Atatürk

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili çok şey söylendi,

Yazıldı.

Son günlerde,

Atatürk yine ülke gündeminde.

Tarihçiler Atatürk’ün bilinmeyen yönlerini katıldıkları TV programlarında dile getiriyorlar.

Benim de ilgimi çeken bu konuları sizlerle paylaşmak istedim.

Atatürk ile ilgili birçok yazıyı kaleme alan ben,

Bu yönünü de almasam olmazdı diye düşünüyorum.

 

Buyurun,

Ayrıntılara..

 

Yavuz Bülent Bakiler,

Geçmişte katıldığı Habertürk’deki bir programda,

Atatürk’ü anlatıyor.

Bakın ne diyor?

 

Atatürk, Kur’an-ı Kerim’i neden Türkçe’ye çevirdi biliyorlar mı?

Kazım Karabekir ile Atatürk arasında geçen bir konuşma var.

Lütfen,

O konuşmada Atatürk’ün Kazım Karabekir’e ne söylediğini araştırsın öyle konuşsunlar.

Ben bu konuya girmek istemiyorum.

Çünkü

Bir takım kimseler hop oturup kalkarlar.

Tenkide tahammülümüz yok bizim.

Israr ederseniz,

Bunu söyleyebilirim.

...

Diyor ki Atatürk:

Karabekir, Kur’an-ı Kerim’i Türkçe’ye çevirttim. Millet okusun.

Ve o Arap Oğlu (Hz. Muhammed s.a.v.)’den bahsediyor.

Ne yaveler yediğini görsün” diyor.

Atatürk bu konuda:

Muhammed 40 yaşına geldiğinde vatandaşlarının kendinin bulduğu ve doğru olduğuna inandığı yeni bir dine davet etti. Buna İslam denir. 

Kur’an ve Vahiy, Muhammed’in koyduğu esasların toplu olduğu esaslara Kur’an-ı Kerim denir” diyor.

Bakiler,

Habertürk TV’deki yayında

Elindeki Tarih kitabını göstererek:

1950 yılına kadar bu kitap liselere kadar tüm okullarda okutulmuş tarih kitabıdır ve bu kitap Devlet matbaasında basılmıştır.

Burada Kur’an-ı Kerim’in Allah’ın kelamı olmadığı, 

Doğrudan doğruya Hz. Muhammed’in uydurmalarından olduğuna dikkat çekti...”

Spiker:

Hocam bunlar çok ağır ithamlar” demiş olsa da,

Bakiler;

Neden ağır olsun.

Bu devletin yayınladığı Resmi Tarih Kitabında kayıtlıdır.

Biz yeni öğreniyoruz sadece.” diyerek uzun süren programda çok konuşulacak bir süreci başlatmış oldu. 

 

Aradan birkaç yıl geçti.

Bu defa 

Benim de sevdiğim,

Değer verdiğim

Tarihçi Prof. Dr. Murat Bardakçı,

Başka tarihçilerin de bulunduğu,

Habertürk’teki bir programda, 

Yine benzer ifadeler ile Atatürk hakkında bilinmeyenleri kamuoyu ile paylaşıyor.

Çok ciddi tepkiler almasına rağmen,

Bardakçı

Ben Tarihçiyim,

Doğru ve gerçekleri söylemekten neden geri durayım diyerek,

Bilmediğimiz,

İlk kez duyacağımız tarihi gerçekleri kamuoyu önünde canlı yayında paylaştı.

 

 

Ne demişti Bardakçı,

Şimdi onu sizlerle paylaşacağım.

 

Atatürk’ün, ‘Gökten inen kitaplar’ söyleminde kast ettiği,

Kuran’ı-Kerim ve diğer kitaplardır. 

Bunu niye saklıyoruz Allah aşkına,

Kıvırmayalım.

Dünyaca bilinmelidir ki,

Bizim Devlet yönetimindeki ana programımız,

Cumhuriyet Halk Partisi programıdır.

Fakat bu prensipleri,

Gökten indiği sanılan kitaplarla asla bir tutmamalıdır.

Biz ilhamlarımızı,

Gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz” diyor.

Programdaki diğer tarihçiler,

Araya girmek istese de,

Bardakçı:

Hocam yapmayın, Kur’an-ı Kerim’e hurafe diyor” diyerek noktayı koyuyor.

Başka yayınlanan tarih kitaplarında çok daha ağır ifadeler yer almaktadır.

Aradan 70-80 yıl geçmiş.

Allah aşkına daha neyi saklıyoruz?

Birileri bu sözleri aleyhte kullanacak,

Çarpıtacak diye, 

Öyle demek istemiyor, böyle demek istiyor’ diyerek 

Bilimselden uzaklaşmayalım.

Bunlar Din’i reddiyedir.

Atatürk devamında:

İkra-Bismi Rabbi safsatasını tutmuş Araplar, uygar dünyada, bilhassa Türk zengin uygar bölgelerinde, bu ilkel ve cahiliyet devriminin simgesi ilkeye dayanarak yapmadıkları tahrifat kalmamıştır. 

Bu zihniyetle hareket edenler, İslam’dan önce evrensel Türk uygarlığının bütün belgelerini imha etmekte engel görmediler.

(Niçin yazıyor bunları? Tarih Kurumuna yazıyor)

Yazacağınız İslam Tarihinin de bu doğrultuda toplayabileceğiniz belgelere dayalı açıklanması önemlidir” diyor.

...

Bardakçı,

Yanındaki diğer tarihçilere yönelerek,

Yahu kardeşim neden anlamıyorsunuz?

Atatürk, ‘Dini, sulanmış hafızların Dini’ diyor.

Bunu neden saklıyoruz yahu?

Ne olur kıvırmayalım artık.

Yani senelerdir Türkiye’de bu yapılıyor.

Senelerdir TBMM’deki o açılış konuşmasıyla,

Medeni bilgiler kitabındaki,

Afet Hanım’ın el yazısı ile yayınladığı kitabın metinleri,

Ateist metinlerdir. 

Diğer tarihçiler araya girerek,

Atatürk’ü inanmayan bir adam konumuna sokmak doğru değildir” diyerek Bardakçı’ya itiraz etse de,

Başka bir tarihçi:

Dindar halk, Atatürk’ü böyle tanırsa, O’ndan uzaklaşır diye bunların paylaşılmasını istemiyor” diyor.

Bardakçı,

“Ama olmaz ki..

O metinler açıkça Din’e Reddiyedir...!

Açıkça her şeyi söylemek lazım.

Hiç kıvırmayalım.

Tarih profesörüsünüz. Yapmayın lütfen.

Bu Atatürk düşmanlığıymış.

Yani Adamcağızın kendi yazdıklarını okumak düşmanlık oluyor.

Yani kendi kendine düşmanlık oluyor.

Ne diyeyim bilemiyorum.

Atatürk’ün yazdıklarını okumak Atatürk düşmanlığı mı oluyor?

Dar çerçevede bakmayın.

Kraldan fazla kralcı olmayın.

Açıkça yazmıştır.

Bana,’Nasıl okursun sen bunları?’ diyorlar.

Yaptığınız ayıptır. Ayıp..!

Adamcağız, bilime dair rasyonel bir düşünce getirmeye çalıştığını ifade ediyor.

Siz, ‘Hayır’ diyorsunuz.

Ayıptır, hiç yakışmıyor. Hele de bu devirde.

...

Bardakçı,

Yine başka bir programda Habertürk’te Fatih Altaylı’ya konuk oluyor,

Hatta son kitap;

Atatürk’ün mutfağı” isimli kitabının tanıtımı da yapılarak,

Açıklamalarına devam ediyor.

Bugüne kadar hiç belgesiz konuşmadım.

Bu konuda en fazla mücadele eden de benim.

1931’de çok güzel bir adet belirdi.

Adı:’Nöbet defteri’

Bu defter Atatürk’ün albay rütbesindeki yaverleri tarafından tutulurdu. 

Yaverler,

Cumhurbaşkanı Atatürk’ün,

Sabah kaçta kalktığını, nereye gittiğini, kiminle görüştüğünü, misafirleri kimlerdi, Akşam ne zaman yemek yedi ve saat kaçta yattı? 

Hepsi yazılı.

Bu sistem hala günümüzde de devam ediyor.

Bu bir Osmanlı geleneğidir.

Atatürk’ün nöbet defteri 1955 yılında İnkılap Tarihi Enstitüsü tarafından yayınlandı. 

Bunu Ankara Üniversitesi 3 yıl önce tekrar yayınladı ve 150 adet bastı.

Bir iki örnek vermek gerekirse;

Atatürk Mersin’de,

20 Şubat 1935. Atatürk saat:11.00’de uyandı. 

7 Aralık 1936 Atatürk saat 19.30’da uyandı.

Atatürk akşam 17.00’de uyandığı vakit, gece 02.00’de yatmış.

Kimi zaman da 05.00’te yatmış.

Belli ki Atatürk geceleri çalışıyordu. 

O nedenle geç kalkıp, geç yatıyordu. 

Elçi kabul edeceğinde,

Hükumet toplanacağı,

Seyahat yapacağı zaman Atatürk erken saatlerde kalkardı.

Bunları yazmakla, söylemekle Atatürk’e hakaret mi etmiş oluyorum.

Allah aşkına

Adam gece çalışıyordu.

Ne var bunda?

Tüm bu resmi kayıtlı defterler,

Cumhurbaşkanlığı arşivindedir.

Çankaya bekar eviydi dedim. Evet dedim.

Çünkü Atatürk bekar idi.

Atatürk 1938 yılında yatakta.

Mutfağa 875 adet kavun alınmış.

Bunlardan hareketle bunları dile getirdim.

Geç kalkıyordu diyerek,

Gece geç saatlere kadar çalıştığını dile getirmeye çalıştım.

Bunun nesi hakaret?

Allah aşkına!

Atatürk tüm mutfak masrafını cebinden harcıyordu.

Devlet hazinesinden değil.

Kitabı okumadan herkes kafadan konuşuyor.

Atatürk yiyecek, içecek ve özel kalemin masraflarını cebinden karşılıyordu. 

Tüm bunlar kayıt altındadır.

Ve bu Osmanlı geleneğidir.

Unutmayın Atatürk Osmanlı Paşasıdır.

Cumhuriyetin Paşası değil.

Atatürk döneminde de bugün de

Tüm masraflar ve yapılanlar kayıt altındadır.

Diğer Cumhurbaşkanı,

Cemal Gürsel,

Fahri Korutürk,

Cevdet Sunay’ın kayıtlarını da gördüm.

Onlar da kayıt altına almışlardır her şeyi.

Sabiha hanım, Afet hanım sinemaya gitmişler,

10 Kuruş’a fıstık almışlar,

O bile yazılmış.

(Atatürk’ün parasıyla)

Mecburlar yazmaya,

Para nereye gitti? Denilirse bunu nasıl izah ederlerdi sonra...

...

 

Son olarak,

Eski Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek,

Merhum Yavuz Bahadıroğlu ile katıldığı bir programda da,

Fikirlerini paylaşırken,

Zeybek yaptığı açıklamada;

Diyelim ki Atatürk Din’e inanmıyordu. Bunu ispat etmenin kime ne faydası var?

İnsanlar Atatürk’ün, Kur’ana, İslam’a ve Hz. Muhammed’e inanmadığını öğrenirlerse bu İslam’a hizmet midir?” diyor.

Yavuz Bahadıroğlu ise:

İnanıp inanmaması da beni zerre kadar ilgilendirmiyor. Bu insanın imanını sorgulamak değil.Eğer kişi devletin tepesinde oturuyor kendi din algısını bir takım materyaller kullanarak Müslüman topluma yaymaya çalışıyorsa orada itirazım vardır. Kendi inancını sorgulamak değil, inancını Yüzde 90 Müslüman olan bir toplumun çocuklarının beynine ekmek noktasına itirazım vardır.

İki dudağının arasından çıkanın kanun sayıldığı bir dönemde kendi talimatınızla o düşüncelerinizi din algınızı ders kitaplarına emziriyorsanız Allah’u Ekber’e, La ilahe illallah Muhammed-en Resullullah’a itirazsız inanan bir toplumun çocuklarına dayatıyorsanız, o zaman işte onu tartışmak lazım” diyor..

Hasılı 

Bu konuda çok farklı söylemler,

Konuşmalar yapıldı.

Yapılacak da.

Benim bu konuda söyleyeceğim tek şey,

Kimsenin inancı, 

Dindarlığı beni, bizi ilgilendirmiyor.

Bana namazını, orucunu, ibadetini kimse satmasın.

Bana insanlık,

Adamlık lazım.

Programlar var.

Evet dostlar.

Kimse kimsenin inancına göre yargılanmamalı.

Bizi birbirimize bağlayan tek unsur.

İnsanlığımız.

Bu nedenle ,

Birkaç aydan buyana birçok  defa izlediğim,

Bu hususu,

Sizlerle,

İzlemeyen,

Okumayan,
Duymayanlarla paylaşmak istedim.

Yazı uzun oldu.

Biliyorum.

Ama kırpa kırpa anca bu kadar toparlayabildim.

Bir sürçülisan ettim ise affola.

Selam ve saygılarımla.

Güzel söz:

Dindarlığını Allah'a göster,

Bana insanlığın lazım

Mustafa İslamoğlu

 

  Sakarya’nın son dakika haberlerini NetGaste’den takip edin

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necdet Başoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler NetGaste editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NetGaste değil haberi geçen ajanstır.

02

Cemil - Kesinlikle öyle. İbadet Allah için yapılır. Hesabı da Allah’a verilir. Biz insanlıkla ilgilenelim

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 29 Kasım 10:29
01

Arnavut Sabri - Kutlarım. Tebrikler güzel bir yazı olmuş

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 29 Kasım 10:28