• BIST 104.539
  • Altın 163,366
  • Dolar 3,9376
  • Euro 4,6999
  • Sakarya 0 °C
  • Kocaeli 0 °C

Üretim yolculuğuna 38 yıl önce başladı.

Üretim yolculuğuna 38 yıl önce başladı.
Taylan Önuçak, aynı zamanda Türkiye’de yerli olarak yapılan ilk nişasta fabrikasının da mimarı.

Taylan Önuçak, aynı zamanda Türkiye'de yerli olarak yapılan ilk nişasta fabrikasının da mimarı...

İstanbul Teknik Üniversitesi’nden 1968 yılında makina yüksek mühendisi olarak mezun olan Taylan Önuçak, 6 yıl kadar Adapazarı'nda bir firmada işletme şefi olarak çalıştı.

Daha sonra 2 arkadaşının teşviği ile çark sanayinde üretime başladı.

100’er metrekarelik 2 ayrı atölyede 38 yıl önce başlayan üretim yolculuğuna bugün Hendek 2. Organize Sanayi Bölgesindeki fabrikada oğlu Ata Önuçak ile birlikte devam ediyor.

Taylan Önuçak, aynı zamanda Türkiye’de yerli olarak yapılan ilk nişasta fabrikasının da mimarı.taylan-onucak-001.JPG

‘Kimak’ ismi ile yan sanayi alanında başladığı üretimlerini Ar-Ge çalışmaları ile sürekli geliştiren Önuçak, ilk yurt dışı işini ise 1992 yılında yaptı.

Üretime başladıkları ilk yıllarda resim tahtaları üzerinde gece sabahlara kadar proje çizdiklerini anlatan Önuçak, o yıldan bugüne kadarki iş hayatını şu cümlelerle özetledi:

Kaliteli işler yapınca büyümeye başladık

“1968 yılında İstanbul teknik üniversitesinden makina yüksek mühendisi olarak mezun oldum ve 6 yıl kadar Adapazarı'nda bir firmada işletme şefi olarak çalıştım.

Daha sonra 2 arkadaşımın teşviği ile çark sanayinde 2 tane 100 metrekare atölyede ‘Kimak’ ismi ile imalata başladık.

Yan sanayiye işler yapıyorduk.

Yaptığımız işlerde kaliteye önem verdik ve elemanlarımızın da nitelikli olmasına özen gösterdik.

Eğitimler verdik, elemanlarımıza sertifikalar aldırdık.

Kaliteli işler yapmaya başlayınca da büyümeye başladık. O dönemlerde kalite önemliydi. Şimdi ise merdiven altı üretim, kaliteye önem vermeyen, Ar-Ge’ye önem vermeyen imalatçı grubu var piyasada. Kaliteye önem veren bizim gibi firmalar bu merdiven altı üretimlerle mücadelede zorlanıyor. Çünkü kalitenin bir maliyeti var.

Faaliyetlerimizi kaliteden taviz vermeden sürdürüyoruz

1976 dan 1999 sonuna kadar Kimak adı altında faaliyet gösterdik.

1999 yılından sonra da Ant Group olarak Hendek 2. OSB’de faaliyetlerimizi kaliteden taviz vermeden sürdürüyoruz.

38 yılı aşkın bilgi birikimi ve deneyimi ile koyulaştırıcı ve katı sıvı filtrasyonu, anahtar teslimi nişasta, glikoz ve diğer nişasta türevleri üretim tesislerinin kurulması, mekanik ve rafine tuz tesisleri ve ekipmanları imalatı, hurma işleme tesisleri kurulması, çeşitli tiplerde kurutma makinaları, fermantör, reaktör, kristalizatör gibi proses ekipmanları imalatı, paslanmaz ve benzeri özel çelik malzemelerden çeşitli ekipman, mikser ve tank imalatları, muhtelif tiplerde konveyör ve nakil sistemleri imalatları ve diğer özel makinaların dizayn ve imalatları konularında bir çok ülkede ve Türkiye’de bilinen ve aranan bir firma haline geldik.

İlk yıllarda kısıtlı imkanlarla imalat yapmaya başladık ama 38 yıllık süreçte yaptığımız kaliteli işlerle dünyanın birçok ülkesinde ve ülkemizde yüzlerce tesis ve makina kurduk, çalıştırdık ve teslim ettik.

1978’li yıllarda ilk nişasta fabrikası imalatı taahhüdümüzü aldık. Bu Niğde Alayköy’de bir patates nişastası fabrikasıydı. Nişasta fabrikasını yapıp teslim ettikten sonra 2 nişasta fabrikası daha yaptık. İlk nişasta fabrikasını devlete yaptık.nisasta-tesisi.jpg

Daha sonra Akyazı'da da bir nişasta fabrikası yaptık ve ‘Nişsan’ ismi ile 6 yıl kadar işlettik. Bu işte iyi bir tecrübe edindik ve daha sonra Türkiye'deki çeşitli fabrikaların ekipmanlarını yaptık. O zamanlar Türkiye'de böyle komple bir nişasta fabrikası yapan bizden başka şirket yoktu. Devlet de yerli üretimi çok teşvik ediyordu o zamanlar. İthalat yapmak isteyenleri bize gönderiyordu. Daha tezgahlarımız yokken fabrika kurduk o yıllarda.

Ar-Ge’ye çok şey borçluyuz.

1992 senesinde yurt dışı ile tanıştık. Suriye, Halep'te bir nişasta fabrikası kurduk. 1997 yılında da Ürdün'e kurduk. 2004 yılında Halep'te daha büyük bir nişasta fabrikası yaptık.

Faaliyetlerimiz devam ederken, Çark sanayiden 2.OSB’deki yerimize taşındık. Üretimlerimizi burada yapıyoruz. Oğlum da Osmangazi üniversitesi maden mühendisliği bölümünden mezun olunca beraber çalışmaya başladık. Gelinim de ekonomist. Onların şirkete katılımları ile şirketimiz Ant Group büyük bir ivme kazandı. Bu potansiyel ile maden makinaları imalatına da başladık. 10 senedir Türkiye'nin her köşesindeki tüm maden işletmelerine makine yaptık ve teslim ettik. Küçüklü büyüklü susuzlandırma üniteleri (koyulaştırıcılar), muhtelif filtreler imal ediyoruz. Şuan 20 dönümlük alanda 12.500 metrekarelik alanda hem paslanmaz çelik muhtelif ekipmanlar hem de maden işleme makinaları imalatı yapıyoruz.ata-taylan-onucak.JPG

Estonya, Polonya, Gürcistan gibi ülkelere makineler gönderdik. Bugüne kadar Şili dahil, Kuzey Afrika ülkeleri ve Avrupa ülkelerine ihracat yaptık. İran, Irak, Rusya, bütün Avrupa ülkeleri, Fas, Mısır’a ihracat gerçekleştirdik.

Mutlaka bir hedef olmalı

Sanayici olarak birçok kişi gibi benimde bir hedefim vardı. Bu hedefin birinci aşaması şirketimizi saygın, iyi iş yapan, yaptığı işin arkasında duran, tanınan, aranan bir şirket haline getirebilmekti.

ata-onucak.jpgDaha sonra yavaş yavaş büyütmekti. Bu noktada insan gücü yaşı gereği yetersiz kalıyor. İşte benim şansım çocuklarımın işimizi benimseyip yeni bir güçle işe sarılmaları oldu. Böylece birinci kuşağımız işe sahip çıktı, şimdi son hedefimde inşallah torunlarıma iyi bir gelecek hazırlayıp, arkamda eğitimli, vatanını bilen, koruyan, kul hakkından çekinen, yardım sever, dürüst, özü sözü bir, birer insan olarak yetiştiklerini görmektir.taylan-onucak-torun.jpg

Genel ülke ekonomisine baktığım zaman pembe bir tablo çizemiyorum, çünkü üretim yapmıyoruz, üreticiyi teşvik etmiyoruz, borçla ve satarak ekonomiyi götürüyoruz. Ben devlet ekonomisini şirket ekonomisine veya biraz daha minimize edersek aile ekonomisine benzetirim. Bir ailenin geliri, giderinden az ise ne yapması lazım aile fertlerinden birisinin daha çalışarak üretici olması ve aile gelirini arttırması lazımdır. Bu doğru olandır. Bunu yapmayan aile ise ne yapacak, etraftan, bankadan borç alacak, bununla işi götüremeyeceği için, televizyonu, dolabı satmaya başlayacak. Sonunda bir aile dramı oluşacak.

Bizim petrolümüz, doğal gazımız yok ama bilhassa bazı madenlerde önemli potansiyelimiz var. İki senedir bu madenlere işletme ruhsatı verilmiyor, dolayısıyla ülke geliri düşüyor, yerini borçla kapatıyoruz.

Halbuki gerekli ruhsatlar verilse gerekli çevre ve güvenlik tedbirleri ile bu madenler işletilse mevcut potansiyel paraya dönüştürülmüş olacak, bir çok insan iş sahibi olacak.

Netice olarak şu anki tablo pembe değil.

Ama biz Atatürk Cumhuriyeti’nin eski gençleriyiz, sonunda bu tabloyu da pembe yapabileceğimize inanıyorum…

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Net Gaste | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0264) 278 54 50 | Faks : (0264) 278 54 50 | Haber Scripti: CM Bilişim