okuduğunuzda daha iyi anlayacaksınız.”

Servisten indiğim saatlerde her akşam aynı sahne; havada binlerce karga çığlık çığlığa uçuyor. Bazen hayalet uçaklar gibi kafamızın üzerine doğru alçalıp irkilmeme sebep oluyorlar. Bu bölge de öylesine yoğunlar ki bazen gölgeleri yere düşüyor ister istemez kafanızı kaldırıp onları izliyorsunuz.

Gün gelir de bu Kargalar insanoğluna savaş açarsa halimiz nice olur diye düşünüyorum. Neyse! Mevzum bu değil de neden konuma geçemiyorum önce onu izah edeyim…

Demirel kardeşlerin üçünü tanıma fırsatı buldum. Zafer, Zuhal ve Serhat: Ortak özellikleri çok iyi konuşuyor, çok da düzgün yazıyorlar. Şimdi ben kalkıp ‘Zuhal Hocanın kitabı için bir şeyler yazayım O’na bir katkım olsun’ diye düşünürken kendimi zor durum da bırakmak istemiyorum.

Aslında kitabın kapağını incelediğinizde kitabı okumuş gibi de oluyorsunuz. Şunu söylemek istiyorum kapak seçimi dahi o derece düşünülmüş, varın içini siz düşünün. Bir kapağa nerede ise kitabı sığdırmışlar.

Bu kitap Demirel kardeşlerin ortak ürünü diye sunmuş olsam, sanırım Zuhal Hocam karşı çıkmaz. Serhat Demirel ve Yeşim Dalkılınç tarafından redakte edilmiş, ön sözünü Cihat Zafer Demirel yazmış, Zuhal Hocamda kaleme almış.
Kitabın kahramanları da Zuhal Hocamın çocukluk arkadaşlıkları ve hayal dünyası.

‘Büyük şairler böyledir, yaşatan yaralar açarlar kalbimizde. Başka yaraları onaran, iyileştiren yaralar.’ Bu cümleyi birkaç kez okuduktan sonra günlerce büyüsünden kurtulamadım. ‘Yaralar açmış, başka yaraları onarmak için.’ Bir an okul yıllarımızda kollarımıza yapılan aşıları hatırlıyor sonra onarmak için yaralar açan büyük şairler geliyor aklıma. Ne kadar da benzer değil mi?

Şimdi size soruyorum, takdiminde Cihat Zafer’in kurmuş olduğu küçük bir cümle(!)ye böylesine takılan ben! Bu kitabın hangi bir bölümünü ne şekilde size aktarayım.

Siz daha önce trenleri babası yaptığı için seven birisine rastladınız mı? Başka bir soru doğup büyüdüğü sokağı ‘mutlu insanlar sokağı’ olarak isimlendiren minik bir kız çocuğu ile tanıştınız mı?

Bakın şimdi ‘da’ ayrı mı yazılır, bitişik mi yazılır diye arkadaşı ile küsen ilkokul talebesi bir kız çocuğunun gelecekte yazar olmasına şaşırabilir misiniz? Ben şaşırmadım.

Anlayamadığım bir husus: Büyüyünce neden Fransa’ya gidip yazar olmak istesin ki Zuhal Hoca? Tamam, bugün biliyorum. Felsefe, Sosyoloji ve Roman alanında büyük yazarlar çıkarmış da Fransa; Zuhal Hocam çocukça aklı ile o günlerde bunu nereden bilecek ki!

Bakın peşin peşin söyleyeyim. Bu kitabın içinde yetmişli yılların sonlarına doğru, seksenli yılların ilk dönemlerine ait yaşanmış çocukluklar müzikal, çocuksu, bir o kadar güzel Türkçe ile anlatılmış.

İddiam odur ki! Bu şehir Sait Faik Abasıyanık’tan sonra ulusal çapta yeni bir hikâyeci çıkardı. Nasıl bu kadar iddialı olabiliyorsunuz derseniz; başta da yazdığım gibi bu kitabı üçüncü kez okuyorum. Her okuduğumda başka ayrıntılar keşfediyor, kitaba ve yazarına biraz daha hayranlıkla bakıyorum.

Bazen servis için evden erken çıkıyor, oturduğum bankta önümden vızır vızır geçen arabaların sesleri ile birlikte bir bölüm okuyabiliyorum. Gün boyu okuduğum his dimağımda bir lezzet olarak kalıyor.

Bunu abartarak yazıyor olduğumu sanmayın, aslında doğal olarak O’nu kıskanmam gerekiyor. Hayır, kıskanmıyorum. Ben de Cihat Zafer’in takdim yazısında söylediği gibi ‘Keşke ben de böyle bir kitap yazabilseydim’ diyorum. Yazmış olduğum bir kitabım olmasına rağmen.

Bu kitabı okuduktan sonra; Çocukça hayata bakışı hatırlıyor, geçmiş hatıralarımızın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha anlıyorum.

Fark edeniniz var mı bilmiyorum ama ben fark ettim ki, uzun uzadıya hafızamda yer etmiş cümleler daha çok şarkı sözleri. Kitapta geçen şarkılar aslında bizim kuşağın şarkıları. Dillendirenlerin bir bölümü hayatta olmamış olsa da sözler belki bizim kuşakla birlikte gelecek nesillere miras olarak taşınacak.

Belki de siz bu yazımı okumadan önce mutfakta, banyo da ne bileyim her hangi bir yerde bu kitabın içinde yazılı bir şarkı sözünü mırıldanıyor olabilir siniz.

Tebrikler Zuhal Erol…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bayram Akyüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Sakarya Markaları

NetGaste, Sakarya ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (532) 066 06 61
Reklam bilgi

Anket AK PARTİ'DEN AYRILAN İSİMLERİN YENİ BİR PARTİ KURMASINI DOĞRU BULUYOR MUSUNUZ?