KIRGIZİSTAN’DA KELEŞLİ, KALLEŞ SALDIRIYA UĞRADIK!

Sezai Matur

Kırgızistan’a yaklaşık 8 saate varan yolculuk sonrası vardığımızda karnımızı doyurmak için bir Türk lokantası tercih ettik.

Taksim isimli bir kebapçıya girdik.
Pazarlık yapıldı.
Yemekler yendi.
Hesap geldiğinde şok olduk.
Baştan konuşulan hesabın tam iki katı hesap önümüze konmuştu.
Heyet Başkanı , TGF Başkanı Yılmaz Karaca doğal olarak hesaba itiraz etti.
Arkadaşların bir çoğu otele dönmüştü.
Biz son minibüsle dönecek 7-8 arkadaş kalmıştık.
İşyeri sahibi Ali Salih İflazoğılu bir anda bizi tehdit etmeye başladı.
Biz yaptığı işin yakışık olmadığını anlatmaya çalışırken bir anda içeri kamuflaj elbiseli özel güvenlikçiler girdi.
Birinin elinde kaleşnikof vardı.
Tam bir şok durumu…


Sadece Türk olduğu için tercih ettiğimiz bir mekanda, hesaba yapılan bir itiraz nedeniyle karşımuzda keleşli insanlar vardı…

Adamlar açık açık ya parayı ödersiniz, ya da… diyordu..
Bu açık tehdide rağmen sağduyuyu bırakmadık.
Genel Başkan Yılmaz Karaca hepimize itidal çağrısı yaptı.
Şahsı net bir şekilde uyararak bu yaptığının bedelinin çok ağır olacağını, Türkiye Cumhuriyetinin bu yaptığını yanına kar bırakmayacağını söyledi.
Bu net tavır karşısında mekan sahibi silahlı adamlarını dışarı çıkarttı.
Hesabını düzeltti.
Biz de ödeyip dışarı çıktık.

Ancak sabah aynı kişinin sosyal medya hesaplarından TGF’yi hedef alan açıklamaları ve FETÖ liderinin beddualarına benzeyen “uçakları düşsün” şeklindeki alçaklığını görünce bir araştırma yaptık.
Adamın geçen yıl 15 Temmuz sonrası bir başka işyerinin açılışı Kırgızistan’daki FETÖ imamı Orhan İnan tarafından gerçekleştirilmişti.

Yani keleşle tehdit edildiğimiz mekanın sahibi FETÖ ile içli dışlıydı.

Hain terör örgütü FETÖ’ye karşı her zaman net tavır gösteren TGF heyeti olarak FETÖ’nün bir kumpası ve tehdidi ile karşıya kaldık.

Bu durumu daha sonra Türk Büyükelçisi Metin Kılıç’ı ziyaretimiz sırasında anlatan Genel Başkanımız Yılmaz Karaca yaptırım uygulanmasını istedi.
Türkiye dönüşten sonra da hükümet nezdinde girişimlerde bulunarak gereğinin yapılmasını talep etti.
….

FETÖ Kırgızistan’dan temizlenemedi

Hain FETÖ örgütünün ilk girdiği, kök saldığı ve halen en örgütlü olduğu yerlerden biri Kırgızistan.
Bir üniversitesi, ilk, orta ve lise olmak üzere 17 okulu bulunuyor bu ülkede.
Bu okulların büyük bölümünün ilk kuruluş sermayeleri de ne yazık ki Sakarya’dan gitti.
15 Temmuz sonrası okulların Sebat olan adı Kırgızca’da kalite anlamına gelen Sapat ile değiştirilmiş.
Okul yönetimlerine göstermelik Kırgız isimler getirilmiş.
15 Temmuz’da kapatılan Bank Asya orada halen faaliyette.
4 şubesiyle çalışıyor.

Türkiye’den firar eden 500-600 kadar hain orada rahatça yaşamlarını sürdürüyor.
FETÖ orada da devletin içine sızmış.
El alt kademedeki memurdan Cumhurbaşkanına kadar FETÖ ile bağı olmayan neredeyse kimse yok gibi.
FETÖ’nün kontör altında tuttuğu Cumhurbaşkanı seçimi kaybetmiş ve Kazakistan, Rusya ve Türkiye’ye karşı tutumları yüzünden de görevinden zorunlu olarak uzaklaştırıldı.

Yüzde 54 oyla yeni seçilen Cumhurbaşkanı 26 Kasımda göreve başlayacak.
Türkiye ile yakın ilişkiler içinde olan yeni Cumhurbaşkanı’yla birlikte FETÖ’nün bu ülkeden temizleneceğini umuyoruz.

Türkiye’nin ata yurda en güzel hediyesi: Manas Üniversitesi

Türkiye Cumhuriyeti Kırgızistan’ın gelişimine büyük önem veriyor.
Bunun da eğitimden geçeceği düşüncesiyle ilkokuldan üniversiteye kadar bir çok eğitim kurumu kazandırmış bu ülkeye.

Manas Üniversitesi de bu kurumlardan biri.
20 yıllık bir geçmişi var üniversitenin.
Dev bir kampüsü ve 9 fakültesi 6 bin öğrencisi var.
Rektörü ve hocalarının çok büyük bölümü Türkiye’den.
Türkiye’den de 1300 öğrencisi olan Manas Üniversitesi bölge ülkelerinin en seçme öğrencilerini alıyor. Burada çok kaliteli bir eğitimle hayata hazırlıyor.
Kampüs ve eğitim binaları oldukça modern.
Bir örnek vermek gerekirse İletişim Fakültesi’ndeki eğitim altyapısının Türkiye’de hiçbir üniversitede olduğunu sanmıyorum.

Öğrenci yurtları kampüsün içinde.
Birkaç yıl önce üniversite içinde öğrenciler arasında kavgalar-çatışmalar yaşanmış.
Ancak Rektör Sebahattin Balcı liderliğindeki yeni yönetimle tüm sorunlar çözülmüş.
Şimdi tam anlamıyla huzur hakim.
Çok farklı ülkelerden gençler huzur içinde eğitimlerini alıyorlar.
Türk öğrenciler devletten aldıkları öğrenim kredisine ek olarak evlerinden gelen küçük harçlıklarla burada okuyabiliyorlar.

Tabii Kırgızistan’ın renkli gece hayatına dalmadıkları sürece…
Manas Üniversitesi heyetimizin etkinliklerine ev sahipliği yaptı.
Burada önce Türk Dünyası Belgesel Film yarışmasında ikinci olan filmin gösterimi yapıldı.
TGF Başkanlar Konseyi toplantısı Rektörlük Konferans Salonu’nda iki oturum halinde gerçekleştirildi.
Akşam ise Rektör Sabahattin Balcı, Kırgız ve Türk müziğinin eşsiz eserlerini seslendirildiği güzel bir organizasyonda ağırladı bizleri.

Bişkek’te renkli geceler

Bişkek Orta Asya’da gece hayatının en renkli olduğu şehirlerin başında geliyor.
Burada maaşlar çok düşük.
Polis ve öğretmen maaşı 200 dolar.

Doktor 250, profesör 300, milletvekili 500, Cumhurbaşkanı bin dolar maaş alıyor.
Tabii bu paralar geçirmek imkansız olduğu için her yerde rüşvet hakim.
Kolay kazanılan para çok olduğu için de bu paraları harcanarak yerler de çok.
Alkol tüketimi çok fazla.

Fuhuş almış başını gidiyor.
Eğlence piyasasına da Türkler büyük oranda hakim olmuşlar.
Her yerde bir Türk mekanı görmeniz mümkün.

Yollar geniş, trafik karışık, hava kirli, elektronik ucuz

Kırgızistan’da da Sovyet döneminden kalma geniş yollar var.
Ancak bağımsızlık sonrası tüm ağırlık Başkent Bişkek’e verildiği için burada nüfus yoğunluğu çok artmış.
Burada Kazakistan’a göre bir düzensizlik hakim.
Kimse kurallara uymuyor.

Arabalar çok ucuz olduğu için herkesin altında bir araba.
Yol kıyıları çift sıralı parklarla dolmuş. O geniş yollar da haliyle daralmış.
Trafik sabah ve akşam saatlerinde şehir merkezinde kitleniyor.
Kullanılan yakıtların da hiçbir standardı olmadığı için hava çok kirli.
Çarşı da gezerken nefes almakta zorlanıyorsunuz.

Bu yüzden sokakta maskeyle gezen çok insan görürsünüz.
Bu ülkede elektronik çok ucuz.

Cep telefonlarında vergi olmadığı için fiyatlar neredeyse yarı yarıya daha düşük.
Oş Pazarı denilen her gün açık dev bir pazarları var.
Burada yok yok.

Ekmekten kalpağa, askeri üniformadan elektronik hediyelik eşyalara kadar her şey var.
Pazarda satılan ekmekler ise sanki bir sanat eseri.
Üzerine yapılan desenlere kıyıp ekmeği yiyemezsiniz.
Hijyen ise arayıp bulamayacağınız tek şey pazarda.
Bir lokantaya girdik.

Oradaki Kırgızlarla sohbet ettik ama yemek yemeye cesaret edemedik.
Bişkek’te turizm hareketli.
Ancak otellerde bir standart ve kalite bulmak mümkün değil.

Foto: Kırgızistan’ın meşhur Oş Pazarında ekmekten, kokoreçe, aklınıza ne gelirse bulmak mümkün.

Cengiz Aytmatov’a ziyaret

Cengiz Aytmatov Kırgızistan’ın yetiştirdiği, dünya çapında başarılara imza atmış, yazar düşünür ve siyasetçi.
1928’de dünyaya geldi.
2008’de 80 yaşında vefat etti.
Yeşilçam’ın en sevilen filmlerinden biri olan Selvi Boylum Al Yazmalım’ın yazarı da olan Cengiz Aytmatov’un Rusça yazdığı eserler, bir çok dile çevrildi.
Babası ve ülkedeki bir çok bilim adamı Ruslar tarafından katledilerek toplu mezara atılmış.
Bu mezarları tespit ederek her birini anıt mezardan çıkarmış.
Bunlar için Atabeyt adıyla bir anıt mezar oluşturan Cengiz Aytmatov, vasiyeti nedeniyle kendisi de buraya gömülmüş.
Mezarı başında Fatiha okuduğumuz Cengiz Aytmatov’ çu rahmetle anıyoruz.

Güzel atlar ülkesi neresi?

Bizim Kapadokya için Güzel Atlar Ülkesi nitelemesi yapılır ya, aslında bunu Kazakistan için söylemek gerek.
Çünkü nereye baksanız at görüyorsunuz.

Atın kendini göremiyorsanız, heykelini, heykelini göremiyorsanız sütünü veya etini görüyorsunuz.
Örneğin Türkistan’da Ahmet Yesevi Külliyesi’nin arka tarafındaki bir parkta at heykellerinden oluşan çok güzel bir kompozisyon oluşturulmuş.

Yol boylarında devasa otlaklarda at sürülerine görüyorsunuz.
O kadar etkileyici bir görüntü ki kelimelerle anlatmak imkansız.
Kazaklar ata büyük önem veriyor.

Binek atı olarak kullandıkları atı yemiyor, sütünü içmiyorlar.
Süt için besledikleri atlar ve et için besledikleri atlar ayrı.
Özellikle yaylalarda beslenen atların et ve sütü daha makbul.
At eti daha pahalı olduğu için daha çok özel günlerde tüketiyorlar.
Bir de imkanı olanlar kış girişinde at kestirip, dolabına koyuyor ve kış boyunca onu tüketiyor.
Rehberimiz Aygül Hanım’ın bir köyden getirttiği kımızı Ankara lokantasında içtik.
Kımız at sütü.

Kımızın çok faydalı olduğu söyleniyor. Biz alışık olmadığımız için içimi zor geldi.
At etini de yoldan geçerken görüp, konuk olduğumuz bir düğünde tattık.
Hiç de fena değildi.