Baba

Sizlerle yine güzel bir hikâye paylaşmak istiyorum.

Hikâye Erzurum,

Horasanlı Seyfullah Amca ile,

Okutmak için her şeyini satmaya razı olduğu

Oğlu Nurullah’ın hikâyesi…

 

İşte o hikaye;

Paraları yoktu.

Ellerindeki 12 koyundan başka bir gelirleri de yoktu.

Ama çocuk okumalıydı,

Oradan oraya koşturuyordu,

Çaresiz,

Ama ümitli…

Hikâyeyi Oğul Nurullah anlatıyor;

 

Yer bulamıyoruz.

Oraya götürüyor, buraya götürüyor,

Sırtında götürüyor.

Babam artık kararını vermişti.

Paralı yatılı okuluna verecekti.

Ve ahırda bulunan 12 koyundan 10’unu satıp götürecekti.

Bunu söylemişti.

Babam koyunlarını satmasın diye parasız yatılıyı kazanmam gerekiyordu.

Bu çok önemliydi.

Yatılı sınavları oldu.

Köye gittim.

Bütün herkesin sınav sonuç belgeleri gelmişti,

Ama benim gelmedi!

Dolayısıyla ben de kazanamadığımı düşünerek, Horasan’a gittim tekrar.

Belgenin gelmemiş olmasına çok üzülmüştüm.

Bir hafta falan böyle ağladım.

Köye dönemedim üzüntüden.

Sonra babam geldi,

Bana sarıldı.

‘Oğlum önemi yok, nasiptir. Ben koyunları satar götürürüm. Sen rahat ol. Sen okulu birincilikle bitirdin. Vardır bir hayır bunda’ dedi.

Sonra babam güz oldu ve 10 koyunu aldı,

Horasan’a benimle beraber götürdü.

Hayatımın en zor yolculuğudur.

Gittik Erzurum’a,

Paralı yatılıya götürdü beni,

Vezneye kayıt yaptırdı.

Veznedara:

‘Bak, bir yıllık parasını peşin vereceğim’ dedi.

Taksit taksit ödeniyormuş, birçok çocuk sahibi babalar taksitle ödeme yapıyorlardı.

Babam veznedara dönerek:

‘Ben bir daha gelemem köyümüz çok uzak’ diyerek,

10 koyunun birini harçlık yaptı

Kendisine ve bana,

9 koyunun parası ancak yetti.

İki ay geçmişti ki,

Abdurrahman Teber Müdürümüzün adıydı.

Dediki, ‘Oğlum sen neden parasız yatılı da kalmıyorsun?’

Hocam ben kazanamadım dedim.

Müdür:

‘Yahu olur mu listede senin üst sıralarda ismin var zaten. Neden kayıt yaptırmadın?’

Hocam bana belge gelmedi,

Ben bilmiyorum dedim.

 

Müdür tekrar:

‘Oğlum kaydın son haftası’ dedi.

Ardından, ’Bak yedekler alınacak yoksa. Hemen babana haber et’ dedi.

Babamı haberdar ettim.

Babam köyümüz uzak olduğundan 15 gün sonra anca gelebildi.

Nasipte var ya,

Kayıtlar bir hafta daha uzamıştı.

Babam yetişti

Ve kaydımı sildirdi oradan.

Parasız yatılıya kayıt yaptıracağız.

Veznedardan helallik istedi.

Paranın geri kalanını alacak.

Veznedar:

‘Seyfullah Ağabey 9 koyundan ikisi gitti’ dedi.

Çıkardı 7 koyunun parasını verdi.

Babam ise ona şunu söyledi:

‘Harçlığı olmayan, taksitini ödeyemeyen çocukları iyi biliyorsun değil mi?’

Dedi ki:

‘Bu parayı sana emanet olarak bıraksam tamamını, harçlığını ödeyemeyen çocukların harçlıklarını adil bir şekilde en ihtiyacı olandan başlayarak harcar mısın?’ dedi.

Veznedar:

‘Ağabey sen ne diyorsun? Bu çok büyük bir para’ dedi.

Babam:

‘Ben zaten bu parayı gözden çıkarmıştım. Ben gelecek üç yılın otuz koyunundan kurtuldum. Hani neden o belge gelmedi? Nurullah’ın belgesi? Çünkü bu para o çocukların rızkı. Allah bana sattırdı ki, bunları onlara vereyim zaten’ dedi.

Veznedarın böyle durduğu yerde gözlerinden yaşlar akmaya başladı.

Öyle ki hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.

Duygulanmıştı belli ki.

Oturduğu yerden kalkarak,

Babamın boynuna sarıldı.

‘Sen nasıl bir insansın?’ dedi.

Sonra ben babamın elinden tuttum. İmam hatibe doğru yürüdük.

Babamın elini bırakamıyorum:

Babama sen ne yaptın baba diyeceğim. Diyemiyorum.

Döndü bana dedi ki:

‘Oğlum her şeyin sahibi Allah’ tır. Koyunların ne önemi var. Oradaki çocuklar rahat etsinler. Keşke çok koyunum olsa da hepsini peşinen onların paralarınıödeseydim’ dedi.

Ve biz böylece gittik parasız yatılıya ve benim parasız yatılı günlerim başlamış oldu.

Babam da beni bırakıp döndü.

Ben hemen ne yaptım?

Gittim yeni bir boya sandığı yaptırdım.

İmam hatipte

Başladım boyacılık yapmaya.

Bana Cenabı Hak yolları öyle açtı ki,

Gittim

Parasız yatılının müdürüne

Dedim ki:

‘Ben Horasan’da okurken fırında çalıştım. Boyacılık yaptım. Hocam çalışmak istiyorum. Para kazanmak istiyorum aynı zamanda’ dedim.

Müdür, ‘Allah Allah ne yapmak istiyorsun peki?’ dedi.

Ben:

‘Boyacılık’ dedim.

Müdür bu defa:

‘İyi o zaman parasız yatılıda boyacı yok. Ama derslerini aksatıp ihmal etmeyeceksin’ dedi.

Tamamhocam dedim.

Bana parasız yatılı okulda bir köşe ayırdı.

Dört yıl orada oturdum akşamları,

Orada ayakkabı boyadım.

Okul bitti,

Boya sandığını paketledim, koydum.

Artık boyacılık yoktu.

Öğretmenlerimden birisine verdim 4 yıl boyunca o paraları.

Öğretmenim o paraları sakladı bir yerlerde.

Koca bir liste getirdi bana,

Gün gün yazmış

Bütün paraları.

Onları denkleştirmiş,

Bütün paralara dönüştürmüş.

Yani nasıl bir servet kazanmışım 4 yılda biliyor musunuz?

Baktım yani 10 koyunun parasından çok daha fazla.

O paranın bir kısmıyla

Babama, kardeşlerime, akrabalarıma, amcama, yengeme bir sürü hediyeler aldım.

Ardından Horasan’a gittim.

Horasan’da Behçet Aktaş diye bir arkadaşım var.

Mahalle arkadaşım.

Behçet’i yanıma aldım dedim ki,

Haydi, hayvan pazarına gidelim.

Gittik hayvan pazarına 10 tane koyun aldık sonra

Köye gittik.

Tevafuk babam da duvarın dibine oturuyor,

Evin duvarının dibinde.

Biz böyle koyunları o tarafa sürünce babam bir anda görünce bizi ayağa kalktı.

Koyunları Behçet’in zannetti.

Çünkü köyümüzün dağında yayla var.

O yaylaya çeşitli sürüler gelirdi.

Zannetti ki, Behçet sürü getirmişti köye.

Babam Behçet’e,

‘Behçet Hayır mı yaylaya koyun mu getirdin?’ dedi.

Behçet,’Valla yok Seyfullah Amca ben Nurullah’a eşlik ettim. Bu koyunları Nurullah getirdi’ dedi.

Babam, ‘Nasıl yani?’ dedi.

Ardından, ‘Ne koyunu oğlum., bunlar ne?’ dedi.

Ben ise:

‘Bu 10 koyunu ahırdan götürmüştün ya satmak için ben de onları yeniden yerine getirdim’ deyince.

Babam ağladı,

Gözlerinden yaşlar gelmişti.

Kalkarak yanıma geldi, bana sarıldı ve

Dedi ki:
‘Oğlum bu çok güzel de biliyormusun?Seni okutmak için yüz tane koyunum olsaydı hepsini satmam gerekseydi ve hiçbiri bu köye dönmeseydi ben yine satardım. Ama sen ne güzel çocuksun ki 10 tane koyun getirdin ahıra oğlum’ dedi.

Dünyada iki nimet var benim en çok önemsediğim.

İman nimeti,

Allah benden ve kendisine olan imanımı, Müslümanlığımı,

Vahdaniyetine olan teslimiyetimi, tevhide olan gönül tutkumu almasın bir…

İkincisi de sağlığımı almasın. Dünyanın en büyük hazinesidir.

Bu ikisini benden almasın.

Parayla ilgili imtihanı da Allah’ın izniyle o zaman veririz.

 

Güzel Söz:

Bana eksiklerimi sorma hayat…

‘Babam’ derim,

Tamamlayamazsın..!

@Necdet_Basoglu

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necdet Başoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Aslı Gün - Necdet Bey yine mükemmel.. keşke şimdiki gençlerimiz de bu bilinçte olsa..

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 15 Ağustos 13:40

Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (532) 066 06 61
Reklam bilgi