• BIST 104.539
  • Altın 163,366
  • Dolar 3,9376
  • Euro 4,6999
  • Sakarya 5 °C
  • Kocaeli 1 °C

SUKUNET VE SUSMAK ERDEMDİR

Akın Aksakal

Gerçekten, yerinde ve zamanında susmasını bilmek,

Kişiyi konuşmanın tuzaklarına düşmekten kurtarır.

Sessizlikte esenlik vardır. Susan aklını başına alır, daha derin ve dingin düşünür.

Kendini daha iyi denetleyebilir.

İnsan ilişkilerini, yaşam sorunlarını, planlarını olumlu ve doğru çözmek, gerçekleştirmek yolunda kararlarını daha gerçekçi alabilir.

Doğru kararlar alma olasılığı her zamankinden fazladır.

Düşüncelerimizi konuştuğumuzda, ağızdan çıkan kelimeler kimi zaman başkalarına ya da ortama sadece zarar verir. Bu da zaman ve kişilik kaybından başka bir şey kazandırmaz

Dilin kendisi küçüktür ama işlevi kendinden çok daha büyük sonuçlara neden olabilir.

İşlediği hayır ve şerler çok büyük boyutlara ulaşabilir.

Dil, her kapıya anahtar olur.

Lakin!

Kontrolümüzden çabucak ’da uzaklaşabilir.

Dilini frenleyemeyenler, dilini düzeltemeyenler pek çok olumsuz sonuca da katlanırlar.

Farkına varmadan dedikodu yaparlar, başkalarını yargılarlar, insanların arasını açabilirler, gönül kırarlar.

Dilin var ediliş amacı hayır, iyilik, esenlik, barış, dostluk adına kullanılmasıdır.

Dilin hataya düşüp şer yolunda yürümesi "Boş konuşmak “la başlar.

Bu da hem dinleyen hem de konuşan için sadece zaman kaybıdır.

Boş konuşmak;

Bilgi alış verişi yapmak, sevgi sözcükleri kullanmak, dertlere ve sorunlara çare olmak, aklın sözcüklere yansıması gibi anlamlı dil kullanımına engeldir.

Kelimeler kifayetsizleşir

Gereksiz ve fazladan konuşmak da dilin yanlış kullanımıdır.

Sır tutmada, dil çoğunlukla kendini frenleyemez.

Bu da ona sır verene ihanettir.

Alay etmek, ayıplamak, leke sürmek, gönül kırmak, hakaret etmek dilin işlediği kötülüklerdir.

Küfür ve müstehcen sözcükleri sıkça kullanmak bir anlamda şehvetin dile yansımasıdır.

Confucious'un, "Büyük insanlar az konuşur, çok çalışır," sözünü, Sokrates’in "Yerinde konuşmasını ve susmasını bilmek akıllı insanların işidir," deyişini ve sevgili Mevlana'nın "Anlayana anlatmazsan zulmedersin, anlamayana anlatırsan yine zulmedersin," anlatısını anımsatmak isterim

Dilin önünde bu denli tuzaklar oluşu, insanı dilini kullanmada son derece dikkatli ve kontrollü olmaya yöneltmeli ve her şeyden önce de ona susmayı öğretmelidir.

Unutmayalım ki, gerektiğinde susmak da bir erdemdir.

 

Bu yazı toplam 1061 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Net Gaste | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0264) 278 54 50 | Faks : (0264) 278 54 50 | Haber Scripti: CM Bilişim