Darbe Bitti... Artçı Sarsıntılar Sürüyor...

Son zamanlar günümün büyük bir bölümü mağdur insanların serzenişlerini dinlemekle geçiyor.

Üç gün nezarette kalan bir arkadaşım anlatıyor;

-“Tahliye olduğumdan beri uyuyamıyorum, tedirginim, polis arabası görünce kalbimin ritmi değişiyor, yerinden çıkacak gibi oluyor.”

Arkadaşım iftiraya uğradığı için üç gün gözaltına alındı.

Gerçek anlaşılınca serbest bırakıldı.

Düzce Tıp Fakültesi ikinci sınıfında okuyan kızı hayata küsmüş, adalete güvenmiyor ve okulu bitirince ailesi ile birlikte bu ülkeden gideceğini söylüyor.

Polisler evlerinde arama yaptığı için artık yalnız kalamıyor, anne babası ile aynı odada uyuyor. Eşi üç günlük gözaltı süresi içerisinde belki bir on yaş yaşlandı.

Söyledikleri tek şey;

-“Bizim suçumuz nedir? Neden böyle oldu?”

Eşi tutuklu genç bir bayan feryat ediyor;

-“Bizden ne istediniz, bizi mahvettiniz.”

Yüreğim yanıyor. Üzülüyorum, çaresizlikten ne bir şey diyebiliyor, ne de bir faydam dokunuyor.

-"Eşi tutuklanan, üzerine meslekten atılan ve mal varlıklarına tedbir konulan her eş tam bir cinnet hali içerisinde."

Suçluları cezalandırmak tabiî ki adaletin tecelli etmesi hepimizin beklentisi. Ne var ki arkada kalan aileleri görmezden gelmek benim yapabileceğim bir şey değil.

Bazen bu yaşananların rüya olmasını, uyanınca da bu olayların hiç yaşanmamış olmasını arzu ediyorum.

Mağdur olan arkadaşlarıma;

-“Bakın arkadaşlar, bu darbe neticesinde iki yüz elli ye yakın insanımız şehit düştü, gazi sayımız iki bin beş yüz kadar. Şimdi iki üç günlük gözaltında kalmaları çok abartmayalım, yargı mensupları nerede ise yarı kadro ile zor şartlarda çalışıyor. Onlara da hak vermek zorundayız.”

Bu sözüm mağdur olan hiç kimseyi teskin etmiyor.

Hissedilen duygu;

-"Akrep'in yavrusunu yemesi…" Gibi bir şey. Oyunu iktidardan yana kullandığını söyleyenlerin başına gelen hadiseler bunlar. Kimse kendisini güvende hissetmiyor.

Ak saçlı bir devlet büyüğümüze bu konuyu açtığımızda;

-“Olay daha çok sıcak, sabredip sonucunu bekleyelim. Bize de bu şikâyetler geliyor. Sürekli bir çözüm arayışı içerisindeyiz. Kurunun yanında yaşında yanmaması en büyük dileğimiz. Maalesef FETÖ Terör örgütünün böyle bir taktiği var. Mümkün olduğunca onlardan olmayanları ihbar edip, cezaevlerindeki tutuklu sayısını artırmak istiyorlar. Böylece Türkiye’de olumsuz bir kamuoyu oluşturup, mağdurlar üzerinden davaları sulandırma çalışması yapıyorlar. Emniyet ve yargı bu oyuna gelmemeli.”

Neler yapılabilir?

-“Darbe planlayıcılarının sayıları sınırlı üst akıl sahipleri olduklarını düşünüyorum. Biliyorum ki, askeri komuta zinciri içerisinde bu tür işlerde düşük rütbeli insanların fikirleri sorulmaz, hatta emirlere itaat etmeyecekleri hesabı hiç yapılmaz. Eğer üst birim emir komuta zinciri içerisinde darbe yapmaya karar vermiş ise, bir emirle alt birimlere talimat verilir, onlarda bu talimata uyar. Yani söylemek istediğim, halk ile karşı karşıya gelmemiş, silah kullanmamış düşük rütbeli personelin ivedi şekilde tahliye edilmesi gerektiğidir.”

Doğrudur;

-“Kanunsuz emir verilemez, verilse bile yerine getirilemez.” Bunu rütbeli askerlerin büyük bir bölümü bilir de hangi emrin nereye kadar kanuni, nereden sonra kanunsuz olduğunu kestiremez.”

En başından itibaren illerde kriz masaları kurulmalıydı. Gözaltı ve mahkûmiyet kararı verilenler için yakınlarına bilgi verecek bir müessesenin olmaması herkeste tedirginlik oluşturmuş, çok büyük mağduriyetler yaşanmıştır.

Suçsuzluğu kesin olan bir arkadaşım tam on üç gün nezarette kaldı, sonrasında adli kontrol ile serbest bırakıldı. Peki, onun özgürlüğünden alınan o on üç günün bir hesabı olmayacak mı? Ailesinin o süre içerisinde çektiklerini bir tek yaşayan ‘onlar’ bilir.

Belki darbeyi bertaraf ettik ama artçı sarsıntıları durduramıyoruz.

İnsanımız düzgün olup, adalete yardım etse, haksız ithamlardan kaçınsa, haksız yere kötü zanda bulunmanın günah olduğunu bilse, belki de bu süreyi daha az hasarla atlatabilirdik.

Maalesef darbe sonrasında iyi bir sınav veremedik.

Bu işin en tuhaf olan tarafı da;

-“Varlığı veya yokluğunda kimseye bir karı/zararı dokunamayacak bazı kimselerin, FETÖ terör örgütü okuluna çocuğunu yolladığı, gazetesini aldığı, kitaplarını okuduğu, bankalarını kullandığı, saf duygularla ibadet aşkı ile yardımda bulundu.” diye açığa alınması. Bu da adalete olan güveni sarsıyor, insanların yaşama sevincini öldürüyor.

Bu şekilde açığa alınan bir arkadaşım iki hafta içerisinde on dört kilo verdi.

Biz onu hiçbir şekilde teselli edemiyoruz. Varın diğerlerini siz düşünün.

Yine yazıyorum;

-“Geciken adalet, adalet değildir.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bayram Akyüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NetGaste editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NetGaste değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'nın En Başarılı Belediye Başkanı Kim?