Sabrın Sonu Selamet Değil!

Sabrın sonu selamet derler ya,

işte o öyle değil…

Sabrın sonu yok çünkü…

Selamete falan da kavuşmaz genelde…

İnsan ilişkilerinde sabrettiğin sürece, aman kimse üzülmesin, kimsenin kalbi kırılmasın, yanlış anlaşılmasın, aman kötü olunmasın, aman tadımız kaçmasın, mantığıyla sabrettiğin her gözüne batan durum, her şey ama her şey üzerine yükten başka bir şey olmadığı gibi, sonu selamete de ermiyor…

Sabrederken geçen zaman giden ömründen oluyor da geriye dönük telafi edilemez ve kapanmaz yaralar bırakıyor insana sadece…

Asıl sabrettikçe selametten başka her şey geliyor da bi tek selamet gelmiyor…

Sabır kelimesini yaşadığımız acı verici, olumsuz olaylar karşısında gösterdiğimiz tahammül, dayanma ve katlanma becerisi olarak görsek de neye niçin sabrettiğimiz en önemli kısım belki de…

Ölüme- hastalığa, kazaya-belaya, afete-acıya…. yani bizim kontrolümüzün tamamen dışında, ilahi olandan gelene diye düşündüğümüz çoğu duruma sabır göstermek başka bir şeydir. Sabredilecek durumlar vardır illaki…Beklenmedik hadiseler karşısında mutedil davranmak, metanetli olmak ayrı bir şeydir.

Takdir-i İlahi deriz, yapacak hiçbir şey yoktur, bir çıkış kapısı bulamayız. Buradaki sabır, iç dünyamızda boğulmadan yaşayabilmemizi sağlayan menfeze gibidir, olanı kabul için içsel ferahlık sağlar.

Biliriz ki geçecek…

Sabrın Sonu Selamet Değil!
Fakat gözümüzün içine baka baka yapılan kötülüğe, yenen hakka, hatta zulme, suistimal edilen her iyi niyete, üzerimize bindirilen her yüke, her güzel duygunun katledilmesine, bizi ezen, değersizleştiren, küçülten, kendimize olan saygımızı yok eden, yani BEŞERden gelen durumlara gösterdiğimiz sabır asla selamet değildir.

Bu durumda sabretmek bizi derviş değil çoğunlukla deli yapar…

Bir günümüz bile çok değerliyken, sabrederken geçen o huzursuz günler, aylar, yıllar bizi biz olmaktan tamamen çıkartır, hayatımızı bloke eder ve elimizde koca bir hiç kalır.

Bu da geçer, o da geçer, öbürü de geçer, gelir-geçer derken çoğu da insanı ezer geçer.

Geçerken delip de geçer…

Selamet diye beklerken, sabır bir gün içimizde patlar…

“Sabrın sonu hiç de selamet değil” demiş, Shakespeare Fırtına isimli oyununda…

Sabırla gelecek mükafata olan inanç o kadar derin yerleşmiş ki, bi umut çektiğimiz çileden medet umuyoruz.

Aslında içsel olarak çoğumuz farkındayız sabır dediğimiz şeyin hiçbir şeye yaramadığını…

Yılar geçtikçe örneklerini daha çok görüyoruz üstelik,

sabrederken çürüyüp giden ömürleri..

İnsan ömrü uzunmuş gibi görünse de çok kısa olduğunu yaş ilerledikçe daha iyi anlıyoruz.

Bir ak gün gün göremeden gitti” denir bazı insanlar bu dünyadan uğurlanırken…

Neden???

Çünkü ömrü hep zorlanarak geçmiştir, bekli de hep sabretmiştir…

İmtihan dünyası” deriz geçeriz bizde…

Kısacık ömürde ne çok sabır biriktiriyoruz aslında…

Sabrın Sonu Selamet Değil!

***

Net bir şey var ki tahammül ettikçe, sabrın sonu felaket oluyor…

Yetişkin insan davranışlarında olumsuz bir duruma sabır göstermek çok tehlikeli…

Düzelir, iyileşir, büyür, gelişir, güzelleşir, olgunlaşır diye sabretmek asla asla iyilik getirmiyor. Tam aksine yakın çevresinin tahammül ettiğini ve sabrettiğini fark ettiğinde daha da yüzsüzleşip arsızlaşıyor. Kötücül insanların “ ya ben kendime biraz çeki düzen vereyim, benim birilerine zararım olabilir mi, bu davranışım başkasını rahatsız eder mi, onun hakkına girer miyim ” diye iyileşmeye çalıştıklarını görmezsiniz. Yanında yönünde sabreden insanların varlığı, onu daha da şımartır, sınırınızı her geçen gün daha da zorlar. Sen sabrettikçe o yüzsüzleşir…

Yani her sabrın sonu selamet değil, çoğu zaman da felakettir…

Selametle…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nermin Elmas - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler NetGaste editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NetGaste değil haberi geçen ajanstır.

10

Şükrü Mercimek - Kahve içimi tadında enfes bir yazı, yüreğinize gönlünüze sağlık. Teşekkür ederim.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 18 Nisan 08:02
07

Betül Yılmaztürk - Yaptığı iyiliğin karşılığını bekleyen Tefecidir: Hz. Ali

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Nisan 12:22
06

Lütfi Çiftçi - Keşke hiç sınanmasak, sabra maruz kalmasak. Güllük gülüstanlık olsak. Ama olmuyor. Mükafat için çalışmak, sınanmak, sabretmek gerekli.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Nisan 12:21
05

Arif Hoca - Mülk Suresi 2. Ayet:

O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır. 3. O ki, birbiri ile âhenktar yedi göğü yaratmıştır. Rahmân olan Allah'ın yaratışında hiçbir uygunsuzluk göremezsin.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Nisan 12:20
04

Terzi Şefket - Sayın yazar size katılmıyorum. Kur'an-ı kerim'de 'İnnellahe megassabirin' (allah Sabredenlerle beraberdir' ayeti sizce neyi anlatıyor? Ve yine Ayet'i hatırlamıyorum. Bir Ayet'te de (Allah sabredenlerle beraberdir) yazar. Lütfen inceleyelim. Araştıralım. Sonuçta burası Dün-ya.... Cennet değil, Son bir şey.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Nisan 12:20
03

Kübra - Elbette Sabır, acı bir ilaçtır. Ama sonu şifadır Bunu bilmeyen, farklı yorumlar.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Nisan 12:17
02

Serdar Yığılca - Kesinlikle selamet. 'Sabreden derviş muradına ermiş' boşa denmemiştir.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Nisan 12:15