• BIST 93.469
  • Altın 227,107
  • Dolar 5,7332
  • Euro 6,5830
  • Sakarya 17 °C
  • Kocaeli 15 °C

Yeter! Türkçe ile oynamayın…

Hamdi Yuluğ

UNUTTUK, unutuyoruz, unutturmaya çalışıyorlar.

Dilimiz, içinde Türkçe kelimelerin de bulunduğu melez bir dil haline geliyor.

Farkında mısınız?..

Artık, şehirlerin değil köylerin girişine bile ‘wellcome’ yazılır oldu.

Çıkışta da ‘Goodbye’ uğurlamasıyla karşılaşıyoruz.

Sunucuya ‘spiker’, gösteri adamına ‘show men’, radyo sunucusuna da ‘disk jokey’ adını veriyoruz.

Onlar da halkın karşısına çıkıp, Türkçe katliamına yardımcı oluyor: Özlem ve hasret yerine ‘nostalji’den bahsediyorlar.

Şekil ve biçimin adına ‘format’ diyorlar. Sanatçılarımızı ‘yıldız’ yerine ‘star’ diye sunuyorlar.

Meslek pirlerini halkın karşısına ‘duayen’ anonsu ile davet ediyorlar.

Büyük kelimesini unutmuş ‘mega’ diyorlar.

Küçük yerine ‘mikro’yu kullanmayı tercih ediyorlar.

Muhafız ya da bekçi dememek için ‘bodyguard’ kelimesini bulmuşlar.

Genellikle de ‘medya plaza’lardan yayın yapıyorlar!

***

Artık itibar kalmadı ‘prestij’ var.

Yol üstü lokantalar yok olup gitti. Onların yerine ‘fast food’lar geldi.

Aileler, hafta sonları mesire ya da kır gezintisine gitmiyor. Mangal yakıp, ‘picnic’ yapıyor.

Herkes, buzlanmayan değil, ‘no frost’ dolap peşinde koşuyor.

Bizim iş hanlarımızın yerine ‘plaza’lar yükseliyor.

Dağ başında kurulu, tek bir turistin uğramadığı mekanlarda çıkış yerine ‘exit’ tabelaları göze çarpıyor.

Türkiye, Türkçe' siz de idare ediyor!

***

Dükkânın adı ‘store’ oldu. Bakkal yerine ‘market’e gidiyoruz.

Alışverişlerimizde de torba değil ‘poşet’ kullanıyoruz.

Yorulduğumuzda ‘cafe’ lerde oturuyoruz.

Yemek yemek için ‘fast food’ lara uğruyoruz.

Yemek çeşitlerine bakmak için ‘mönü’yü istiyoruz. Ardından elimizi cebimize atıp, ‘adisyon’ u ödüyoruz.

Arabamızla eve dönerken de ‘hava yastığına’ değil, ‘air-bag’e bakıp, kendimizi güvende hissediyoruz.

***

Modaya uyacağız ya...

İki katlı evimize ‘dubleks’ demek zorundayız.

Üç kattan bahsederken anlaşılamayacağımızı düşünüyor olmalıyız ki, ‘tripleks’ kelimesini kullanıyoruz.

Merkezlerde değil ‘center’ larda geziyoruz.

‘Son’landırmıyor, ‘final’ yapıyoruz.

Artık, sevimliye ‘sempatik’, sevimsize de‘antipatik’ diyoruz.

Böyle davrandığımızda da itibar ya da saygınlığımızın, ‘pardon prestijimizin’ artacağını düşünüyoruz.

***

Türkçe ile yabancı kelimeler birbirine girmiş durumda.

Hangisi Türkçe, hangisi yabancı ya da uydurukça belli değil.

‘Ef onaltı’diyoruz.

Oysa, Türkçe'de ‘ef’ diye okunan bir harf yok.

‘F’ harfi var.

Olsun, ne fark eder! İngilizce ‘ef’ deyip, arkasına da ‘onaltı’ kelimesini ekliyoruz.

İngilizce-Türkçe karışımı bir uçak markası imal ediyoruz.

Allahtan ‘Ef sixteen’ demiyoruz!

Oradan buradan çalıp çırptığımız kelimeleri de genellikle yanlış kullanıyoruz.

Çünkü bu ülkede ‘cehalet’in adı ‘entellik’ olmuş.

Lafa gelince büyük büyük sözler edip, toprağımızı korumak için canımızı vereceğimizi söylüyoruz.

Türkçemizin çalındığından ve yok olduğundan ise, hiç birimizin haberi yok.

Türkiye Cumhuriyeti topraklarında Türkçe' siz yaşayıp, vaziyeti idare ediyoruz!

 

İNSANLIK ÖLMEDİ!

 

"İNSANLIK öldü" diye dedi kodu yapanlara inanmayın!

İspanya'dan kaçan Yahudiler’e ev sahipliği yapmakla başlayan süreçte uzak yakın hangi din, devlet ve milletten başı sıkışan olmuşsa Anadolu’ya gelmiş Türk insanına sığınmıştır.

Osmanlı’dan günümüze tüm zamanların Habeşistan ve Medinesi Anadolu, Necaşi ve Ensar'ı da Türk milleti olmuştur.

Günümüzde kişi başı milli gelire göre dünya da birinci,

Tüm yardımların parasal değerine göre ise ABD den sonra 2. sırada Türk milleti vardır.

Açları doyuran, yoksulu giydiren, su kuyuları açarak sadece insanların değil, hayvanların dahi gönüllerini fetheden hayrat kültürüne sahip bu millet oldukça "insanlık öldü" deyimi, bir safsata, bir yalan olarak kalacak.

İnsanlık, sadece Anadolu'da değil, Müslüman Türk milleti sayesinde tüm dünya da yaşıyor!

 

 

İDAM BEKLİYORDUK!

 

MİLLET ‘İdam’ bekliyordu!

Meclis’e geldi suçluya mükafat bir af!

Şimdi tartışırken meclis bu tasarıyı, avunsun dursun bizim avam!

Ne bekliyorduk?

Ne bulduk?

Ziya Paşa geldi aklıma;

...

Eyvah bu bâzîçede bizler yine yandık

Zîra ki ziyan ortada bilmem ne kazandık

(Eyvah bu oyunda bizler yine yandık, çünkü zarar ortada bu konuda bilmem biz ne kazandık)

Biz şimdi aldandık mı?

Aldatıldık mı?

Yoksa bilerek lades mi olduk?

Bu yazı toplam 339 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Net Gaste | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0264) 278 54 50 | Faks : (0264) 278 54 50 | Haber Scripti: CM Bilişim