• BIST 91.840
  • Altın 188,263
  • Dolar 4,7866
  • Euro 5,5613
  • Sakarya 24 °C
  • Kocaeli 26 °C

TÜRKLER HİCAZDA NE ARIYORLARDI

İsmail Gündoğdu

Değerli Netgaste okuyucuları bazı özel durumlarımdan dolayı uzun süre yazı yazamadım. Şimdi yeni bir yazı ile beraber olacağız. Bu kadar geç kaldığım için sizlerden özür diliyorum.

Geçen hafta Diyanet İşleri eski Başkanı Prof.Dr. Mehmet Görmez Filistin Âlimler Birliği ve Uluslararası Müslüman Âlimler Dayanışma Derneği (UMAD) tarafından düzenlenen Kudüs ve Filistin için Türkiye Âlimler Buluşması'nda yaptığı konuşma Suudi yönetiminde bomba etkisi yaptı. Hoca burada tarihi bir cümle kurdu. O cümle de ‘iki kıblenin hamisi olmayan iki haremin hadimi olamaz" yönündeki açıklamaydı. Anlaşıldığı kadarıyla hoca bu cümleyi bilinçli olarak kullanmıştı. Çünkü İsrail yönetimi Kudüs’te Filistinlilere her türlü zulmü yaparken Arap yönetimleri sessizliğini korumaları bir tarafa taze Suud prensi Muhammed bin Salman geçen hafta İsrail yanlısı açıklamalarda bulundu. Zavallı Filistinlilere sadece Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sahip çıktı.

Gelelim iki kıblenin anlamına. Bilindiği gibi İslamın ilk senelerinde Müslümanlar Kudüs’te bulunan Hz. Süleyman’ın inşa ettiği mescide doğru namaz kılıyorlardı. Daha sonra nazlı olan ayet gereği Hz. İbrahim’in inşa ettiği Mekke’de bulunan Kabe’ye doğru ibadet etmeye başladılar. Böylece müslümanların iki kıblesi olmuş oldu. Kabe ve etrafı birinci ‘haram’ bölgesidir. Burada cana kıymak gibi bazı filler Kuran’da yasaklanmıştır ve can emniyeti açısından güvenli bölge ilan edilmiştir. Aynı şekilde Hz. Peygamberin medfun bulunduğu Ravzaimutahhara’da aynı hükmündedir. Böylece burası da ikinci haram bölgesidir. Her iki haram bölgesine ‘harameyn’ denilir.

Osmanlılar Harameyn’e ne zaman hakim oldular?

1498’de Portekizliler Afrika’nın en güney ucunu geçerek Hindistan’a ulaşmayı başardılar. Böylece Müslümanların tekelinde olan baharat ticaretini artık hrıstiyanlar kontrol etmeye başladılar. Mısır’da bulunan Memlük devleti için bu kötü bir haberdi. Memlükler sadece Mısır’a değil Haremeyn’e de hakimdiler. O bölgenin ve hac vazifesinin de güvenliğini sağlıyorlardı. Portekizliler 1502’den itibaren Hindistan ile Kızıldeniz girişini kontrol etmeye ve baharat ticaretini engellemeye başladılar. Mısır hazinesi zarar görmeye başlayınca Gansu Gavri Papaya mektup yazarak bu saldırıları durdurmasını aksi takdirde Küdüs ve civarındaki kutsal yerleri tahrip edeceğini bildirdi. Bu tehdit üzerine Portekizliler de papaya mektup yazarak, sadece Portekiz kuvvetleri ile Mekke ve Medine’yi işgal edebileceğini hatta Hz Peygamberin mezarını yıkabileceklerini bildirdiler.

1505’te Portekizliler ilk defa Cidde önüne kadar geldiler. Bazı kaynaklara göre de limanı bombaladılar. Bunun üzerine Memlükler Kızıldeniz’de bir donanma inşa etme ihtiyacı hissettiler. Bu amaçla Venedik’e elçi göndererek malzeme istediler. Red cevabı alınca da Osmanlı devletine yöneldiler. Bu arada Portekizliler Aden açıklarında bulunan Sokotra adasını işgal ve ardında da Hürmüz boğazını kontrol altına aldılar. Hindistan’daki ve Yemen’deki sultanlar da Mısır’dan yardım çağrıları göndermeye başladılar. 1508 sonbaharında Memlüklü, Yemen ve Hindistan kuvvetlerinden oluşan donanma Portekiz kuvvetlerini hezimete uğrattılar. Fakat Portekiz komutanı Almeida toparlanarak aynı donanmayı 1509 Şubatında yok etti. Osmanlı sultanı II. Bayezit 1509 ve 1510’da İstanbuldan 300 top ve gemi inşaatında kullanılmak üzere keresteyi yardım için Mısır’a gönderdi. 1511’de de üçüncü donanmayı gönderdi. Bu yardım gemilerinde 300 tüfek, kırk kantar barut, 2000 gemi küreği, bakır, demir, halat, kanca, makara gibi sair gemicilik malzemeleri vardı. Aynı Memlükler Osmanlı ile Adana’da savaş yaptıklarını da hatırlatalım. Ama söz konusu Haremeyn’e olunca Osmanlılar bunu bir kenara bırakıp yardımdan geri durmadılar. Ayrıca Osmanlılar’, malzemelerin parasını gönderen Gansu Gavri’ye bu parayı kabül etmeden geri gönderdiler. Osmanlılar’ malzemelerin yanında yetişmiş denizcileri de Mısır’a yolladılar. 1511’de Hamit Reis adlı bir Osmanlı komutanı Akdeniz’de Haçlıları yenerek 200’den fazla esir almıştı. 1513’te Portekiz komutanı Albuquerque, 20 gemi ile Aden limanını kuşattı. Ardından Yemen’de bulunan Mocha ve Hudeyde’ye asker çıkartarak bu şehirleri işgal denemesi yaptılar. 1513’te Portekizlilerin Cidde’ye saldıracaklarına dair çağrılar gelemeye başladı. Görgü tanıkları altı seneden beri Cidde limanına hiç bir ticari geminin gelmediğini bildiriyorlardı. Bu tarihte Osmanlı sultanı Selman Reis ile 2000 kadar denizciyi Mısır’a Kızıldeniz’de filo inşası için gönderdi.

Portekizli komutan kıraldan Cidde, Mekke ve Süveyşe saldırmak ve oralarda üs kurmak için yazı yazdı ve Mısır’a karşı İran şahı İsmail’e ittifak önerdi. Şah Portekizlileri sıcak karşıladı. Sonuç olarak Mısırlı’lar Portekiz karşısında aciz kaldılar ve her an Osmanlılar’dan yardım istedikleri için kutsal yerlerin güvenliği ile bizzat ilgilendiler. 1512’de tahta çıkan Yavuz Sultan Selim İran tehlikesini bertaraf ettikten sonra İslam birliğini sağlamak için güneye yöneldi. 1516’da Suriyeyi 1517’de de Mısır’ı alarak Osmanlı topraklarına kattı. Bunun üzerine I. Selim’e ‘Haremenin de hakimi oldunuz’ diyen sadrazama cevaben ‘Estağfirullah, biz ancak oraların hadimi oluruz hakimi değil’ diyerek tarihi cevap vermiştir. Bu tarihten sonra Osmanlı sultanları ünvanlarına ‘Hadimul Haramey’ yani ‘Mekke ve Medine’nin hizmetçisi’ lafzını da eklemişlerdir.

Gelelim en baştaki konumuza. 1900’lerin başlarında Kabe’ye bir çok kez saldırıp hatta tahrip bile etmeyi düşünen Suud’lar da İslam dünyasında saygınlık kazanmak için ‘hadimul Harameyn’ ünvanını kullanmaya hala devam ediyorlar. Bu gerçek bir saygı mıdır yoksa sadece göz boyama mıdır? Samimiyet sayın Görmezin belirttiği gibi iki kıblenin yani Kudüs ve Mekke’nin koruyucusu olmadan Harameynin hakimi olunmaz. Osmanlı padişahları güçlüyken de en zayıf oldukları zamanda da her üç beldeye ( Küdüs, Mekke ve Medine) sahip çıkmışlardır. Suudlar sahip çıkmıyorlarsa en azından sessiz kalabilirler.

Bu yazı toplam 4510 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Net Gaste | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0264) 278 54 50 | Faks : (0264) 278 54 50 | Haber Scripti: CM Bilişim