• BIST 96.192
  • Altın 243,884
  • Dolar 6,2815
  • Euro 7,3880
  • Sakarya 26 °C
  • Kocaeli 25 °C

YHT ve "Yüksek Hayal Kırıklığı"

Osman Karagüzel

 

                    Geçenlerde Gebze’ ye gidecektim.

                    Gar’a uğrayıp, YHT saatlerine bakayım dedim.

                    YHT’in sefer sayısı ve saatleri hakkında ilk defa bilgi sahibi olacaktım.

                    Duvar da asılı liste ya da çizelgeler arasında, YHT’nin kini aradım.

                    Buldum bulmasına da,

                   Şaşırdım, tedirgin oldum. Pek tabii üzüldüm, hem de çok tasalandım.

                   Çünki, günde iki sefer koymuşlardı İstanbul’a. Ankara’da öyle.

                   İstanbul saatleri hiç ama hiç uygun tespit edilmemiş, Ankara’nın ki neyse.

                   İstanbul’a,  biri öğleden sonra 14.12, diğeri akşam 20.16 da.

                   Sanki, İstanbul’a gidilememesi, YHT’e binilememesi için rastlamış  bu saatler.

                   Öğleden bir saat sonra, günün yarısından sonra İstanbul’a niye gitsin insanlar?

                   Ya da, kim gider, gidebilir?

                   Diğeri de akşam, 20.16 da. Yani, yatmaya gitmek için. İşini görmek ve dönmek, dönebilmek  için değil.

                   İşin bir başka garip yanı; gidişlerin, aynı gün  dönüşleri  de yok. Dönüş ertesi gün.

                   O bile uygun değil. Dönüş saati 7.30 ve 10. 45 de.

                   Yani, ‘günün yarısından sonra git, hiç bir işini göreme ve ertesi gün de, hiçbir işine bakamadan, iş göremeden geri dön’ demeye benzedi.

                   Bu saatlerin  anlamı,  işlevi buna benziyor, buna gidiyor,  bunu anlatıyor gibi.

                   Bir milyonluk Sakarya’mızda iki defa, Kocaeli’miz de dört defa duruyor.

                   Bilecik vilayetimizde ise hiç durdurulmamış. Üçyüz küsur binlik Gebze’de de bir defa. Bilecik bırakıldı, Bozöyük’ e ise bir defa verildi. İlçesi, İlin önüne geçti.

                   Kocaeli de  neden dört demiyorum, dememeliyiz ve asla denmez de. Az bile vermişler. Orada da dört değil, altı olmalıydı.

                   Sakarya’mızda da altı olmalıydı. Ya da en az dört.

                   Hadi sayısından vazgeçtik, neden saatler uygun değil? Neden hiç işe yaramaz bir vakit de.

                   Günde altı, dört, hatta ikiden de vazgeçelim,

                    Bari bir koyun, ama uygun saatlere koyun. Bir sefer olsun da, işe yarar saatte olsun.

                  Sabah 7.00,  8.00 ya da 9.00 olsun da, insanlar günün tamamını İstanbul da geçirebilsin, işlerini görebilsin.

                  Dönüş saatini de, aynı günün akşamına koyarak, geri dönebilsinler. Ora da kalmak zahmetine, külfetine katlanmasınlar.

                 Bu nasıl bir hesap, bu nasıl bir pilan?

                 Oysa ilimiz de, aylardır YHT bekleniyor, büyük heyecan oluşturuyor, çok  şeyler  umuluyor, dört gözle bekleniyordu.

                 Ve ilimizin, büyük Sakarya’mızın, nüfusu bir milyona yaklaşan, üniversite, sanayi ve ziraat memleketi bu kentin;

                 Seçilmişleri, siyasi partileri, teşkilatları ve bir yığın yöneticileri var.

                 Büyük küçük çok sayıda belediyesi, üniversitesi, yüzlerce vakıf ve derneği, yani STÖ’leri var.

                 Televizyonları, radyoları, gazeteleri, yazarları, yani  külliyetli bir basını var.

                Hepsinden mühimi; milyona yaklaşan insanı, merkezinde 500 bine yakın halkı var.

                Ama, YHT iki kez duruyor ve ikisi de iş göremez bir vakitte. Kimsenin haberi ve itirazı yok. Olmadı ya da ben duymadım. Umarım ben işitmemiş olayım.

               Görebildiğim kadar koca Sakarya da,  sadece ‘’Yeni Sakarya’’ ve ‘’netgaste’’ haberdar ve sadece onlar haber yapmış, dile getirmiş.

                 Ben Gar’da listeye bakarken, büyük hayal kırıklığına uğradım.

                 İnanıyor ve ümit ediyorum ki, düzelecek, düzeltilecektir.

                 Saydığım ilgili herkes buna itiraz edecek,aynı iyiliği, iyi  niyeti paylaşacak,  altı defa bu şehirden geçiyorsa, ‘altı defa dursun’ diyecektir.

                 Hiçbir şey diyemez, hiçbir şey yapamazsa, ‘’GİDİŞ VE DÖNÜŞ SAATLERİNİ SABAH VE AKŞAM SAATLERİNE’’ aldıracaktır.

                Öyle görülüyor ki, bu liste, bu saatler sadece; Ankara, E.şehir ve İstanbul’a göre hazırlanmış, bu illerimizin ulaşımına çözüm olarak düşünülmüştür. Birazcık Kocaeli hatır-lanmış,azcık hesaba katılmış. Bilecik tümüyle dışarıda, Sakarya da fiilen hesap haricinde tutulmuş gibidir. Ya da, beklentileri izale etmek, karşılamış gibi yapmak mıdır? ‘Koyduk ya’ için midir?

                 Bizim işimiz, Sakarya’nın işi ise; üç yıldan beri çalışmayan, dört gözle beklediğimiz ‘’ADAPAZARI TIRENİNE’’ kalmıştır.

                Tez elden, daha vakit kaybetmeden, başlatın  tırenimizi. Sabah 6.oo’ da başlasın, her saat başı karşılıklı sefer düzenlesin. Hem de 24’e kadar.

                Hem de GAR’dan, eski yerinden, şehir merkezinden;  Gar’dan H.Paşa’ya,  H.Paşa’dan Adapazarı’na, Gar’a. Çalsın düdüğünü, koşsun İstanbul’a, İstanbul’dan Sakarya’ya. İki şehir kucaklaşsın her saat, birbirine misafir olsun.

                50-60 Bin mevcudu olan Sakarya üniversitesi talebeleri, bu şehir de rahat okusun. Ama İstanbul’a ,İslambol’a, eski payitahta  da yakın olsun. Külfetinden uzak, nimetine kolay kavuşsun, ortak olsun. Yüz yıldır, bir asırdır olduğu gibi.

                                                                                                            

Bu yazı toplam 3338 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Net Gaste | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0264) 278 54 50 | Faks : (0264) 278 54 50 | Haber Scripti: CM Bilişim