• BIST 103.186
  • Altın 227,073
  • Dolar 5,3171
  • Euro 6,0307
  • Sakarya 4 °C
  • Kocaeli 2 °C

Bu Son Fasıldır Ey Gönlüm…

Bayram Akyüz

Saatler, günler, haftalar, yıllar derken yarım asır geçmiş ve elli yaşımın hızla üzerine tırmanmışım. 

Geçmişte; geçmesi için sabırsızlıkla beklediğim günlerin artık hızına yetişemez oldum.

Fark ettim ki! “Monotonlaşan hayat elinizin altındaki en değerli şeyleri bile sıradanlaştırmış, ihmalkâr olmuş hayatın içinde kaybolup gitmişiz.” 

Bir an düşündüm; 

-“Eşimle birlikte uzun zamandır çocuklar, torunlar, aileler derken, odak noktasında bizim olduğumuz dakikalar yok denecek kadar azaldı. Diz dize olup göz göze birbirimize baktığımız en son ki zaman dilimini hatırlamıyorum bile”

Yaş aldıkça, önümüzde kalan sürenin belki de sağlıklı son demlerini yaşıyoruz.

Birlikte geçirdiğimiz süreler uzadıkça ilgi alanlarımız değişti. Bazen futbola müptela olduk, bazen ise arkadaşlıklara. Çocuklar, torunlar, çiçekler, böcekler derken şimdi bir de kediler çıktı. 

Bir türlü ilgi alanlarımızı kendimize yönlendiremedik.

Evet!

Bugün dünden farklı olsun diye değişik bir şey yaptım. Eve vardığımda kapıyı çaldım:

-“Hele bir bak kim gelmiş?” diye eşime seslendim.

-"Kim gelmiş?" O an kapı aralığından elimle kendimi gösterdim. 

-"Tamam, anladım sen geldin. Ben de Şimbilli (kendileri kedimiz oluyor) geldi sandım"

Evimin sultanı kafayı kedilerle bozmuş, eve girdiğimde elinde tespih rutin zikirlerinden birini çekiyor, kapıyı her zaman olduğu gibi öylesine açıyordu. Espri yapmış olmamı bile fark etmemişti. Üzerimi değiştirip, terlikleri ayağıma giydim.

 Sonra! 

-“Az gelir misin?” diye son derece naif bir ses tonuyla O’na seslendim. Ne var? der gibi baktı. Israr ettim.

-“Şöyle geç otur karşıma, tut ellerimi ve gözlerimin içine bak.  Sonra da bana ne hissettiğini söyle?”

Tatbikî şaşırdı! Böyle bir soru beklemiyordu. Bir an direndi ve bu sefer ‘Ne ayaksın’ der gibi baktı. Aldırış etmeden biraz daha romantizm takılarak devam ettim;

-“Öylesine değil ama! Gençliğimizde olduğu gibi, hani yolumu gözlediğin özlemle beklediğin dönemler var ya; öyle bak!”

-"Bırak şimdi genç ergen duruşlarını. Sana baktığımda aklıma gelen tek şey beni kırdığın anlar, çektirdiğin sıkıntılar."

Artık o dakika sonrası diyecek tek bir kelime dahi bulamıyordum. Demek ki neymiş? İnsanlar yaşlanınca birlikte yaşamak zorunluluktan öte bir anlam ifade etmiyormuş. Bir an saksıdaki çiçek, diktiği açan bir gül, sırnaşık bir kedi, ne bileyim işte; onun sevdiği bir eşya olmak geçti içimden. 

bayram-akyuz.jpeg

Ya bana ne demeli! 

-“Romantik takılacak yaş mı benimkisi!”

İtiraf ediyorum gözlükler gözümde olmayınca bana nasıl baktığını bile anlayamadım. Yıllar benden önce saçlarımı, sonra da gözlerimi aldı. Gözlüksüz burnumun ucunu dahi görmekte zorlanıyorum.

Uzun yıllardır çocuklarımızın önüne çıkabilecek engelleri kaldırmakla meşgul olduk. Bu hususta da çok başarılı olduğumuz söylenemez. Geldiğimiz nokta otuz yılı aşkın bir süredir aynı evi paylaştığım eşimle bir birimize evin eşyası muamelesi yapıyoruz.

Evet, ‘o eski halimizden eser yok şimdi.’

Ne acı bir tablo değil mi? 

Aynı çatı altında ezbere yaptığımız birçok iş bizi robotlaştırmış, belki de hislerimizin ölümüne sebep olmuş.

Oysaki ne çok kahrımı çekti. Gece migrenim tutmuş inlerken, elim kırılmış doktor vidalarken hep O vardı yanımda.

En zor anlarım da yanımda olmuş, iyi günde, kötü günde birlikte geçen onca süre.

Annemden sonra üzerimde en çok emeği olan fedakârlık abidesi bu insanla bir yabancı gibi...

Çok acı!

Ne çok ortak hatıralarımız var… 

Küçük yaşta evlilik yaptığımız için aslında biz birlikte büyüdük. Canlarımız dediklerimiz evlatlarımızı büyüttük. Şimdilerde ise birlikte torun ve kedileri seviyoruz.

Hepsi güzel de! Birbirimizi çok uzun süreler ihmal ettik.

Yaş ilerledikçe insan eşine daha bir dikkatle ve minnetle bakıyor. 

Bakmakta istiyor!

Yaşarken farkında olmayanlar yokluğunda kâbuslar yaşıyor. Bunu en yakınızda eşini kaybetmiş birine sorun en yalın hali ile anlatsın size.

Şunu biliyorum;  “Bu saatten sonra onsuz başaramam.”

Başımızı iki elimizin arasına alıp, sakin kafayla biraz düşünelim. 

Sizde benim hatalarıma düşmüşseniz isterim ki; kendimize bir miktar çeki düzen verelim. 

Onları önemsediğimizi, hayatımızın en değerli parçası olduklarını bir şekilde onlara hissettirelim. 

Ne demişti Münir Nurettin Selçuk;

"Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç. 
Bu son fasıldır ey gönlüm nasıl geçersen geç."

Amacım ne? Neden yazdım ben bu yazıyı?

-“Yakın bir gelecekte emeklilik hakkımı elde ettiğim de kendime huzurlu bir yaşam alanı oluşturmak.” 

Bu onun provasıydı.

Pes etmek yok, gayretli ve bir o kadar sabırlı çalışmalara devam inşallah.

Bu yazı toplam 770 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Net Gaste | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0264) 278 54 50 | Faks : (0264) 278 54 50 | Haber Scripti: CM Bilişim