İmam…

Cuma akşamı sevdiğimiz mesai arkadaşımız sevgili Yasin Ramazan Yalçın’ın düğününe davetliydik.

Davetiyede düğün başlama saati 19:00 yazdığı için mesai çıkışı eve değil de direk düğüne geçtik. Arkadaşımla gittiğimizde henüz düğün başlamamış kimse gelmemişti. Bir köşeye çekilip sohbet etmeye başladık.

Vakit ilerledikçe konuklarda gelmeye başladı. Ne var ki! Gelin ve damat ortalıkta yok. Aynı işyerinden birçok arkadaş buluşup, sohbeti koyulaştırıyoruz derken akşam ezanı okunuyor.

-"Hazır düğün başlamamış, müzik sesi de yok, kılalım namazımızı da rahat otururuz." diye anlaşıp Şaheser Düğün Salonunun alt katında bulunan mescidine iniyoruz.

Altı kişilik bir gurubuz ve birimiz hariç hepimiz abdestliyiz. Bir arkadaşımızı abdest alması için bekliyoruz, fakat bir sorunumuz var.

-“İmam kim olacak?"

Bir kişi hariç, hepimiz aynı kurumun personeliyiz ve kimse imam olmak istemiyor, gerekçe malum "imam" kelimesi.

Bir arkadaşım söz alıyor;

-“Ne hale geldik, kelimeleri bile kirlettiler. Hiç ağabeyim olmadı, büyüklerime ağabey demeyi çok seven biriydim. Adamlar öyle yaptılar ki, bu kelimeyi kullanmaktan imtina ediyorum.”

Tahribat çok büyük, her geçen gün hasarın boyutu daha fazla gün yüzüne çıkıyor, bazen ürperiyoruz.

Evet, insanımızda bir tedirginlik var. Nedenini bilmiyorum ama endişeli değilim.

Bu FETÖ yapılanması öyle bir şey ki, hiç bulaşmadım diyenin bile bir yerlerden bir bağlantısı olabiliyor.

-”Adamlar adeta soluduğumuz hava gibi onu teneffüs etmeyen yok denecek kadar az.”

Tekrar mevzuya giriyorum.

Herkese bu imamlık görevi teklif edildi. Başka bir arkadaşımıza;

-“Buyur sen imam ol.” denildiğinde adam cin çarpmışa döndü.

-“Ne diyorsunuz arkadaşlar? Hayatta olmaz. Benim bu davadan üç günde içeride yatmışlığım var.”

Gülüştük, kimse imamlık teklifini kabul etmeyince gözler benim üzerime çevrildi. Zora ki ileriye doğru iteklendim. Mecbur kalınca yerdeki siyah fesi kafama takıp, haddim olmadığını bilerek akşam namazını kıldırdım.

-“İmam ben olunca arkadaki cemaati siz düşünün.”

Tipime bakan zaten bu adam potansiyel FETÖ’cü olabilir der. Birde öne geçmiş namaz kıldırıyorum.

-“Alın size bu gurubun imamı.” Arkadan bir fotoğraf çek, ver medyaya, yap savcılığa da suç duyurusu, hadi bakalım gelip kurtarsınlar sizi.

Belki de bu yazdıklarım şaka gibi algılansa bile geldiğimiz durum bu şekilde.

Şimdi, “hoca, ağabey, abla, şakirt, himmet” gibi kelimeleri birçok arkadaşım şaka yollu bile kullanmaktan imtina ediyor. Hz. Mevlana’nın dediği gibi;

- “Köpeklerin dudakları değdi diye deniz kirlenmez."

FETÖ’ cüler bu kelimeleri kullanıyor diye, asırlardır kullanılan bu kelimelerden vazgeçecek halimiz yok.

HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ın Almanya’da bir gazeteye vermiş olduğu röportajda;

-“Biz PKK’yı terör örgütü olarak tanımlamıyoruz. Ancak, sivilleri hedef alan eylemlerini terör olarak nitelendiriyoruz.”

Bunun böyle olduğunu biz biliyoruz da bu hassas dönemde bu röportajı okuyan Şehit yakınları kendisini nasıl hissetsin?

Daha dün ikisi bizim ilimizde yirmi iki Şehidimiz toprağa verilirken, bu öfkeli kalabalık nasıl sakinleştirilsin?

Açık seçik söylüyorum!

-“Bizim askerimizde, polisimizde, sivilimizde aynı değerdedir. Herhangi biri diğerinden daha değersiz değildir. Hangi terör örgütü olursa olsun, bir saldırı eylemi gerçekleştiğinde, aynı şekilde yüreğimiz yanmaktadır. Milletin Meclisinde görev yapan özlük haklarını bu milletin ödediği Demirtaş’ın söylemi hayra alamet değildir. Milletin de, Devletimizin de sabrının bir sonu vardır. Birileri er ya da geç bu söylemlerin sahiplerine haddini bildirecektir.”

Öfkemiz büyümüş, kabına sığmaz bir hal almıştır. En son Başbakanımızın açıklamış olduğu:

-“On Dört bin PKK sempatizanı öğretmen yapılacak atamalarla yer değişimine tabi tutulacaktır.”

Bunu okuyan, duyan galeyana geliyor. Kimi bunlar için “Meslekten atın!” kimisi de “Neden FETÖ’cüler gibi hapse atılmıyor.” diye feryadı figan ediyor.

Bakın arkadaşlar! Devletimiz Kürt vatandaşlar ile PKK terör örgütü arasındaki bağı kopartmak için elinden gelen ne varsa yapıyor.

İki gün önce Başbakanımız Diyarbakır’da “Doğu ve Güneydoğu Yatırım Destek Hamlesi” kapsamı altında bu bölge illerine 10 Milyarlık yatırım yapılacağını duyurdu. Hep iyi niyetle Kürt halkının yanında olduğunu göstermektedir.

Daha öncede yazdım sıra Kürt halkında;

-“PKK’lılarla aralarına mesafe koyup, örgüt militanlarını kendi bölgelerine sokmamaları gerekiyor. On beş Temmuz gecesi bu halkın yaptığını artık onlarda yapmaya mecburlar.”

On dört bin öğretmenin meslekten çıkarılması, diğer meslek gurubunda olanlarında tespit edilip devletten atılmaları sanıldığı kadar kolay bir iş değildir.

Şu nazik süreç içerisinde bunları iyi niyetle isteyenler olabileceği gibi ülkemizi bir iç savaşa sürüklemek isteyenlerin de bir oyunu olabilir.

Türk Ordusu bugün DEAŞ, PYD ve PKK'ya karşı savaş halindedir. FETÖ' yü yazmıyorum.

İçinde bulunduğumuz kaotik ortamı daha fazla germeden, şu geçiş sürecini, yeniden yapılanmayı kazasız belasız aşmak zorundayız.

Allah korusun “Cepheleri fazlalaştırırsak, iç ve dış düşmanlar bunun fırsatını gözlemekte, en zayıf anımızda bir iç savaş çıkartmanın peşindeler.”

İtidalli olup, Devletimize güvenip biraz daha sabır göstermekten başka yapabileceğimiz bir şeyimiz yok.

Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar, yakınlarına sabırlar diliyorum.

Milletimizin bir kez daha başı sağ olsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bayram Akyüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NetGaste editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NetGaste değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'nın En Başarılı Belediye Başkanı Kim?