TÜED Başkanlar Kurulu Sonuç Bildirgesi açıklandı

Türkiye Emekliler Derneği Adapazarı Şube Başkanı Orhan Büyü, TÜED başkanlar kurulu sonuç bildirgesini açıklayarak, başta intibak sorunu olmak üzere emeklinin çözüm bekleyen sorunlarını sıraladı.

Büyütmek için resme tıklayın

Önceki iki  yazımızda; ülkemizin acil sorunlarına değinmiş ve “Sistem, Ehliyet ve liyakate dayalı çalışma düzeni, Bağımsız ve adil yargı, İsraf ve lüksün önüne geçilmesi, Yolsuzluğun önlenmesi,  Din-İslam’ın tartışılır olmaktan çıkarılması, Diyanet’in muhtar olması, Gerçek Tarihin yazılması, Mültecilerin geri gönderilmesi, Yabancılara toprak satışının durdurulması, Tarım ve ziraat arazilerimiz, İdam yasası, Aile ve İstanbul sözleşmesi, Ayrıştırıcı siyaset, Eğitim, Kültür erozyonu ve kimlik kırılması, Dil erozyonu, Siyasi partiler ve seçim kanunu, İşsizlik, Teröre karşı ortak tavır, Milli varlıkların satılmasına son verilmesi ve Deprem tedbirleri” üzerinde durmuştuk. .Acil çözülmesi gereken diğer sorunlarımıza devam edelim:

                 *AHLAK EROZYONU: Büyük bir ahlak erozyonu ile karşı karşıya olduğumuzu herkes söyleyip, kabul etmektedir. Utanma, ar, namus, haya, edep, giyim, kuşam ahlakı, tesettür ahlakı, helal, haram, kul hakkı, saygı, hürmet, sevgi, fazilet, onur, merhamet, empati, komşuluk, yardımlaşma, dayanışma, bölüşme, birbirinin hak ve özgürlüklerine riayet etme, ÇEVREYİ, BİTKİ VE HAYVANLARI KORUMA, SEVME, adalet, kimseyi rahatsız etmeme ve benzeri tüm ahlaki kıriterlerin  giderek zayıfladığını, kapitalizmin, dünyevileşmenin, menfaatin, haz ve tat, keyif almanın esiri olmaya doğru hızla yol aldığımızı hep beraber görüyoruz.

          Eğitim sistemimizden, ilk mektepten yüksek öğrenime kadar, camilerimizden, yazılı ve görsel basınımıza kadar her alanda, bir ahlak eğitimine girmeli, bu alanda seferberlik ilan etmeliyiz.

          *ASKERLİK VE BEDELLİ: Askerlik bir vatan borcu olup, herkesin bu ocaktan, bu eğitimden geçmesi, her insanımızın her an savaşa, seferberliğe hazır bir silah eğitimi alması mutlaka sağlanmalı, bu da bir ay değil, TSK’nin siyasi etkiden uzak karar vereceği bir süre olmalı, bu süre de, bu eğitimi kamil manada tamamlayacak bir makul sürenin altına düşmemelidir. Bu temel eğitimi aldıktan sonra bedelli gündeme gelmeli, bu süreden sonra isteyenler bedelli askerliği tercih edip, geri kalan süreyi bedelini ödeyerek tamamlamalıdır.

          *HAC DA KURA SİSTEMİ: Hayatın her alanında  “sıra” geçerli iken, sadece Hac da “kura” sistemi uygulanmaktadır. Kura bir “şans oyunu” olup, İslam da hükmü bellidir. Ayrıca kuranın, adil, adaletli, eşitlikçi ve adaletli bir uygulama olmadığı aşikardır. Daha da önemli bir husus ise, kura sistemi ile bir “zaman ve mali pilanlama” yapma imkanı yoktur. Zira, ne zaman çıkacağı belli değildir. Yazıldığınız ilk yıl çıkacağı gibi, 2-3-5-7-10-14 sene sonrada çıkabilir. Adil ve doğru olan, hayatın her alanında uygulanan  “sıra” sistemidir.

          *İMAR AFLARI: Uzun yıllardan beri imar afları çıkmakta, böylece, yasal ve helal olmayan yapılaşmalara, haksız para kazanmalara meşruiyet kazandırılmakta, işini doğru ve dürüst, adalete ve yasalara uygun yapanlar cezalandırıldığı gibi, çarpık şehirleşme, depreme dayanıksız binalar ve dolayısıyla çarpık bir hayata zemin hazırlanmakta, milletin paraları belli bir kesime peşkeş çekilmekte, tüm yerleşimlerimiz çevreyle, tabiatla, tabiilikle uyumsuz, beton yığınlarına dönüşmekte, ziraat arazilerimiz, ormanlarımız, kıyılarımız, göl, deniz ve derelerimiz hızla tüketilmekte, kirletilmektedir. Yanlış hangi alanda olursa olsun affa tabi olamaz, af kavramı, yasa dışılığı, haramı ve zararlı olan hiçbir şeyi kapsayamaz. Artık imar  aflarına son verilmeli, imarda yanlışın önüne geçilmeli, imar affına zemin hazırlayacak yanlışlar yapılmamalı, imar yasaları tavizsiz uygulanmalı, imar afları da  gözden geçirilmelidir.

          *MAHKUMLARA AF: Sık sık gündeme gelen bir konu da suçun ve dolayısıyla suç işleyenlerin affedilmesidir. Devlet, şahısların şahıslara karşı işlediği suçları ve suçluları affedemez, böyle bir yetkiye sahip olamaz. Burada af yetkisi mağdurun ve yakınlarınındır. Onlara sorulmalı, af, diyet ya da ceza gibi tercihler onlara, onların iradesine bırakılmalıdır.  Devlet ise, devlete karşı işlenen suçlarda af yetkisine sahiptir ki, bu da çok hassas olarak ele alınmalı, caydırıcılığı ortadan kaldıracak bir sonuca getirilmemelidir. Bu konuda toplumsal uzlaşma ile ivedi yasal altyapı oluşturulmalı, suçu teşvik eden, suçsuzu cezalandıran, yürekleri yaralayan, vicdanlarda yer bulmayan aflara son verilmelidir.

          *ÇEVRENİN KORUNMASI: Hayat kaynağımız, yaşamımızın temel şartı çevremizi korumak en başta devletin ve fert fert herkesindir. Çevreyi oluşturan  insanlar ve canlılar alemi olarak muhtaç olduğumuz TOPRAK, HAVA, SU, BİTKİLER VE HAYVANLARI gözümüz gibi korumalı, onların bize ihtiyacı olmadığını, bizim ise bir tekinin bile olmamasında hayatımızın sona ereceği bilincinde olmalı, giderek tahrip olan, tükenen, bilinçsiz, aç gözlü ve hoyratça kullandığımız toprak, hava, su , bitkiler ve hayvanları korumalı, korumak için her türlü tedbiri, daha FAZLA GEÇ KALMADAN ALMALIYIZ.

          *TEMİZLİK: Başta Sakarya’mız olmak üzere, tüm ülkede “kirleterek temizlik” yapıyoruz. Esas olması gereken “kirletmemektir.” Kirleterek temizlik olmaz, sonuç alınmaz ve alınamıyor. Onun için, öncelikle kirletmemeyi esas almalı, bu konuda topyekün eğitim, uyarı/ikaz, takip, murakabe ve müeyyide üzerinde durulmalıdır. Şehirde yaşamanın bir bedeli, kuralı, şartı vardır ve her isteyen elindeki çöpü yola, caddeye, sokağa, parka, dereye, göle, denize, ormana atamaz, atmamalı, atanın canı yanmalıdır. Hususen Sakarya’da, temizliğe hiç riayet edilmemekte, kent yaşayanlarının kahir ekseriyeti elinde ne varsa fütursuzca sokağa, yeşil alan ve derelere atabilmekte, bu nedenle de şehrin temizliği mümkün olmamakta, diğer kentlerimize göre daha kirli bir durum arzetmektedir. İNSAN OLAN VE HELE HELE MÜSLÜMAN OLAN, ELİNDEKİ EN KÜÇÜK BİR ATIĞI BİLE, ÇÖP KUTUSUNDAN BAŞKA BİR YERE ATAMAZ, ATMAMALIDIR. MUTLAKA EĞİTİM, UYARI, TAKİP VE CEZA ETKİN BİR ŞEKİLDE UYGULANMALIDIR.

          *ÇÖPLERİN TOPLANMASI: Bu sorunu çözmüş ve aynı zamanda zengin olan  ülkeler, çöpü kaynağından toplamakta, haftada bir veya iki defa çöpleri almaktadır. Biz ne kadar zenginiz ki, her gün çöp almakta, çevre ve görüntü kirliliği oluşturacak şekilde cadde ve sokaklardan toplamaktayız. Bizim böyle bir zenginliğimiz, lüksümüz ve israfımız olamaz, belediyelerin yani milletin bütçesi bunu kaldıramaz. Kaldırsa bile israftır. Onun için, kaynağından  haftada bir veya iki defa alınmalı, bu büyük israf ve yüke son verilmelidir. SOKAK VE CADDELERDE TEK BİR ÇÖP VE ÇÖP KONTEYNİ OLMAMALI, HERKES EVİNDE, APARTMANINDA, SİTESİNDE, apartman ve site içinde bir yerde çöpünü muhafaza etmeli, haftada bir veya iki gün, kendi kapalı kovası ile evin önüne çıkarmalı, belediyeler de almalıdır.

          *ÇÖPLERİN AYRIŞTIRILMASI VE ATIKLARIN GERİ KAZANIMI: Geri kazanılabilir binlerce ton atık, kaynağında ayrıştırılmadığı için çöpe gitmekte, büyük bir israf yaşanmaktadır. Çöpler/katı atıklar kaynağında ( evde, işyerlerinde, kurumlarda, fabrikalarda ve her yerde) ayrıştırılmalı ve çöpler hafta da bir veya iki defa toplanırken toplanmalı, ayrıştırma mecburi hale getirilmeli, bu büyük israfa son verilmelidir. Ayrıştırma,israfı önlediği gibi,çevreyi de daha temiz kılacak, atık depolama alanlarının da ömrünü uzatacaktır.

 

 

 

09 Ekim 2019 Sakarya/ Adapazari- Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NetGaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NetGaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket AK PARTİ'DEN AYRILAN İSİMLERİN YENİ BİR PARTİ KURMASINI DOĞRU BULUYOR MUSUNUZ?