Kurban eti ve merhamet

Dostlar, şükür Allah’a ki

Bir Kurban Bayramı’na daha ulaştık.

Allah, çoluk çocuklarımızla, sevdiklerimizle bayramı geçirmeyi nasip etsin.

Bu bayrama neden idrak ettiğimizi

Ve bu bayramın bize neden hediye edildiğinin idrakiyle

Kurban Bayramı’nı aslına uygun değerlendirelim.

Biz nasıl olsa

Et yiyoruz,

Ama yemeyen,

Et için bayramı bekleyenlerin varlığını unutmayalım.

Onların bayramına ortak olalım

Ki bizlerde katmerli bayram yaşayalım.

Ne dersiniz?

Güzel bir hikâye ile sizleri baş başa bırakıyorum.

Yazılarımı okuyarak bana katlanan,

Beni seven, sevmeyen tüm dostların Mübarek Kurban Bayramını Kutluyorum.

Allah kalan her gününüzü bayram coşkusu ve sevgisiyle yaşamayı nasip etsin.

 

İşte hikâyemiz

İki büklüm beli,

Elinde asası..

Yüzünde derin çizgiler..
Durup, arabaya aldım.
-Nereye gidiyorsun dede?
-Az ilerdeki kurban kesilen yere bırakır mısın oğlum?
- Ne yapacaksın orda dede?
- Belki biraz et verirler.

- Evin nerede?

- Zafer mahallesinde..
- E nasıl gideceksin uzak oralar..
- Biraz et bulalım da Allah kerim..
Kısa yol boyu bir kamyon dua etti.

Dedeyi bıraktıktan sonra aklıma takıldı.

Gideceğim yerdeki işimi alelacele halledip pazara geri döndüm.
Ethem dede pazarın sütunlarından birinin dibine koyduğu çuvala bir poşet koyup, boş başka bir poşetle elinde asa ağır aksak tekrar pazarı turluyor.
Öbek öbek insanlar karınca misali etleri kesip biçip tasnif ediyor.

İyiler çil çil leğenlerde..

Kemikliler ayrı bir yere yığılmış..

Kantarlar ortada belli ki işler sona yaklaşmış..

Birazdan ne var ne yok paylaşılacak..
Yanına yaklaştığı yerlerde kaçamak bir göz teması kuruyor Ethem dede ..
Bu çok kısa tedirgin "Bana verecek bir şeyiniz var mı?" sorusu…
Bu göz temasına çok yerde karşılık alamayıp, ürkek adımlarla çekilip bir diğerine gidiyor..
Bu naif sorunun cevabı hiç o çil çil etler olmadı kaç yere gittiyse..
Kimi göz ucuyla iç yağları işaret etti, bonkör olan bir ikisi bol kemikli birkaç parçayı..
Eliyle lütfedip veren olmadı…
En son yerde herkesten uzak sahipsiz olduğu belli olan bir işkembeyi cebinden çıkardığı çakı ile kabaca temizleyip poşete koydu..

Ben yarım saate yakın onu fark ettirmeden izledim.

Serde işgüzarlık var.

Bir iki yere "Şu amca yardıma bakınıyor galiba" dedim.
Pek kimse oralı olmadı.
Sana ne? Senin menfaatin ne türünden bakışlar attılar sadece..
Birkaç kare de fotoğraf çektim.
Bunun dışında hiç müdahil olmadım.
Onun ve çevresindekilerin yaşadığı sessiz diyaloğu, olup bitenleri bir mimik bile kaçırmadan gözlemeye çalıştım.
Epey sonra, dolaşmaktan yorgun olarak güz güneşine nazır bir kaldırıma oturunca yanına gidip oturdum.
- Ne yaptın dede?
Beni tanıdı.

Tekrar gördüğüne mi sevindi, haline mi hüzünlendi bilmem, ağlamaya başladı!

- Çok şükür toparladık bir şeyler dedi.
- Hadi o zaman seni evine bırakayım dedim.
Yol boyu bir tır daha dua etti.
Hikâyenin ana fikri ben ne iyi bir insanım değil...
Bu yaşadığımı paylaşıp paylaşmama konusunda da çok tereddüt ettim.
Ana fikir şu:

Bu bayram biz bol et yiyelim diye emredilmemiş!

Kurban kesme imkanı olanların büyük bir kısmı zaten normal zamanda da evine et alıp götürme imkanına sahip..
O dedeye parça kalıntı etleri göz ucuyla işaret edenlerin boğazından kendilerine ayırdıkları löp etler nasıl geçecek bilmiyorum.
İbadet şuuruyla kurbanlarını kesenler nizamî olarak emredildiği gibi üçe tasnif edecekler mi?
Hassas dijital tartı ile etleri aralarında paylaşanlar, aynı hassasiyetle ondan ihtiyaç sahiplerinin hakkını ayırmalı değil mi?

 

Güzel Söz:

Eğer paylaşmayı bilirseniz,

Ekmeği paylaşmak, ekmekten daha lezzetlidir.

Necip Fazıl Kısakürek

@Necdet_Basoglu


# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necdet Başoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket AK PARTİ'DEN AYRILAN İSİMLERİN YENİ BİR PARTİ KURMASINI DOĞRU BULUYOR MUSUNUZ?