Vaziyeti idare ediyoruz!..

UNUTTUK , unutuyoruz, unutturmaya çalışıyorlar. Dilimiz, içinde Türkçe kelimelerin de bulunduğu melez bir dil haline geliyor. Farkında mısınız?.. Artık, şehirlerin değil köylerin girişine bile ‘wellcome’ yazılır oldu. Çıkışta da ‘Goodbye’ uğurlamasıyla karşılaşıyoruz. Sunucuya ‘spiker’ , gösteri adamına ‘show men’ , radyo sunucusuna da ‘disk jokey’ adını veriyoruz. Onlar da halkın karşısına çıkıp, Türkçe katliamına yardımcı oluyor: Özlem ve hasret yerine ‘nostalji’ den bahsediyorlar. Şekil ve biçimin adına ‘format’ diyorlar. Sanatçılarımızı ‘yıldız’ yerine ‘star’ diye sunuyorlar. Meslek pirlerini halkın karşısına ‘duayen’ anonsu ile davet ediyorlar. Büyük kelimesini unutmuş ‘mega’ diyorlar. Küçük yerine ‘mikro’ yu kullanmayı tercih ediyorlar. Muhafız ya da bekçi dememek için ‘bodyguard’ kelimesini bulmuşlar. Genellikle de ‘medya plaza’ lardan yayın yapıyorlar! *** Artık itibar kalmadı ‘prestij’ var. Yol üstü lokantalar yok olup gitti. Onların yerine ‘fast food’ lar geldi. Aileler, hafta sonları mesire ya da kır gezintisine gitmiyor. Mangal yakıp, ‘picnic’ yapıyor. Herkes, buzlanmayan değil,‘no frost’ dolap peşinde koşuyor. Bizim iş hanlarımızın yerine ‘plaza’ lar yükseliyor. Dağ başında kurulu, tek bir turistin uğramadığı mekanlarda çıkış yerine ‘exit’ tabelaları göze çarpıyor. Türkiye, Türkçe' siz de idare ediyor! *** Dükkânın adı ‘store’ oldu. Bakkal yerine ‘market’e gidiyoruz. Alışverişlerimizde de torba değil ‘poşet’ kullanıyoruz. Yorulduğumuzda‘cafe’ lerde oturuyoruz.Yemek yemek için‘fast food’ lara uğruyoruz.Yemek çeşitlerine bakmak için‘mönü’yü istiyoruz. Ardından elimizi cebimize atıp,‘adisyon’ u ödüyoruz. Arabamızla eve dönerken de ‘hava yastığına’ değil, ‘air-bag’ e bakıp, kendimizi güvende hissediyoruz. *** Modaya uyacağız ya... İki katlı evimize ‘dubleks’ demek zorundayız. Üç kattan bahsederken anlaşılamayacağımızı düşünüyor olmalıyız ki, ‘tripleks’ kelimesini kullanıyoruz. Merkezlerde değil‘center’ larda geziyoruz. ‘Son’ landırmıyor, ‘final’ yapıyoruz. Artık, sevimliye ‘sempatik’ , sevimsize de‘antipatik’ diyoruz. Böyle davrandığımızda da itibar ya da saygınlığımızın, ‘pardon prestijimizin’ artacağını düşünüyoruz. *** Türkçe ile yabancı kelimeler birbirine girmiş durumda. Hangisi Türkçe, hangisi yabancı ya da uydurukça belli değil. ‘Ef onaltı’ diyoruz. Oysa, Türkçe' de ‘ef’ diye okunan bir harf yok. ‘F’ harfi var. Olsun, ne fark eder! İngilizce ‘ef’ deyip, arkasına da ‘onaltı’ kelimesini ekliyoruz. İngilizce-Türkçe karışımı bir uçak markası imal ediyoruz. Allahtan ‘Ef sixteen’ demiyoruz! Oradan buradan çalıp çırptığımız kelimeleri de genellikle yanlış kullanıyoruz. Çünkü bu ülkede ‘cehalet’ in adı ‘entellik’ olmuş. Lafa gelince büyük büyük sözler edip, toprağımızı korumak için canımızı vereceğimizi söylüyoruz. Türkçemizin çalındığından ve yok olduğundan ise, hiç birimizin haberi yok. Türkiye Cumhuriyeti topraklarında Türkçe' siz yaşayıp, vaziyeti idare ediyoruz!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamdi Yuluğ - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NetGaste editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NetGaste değil haberi geçen ajanstır.

02

Remzi Çağlayan - Yüreğinize kaleminize sağlık. Bu yazının altına bende imzamı atıyorum. Tespitleriniz çok doğru ve yerinde sayın Yuluğ. Dilimize ve değerlerimize sahip çıkmazsak yok oluruz. Bu yabancı dil özentisinden en kısa sürede sıyrılmamız gerek. Devletimiz işyerlerine yabancı isim konmasını yasaklayarak bir adım atmalı.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 14 Eylül 04:03


Anket Sizce Sakarya'nın En Başarılı Belediye Başkanı Kim?